CHP’nin Tehlikeli İkilemleri

27 Kasım 2012 Salı

\n

Geçen hafta Seyit Rıza meselesi üzerinden yaşanan kriz, CHP açısıdan da son derece kritik bir yol ayrımına işaret ediyor. CHP yaşanan ağır tartışmaları yok sayarak bu ideolojik çifte başlılığına acilen son vermezse, önümüzdeki her seçim sürecinde hayal kırıklığı yaşamaya mahkûm.

\n

Kılıçdaroğlu, genel başkanlık koltuğuna oturduğundan beri ezber bozmak adına -ANAPın dört eğilimsapmasını hatırlatan bir tavırla- liberal, ılımlı İslamcı, Kürtçü, yani CHPnin genel ideolojisi ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesine aykırı milletvekilleri, parti meclis üyeleri seçtiriyor. CHP lideri bu sayede partisine hem Güneydoğudan, hem Müslüman siyaseti (!) öne çıkaranlardan hem de merkez liberallerinden oy akacağını sanıyor. Üzerinde durmaya bile gerek yok, bu oportünizm kokan ideolojik biçim bozmanın bir geri adım dönüşü olacağını sanmak, en iyi ihtimalle aşırı iyi niyet veya siyasi saflık.

\n

CHP, Kılıçdaroğlu döneminde yaşadığı seçim ve referandum süreçlerinde beklenen oy patlamasını yapamadığı gibi, neredeyse birçok açıdan Baykal CHPsinin gösterdiği potansiyel yükseliş ivmesinin beklentilerinin gerisinde kalıyor. Büyük umutlarla ve hatırı sayılır bir rüzgârla başlayan bu serüven, bu nedenlerle şimdilik yarattığı umudu dağların arkasına bıraktı. AKP bu sayede 10 yıldır iktidarda olmasına ve halktan bu kadar tepki görmesine rağmen karşısında kendisini yerinden edebilecek bir muhalefeti bile olmayan parti oldu. Dikensiz gül bahçesinde gezinerek yarattığı teksesliliğin keyfini parlamentoda çıkarıyor.

\n

CHP herkese yaranayım mantığıyla şekillenen kaygan tavırlarıyla kendisi için marjinal sayılabilecek kesimlerden oy alamadığı gibi, esas kendi arka bahçesi olan ulusalcı, Atatürkçü, cumhuriyetçi-demokrat insanların ışık hızıyla partiden uzaklaştığını göremiyor. Bırakın seçmenleri veya üyeleri, CHPnin yönetim organlarında yer alan insanlar, sürekli muhatap oldukları bu Y-CHP saldırısından kaçarak istifa ediyorlarsa veya parlamento grubunda kazan kaldırıyorlarsa, artık parti için oturup düşünme vaktidir. Bütün bu şizofrenik parçalanma ve kafa karışıklığının kökeninde Kılıçdaroğlu ekibinin CHPli gibi CHPliler yerine her çeşit ithal düşünce sahiplerini öne çıkararak seçimlere ve parlamentoya girmeleri ve de üstelik bu sapmalardan övünmeleri yatıyor. Gerek cemaate yakın Kürtçü siyaseti seslendiren milletvekilleri, gerek partiye açık açık Atatürkçüleri tasfiye etmeleri gerektiğini anlatan 2. Cumhuriyetçi-liboş yandaş gazetecilerle düşünürlerle (!) kurulan sıkı diyaloglar, ortaya rahatsız ediciden öte bir ne olduğu belirsiz parti yapısı çıkarıyor.

\n

Öncelikle Kılıçdaroğlunun sürekli olarak muz kabuğuna basarcasına üzerine gidip yere yuvarlandığı anakronizm hastalığından söz edelim: Parlamento grubunda milletvekillerinin cesur çıkışlarıyla engellenen Hüseyin Aygünün Seyit Rızaya iadei itibar yasa tasarısı tartışılırken Seyit Rızayı yargılayan mahkemeler de özel mahkemelerdir. Biz özel mahkemelere karşıyızdemesi bunun çok tipik bir göstergesi. Kılıçdaroğlunun değerlendirmelerinde dönemler, yıllar, yorumlar, ulusal ve uluslararası şartlar, hepsi birbirine karışmış. “Devrim yasaları ve İstiklal Mahkemeleri olmasaydı, ortada Türkiye Cumhuriyeti mi olacaktı sorusu, Genel Başkanın aklına bile gelmiyor. Neredeyse Fatih İstanbulu alırken sosyal medyadan eğilim araştırması yaptı mı veya “ ‘Fetihin Facebook sayfası var mıydı sorusuna yanıt arayacak. Sayın Kılıçdaroğlunun 20. yüzyıl Türkiye siyaseti ve yakın tarihimizi yani Menemeni, Dersimi, Seyit Rıza, Saidi Nursiyi, İnönü dönemlerini, 27 Mayısı ele alış şekilleri, bu nedenle sorunludan da öte. Yaşanan her olay, o günün şartları ve gerçekleri içinde ele alınmaya mecburdur, bizden hatırlatması!

\n

Kılıçdaroğlunun geçen hafta partiye yine travma yaşatan Aygünü uyarması ve Parti politikalarına aykırı ve grup onayından geçmemiş yasa önerilerini kamuoyuyla kimsenin paylaşmamasınıistemesi iyi bir başlangıç. Ancak yine de CHP Genel Başkanının iktidar alternatifi olabilmek için kimlerle ittifak yapması gerektiğini anlaması ve partinin yörüngesini sağlam bir rotaya oturtması zaman alacağa benziyor. Ne yazık ki Türkiyenin ise kaybedecek tek saniyesi kalmadı... Tabii madalyonun bir de diğer yüzü var. Sivil toplum ve diğer siyasi ulusal kanatlar CHPye nasıl bakıyorlar? Onu da gündem el verirse haftaya ele alacağız...

\n

Yazarın Son Yazıları

Hırs ve hayat dersleri! 12 Kasım 2020