Gerçek modernleşme hikâyemiz 2: Türkiye Cumhuriyeti!

27 Ağustos 2020 Perşembe

Sevgili okurlarım, otoriter ve totaliter eğilimli iktidarlar sadece güncel olayları ve gerçekleri saptırmakla, bunları tersyüz etmekle yetinmezler:

Tarihi de kendi dogmatik inançlarına, herkese giydirmek istedikleri ideolojik deli gömleğine uygun olarak yeniden yazmaya çalışırlar.

Her ne kadar dünya ve insanlık, daha özgür, daha demokratik, daha eşit bireylerin yaşadığı bir siyasal, ortam idealine göre evriliyorsa da...

İktidar hırsıyla gözü kararmış politikacılar ve Neo-emperyalizm, ittifak halinde, birlikte:

Hem kendi ülkelerinde hem de gelişmekte olan ülkelerde, her türlü ırkçı/milliyetçi ve dinci/ mezhepçi dogmatik inanç kalıplarını kullanarak, cahil ve menfaatperest kalabalıkları kışkırtır, böylece hem güncel hem de tarihsel gerçekleri saptırmaya çalışırlar.

Çünkü Emperyalistler bir ülkeyi sömürmek için en iyi kullanabilecekleri yöneticilerin, güncel ve tarihsel gerçekleri saptırmak isteyen, dolayısıyla en çok dış desteğe muhtaç politikacılar olduğunu bilirler.

***

Türkiye Cumhuriyeti, mucizevi bir modernleşme öyküsüdür...

Bu öyküyü yazan, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran lider Mustafa Kemal Atatürk’tür:

Tarım Devrimi’nde patinaj yapan, Toprak Ağaları ve Tarikatlara dayalı, işgal edilmiş bir İmparatorlukta...

İşgalci galip devletlere, Batı’dan ve Doğu’dan saldıran toprak hırsıyla gözü dönmüş düşmanlara, koltuğunu korumak isteyen Halife’ye ve içeride isyan edenlere karşı bir zafer kazandıktan sonra...

Çağ gerisi bir imparatorluk kalıntıları üzerinde, çağdaş bir toplumun temellerini atmıştır!

***

Osmanlı’da başlayan ve Cumhuriyet zaferiyle sonuçlanan (150 yıllık değil) 250 yıllık modernleşme serüveni, Yabancıların hikâyeleri değil, bu topraklarda yaşayan halkın kanıyla, canıyla yazdığı, özbeöz milli olan bir öyküdür!”:

Bu öykü, Batı Uygarlığı’nın yaklaşık 500 yılda (20. Yüzyılı da katarak hesaplıyorum) geçirdiği “modernleşme” sürecini Türkiye Cumhuriyeti’nin 15 yıl gibi inanılmaz bir sürede attığı temeller üzerinde yakalama öyküsüdür!

Bir Din-Tarım İmparatorluğu’nun enkazı üzerinden Çağdaş bir Cumhuriyet yaratma mucizesidir.

***

Emperyalizme başkaldırmış ve onu yenmiş, toprak ağalarının ve tarikatların egemenliğine son vermiş olan Atatürk ve onun kurduğu bu “Modern Cumhuriyet” hem dincilerin hem de emperyalistlerin hedefidir.

Emperyalistleri anlamak kolaydır:

Sömürülerine son verdiği için Atatürk’ü ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni sevmemeleri normaldir.

Beni şaşırtan, utandıran ve korkutan, Cumhuriyet modernleşmesi sayesinde bulundukları koltuklarda oturanların, hiç utanmadan, onlara bu olanağı sağlayan Cumhuriyet değerlerine ve modernleşmesine, özellikle de bunları gerçekleştiren Atatürk’e saldırmalarıdır!


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020