Solsuz demokrasi olmaz!

Solsuz demokrasi olmaz!

21.09.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bütün ülkeler, bütün toplumlar, tarihsel kimliklerine sahip çıkar...

Bütün ülkelerde, bütün toplumlarda, din, mezhep, ırk ve milliyet kimlikleri, siyasette her zaman varlıklarını sürdürür...

Bütün ülkelerde, bütün toplumlarda, sınıfsal çatışmalar, gelir dağılımı kavgası, çeşitli maskeler kullanarak siyasetteki belirleyiciliğini sürdürür...

Ve elbette, insanlık, bütün bu gerçeklere rağmen, hatta bütün bu gerçeklerden dolayı, yine sonsuza kadar, özgürlük, eşitlik ve adalet arayışına devam edecektir!

***

İnsanlık, bütün kimlikleri eşit gören bir toplum ve devlet anlayışına ve bu anlayışa dayalı olması gereken, Demokratik Rejim ilkelerine:

Üretimi ve geliri, sömürüyü derinleştirerek ve yaygınlaştırarak artırmak ve üretilen gelire kendisi için el koymak isteyenler ile...

Üretimi ve geliri, özgürlük, eşitlik ve adalet anlayışı içinde artırmak ve üretilen geliri üretime katılan herkesle adilce paylaşmak isteyenler arasındaki kavga sonunda:

Ulaşmıştır.

Bu anlamda üretimi, sömürüyü artırarak ve gelir paylaşımını, hâlâ Ortaçağ’ın, Yeniçağ’ın ve hatta Yakınçağ’ın eski kimlik anlayışlarına göre yapmak isteyenler, insanlığın günümüzde ulaştığı özgürlükçü, eşitlikçi ve adaletçi aşama bakımından siyasal literatürde “gerici”; üretimi ve geliri, özgürlük, eşitlik ve adalet anlayışı içinde artırmak ve üretilen geliri, üretime katılan herkesle adilce paylaşmak isteyenler, tarihsel zaman akışı açısından, yine siyasal literatürde, “ilerici” diye nitelenirler.

***

Yine siyasal bilimler literatürü açısından, (Fransız Devrimi sırasındaki parlamentoda âdet olan oturma biçimine göre) toplumsal değişme ve gelişmeyi reddeden, kralcı, dinci, mezhepçi, toprak ağaları yani asiller ile ruhban sınıfı “sağcı”...

Toplumsal değişme ve gelişmeyi kabul eden ve onu destekleyen Cumhuriyetçiler, yeni filizlenen sermayedarların bir bölümü ve emekçiler “solcu” olarak kabul edilirler.

(Gelişmiş endüstri ülkelerinde, kapitalist rejim yerleştikten sonra, sermaye sınıfı da değişmeye karşı olarak sağa geçmiş ve hatta onun liderliğine soyunmuştur. Türkiye gibi yeterince gelişememiş ülkelerde ise, sermaye sınıfı da, değişme ve gelişmenin başında, Fransız Devrimi’nin ilk döneminde olduğu gibi, toprak ağalarına ve dincilere karşı Cumhuriyetçi olarak solda yer alabilmiştir.)

***

Özetle Voltaire’i, Rousseau’yu, Montesquieu’yu, Tocqueville’i, Ricardo’yu, Simon’u, Engels’i Marx’ı, Lenin’i, Troçki’yi, Mao’yu okumuş, Amerikan, Fransız, Rus, Çin, Türk ve Küba devrimlerini ve kanlı iki dünya savaşını yaşamış, Hitler ve Mussolini’yi gözlemlemiş, Sovyetler’in çöküşünü, NeoEmperyalizmin Ortadoğu’yu nasıl kana buladığını izlemiş olan insanlık:

Özgürlük, eşitlik ve adalet arayışında şimdilik ulaşabildiği, özürlü de olsa, ağır aksak işletmeye çalıştığı Demokratik Rejim bağlamında, bu arayışını sürdürmektedir.

Bu niteliğiyle, Demokrasi mutlaka değişmeye ve gelişmeye açık olmak, sol siyasal partileri de zorunlu olarak içermek zorundadır.

Bu nedenle sağ siyasetin farklı biçimlerde de olsa, hem iktidara hem de ana muhalefete egemen olduğu bir rejim Demokrasi olamaz:

Unutmayalım, NeoEmperyalizm, sömürdüğü ülkelerdeki siyaseti, sadece iktidar üzerinden değil, muhalefet üzerinden de biçimlendirir!

Yazarın Son Yazıları

Seçilmişlerin transferleri, rejim ve anayasa suçudur! (16)

Cumhuriyet Rejimi’miz Anayasa’mızda, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olarak tanımlanmıştır.

Devamını Oku
06.09.2026
‘Neyden kurtulduk?’ (15)

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Kurtuluş Savaşı” tanımına karşı bozuk bir Türkçeyle “Neyden kurtuluyoruz?” diye sormuş ve “Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” demişti.

Devamını Oku
04.09.2026
Emperyalizm ve padişah sömürür, Atatürk kurtarır (16)

Temmuz 2026’da yeni müfredat programı kapsamında “Kurtuluş Savaşı” yerine “Milli Mücadele” kavramının öne çıkarılmasıyla ilgili tartışmalarda Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bozuk bir Türkçeyle, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” demişti.

Devamını Oku
03.09.2026
Tuğrul Türkeş Mehmet Uçum’u neden uyardı? (13)

Saray yönetimleri ne kadar uzarsa bireysel ve kurumsal yozlaşma ile “çevre” içindeki ve “çevreler” arasındaki uyumsuzluklar da o denli yoğunlaşır, keskinleşir ve yıkıcı olur.

Devamını Oku
01.09.2026
Emperyalizmle mücadele (12)

Bugün 30 Ağustos; 104 yıl önce Anadolu ve Trakya’da Emperyalizmin mağlup edilerek tarihin akışının değiştirildiği gün: Emperyalizmle gerçek mücadele, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı gibi gerektiğinde savaşla, gerektiğinde “Üniter ve Ulusal Cumhuriyet kurmakla” ama mutlaka “İç ve dış sömürüye karşı, Ulusal Bilinç’le” yapılır!

Devamını Oku
30.08.2026
Emperyalizmin çelişkisi ve bulduğu çözüm (11)

Ulus Devlet’ten “İyi Niyetli/İnsancıl (Benevolent) Monarşi”ye! Teknolojisi gelişmiş ülkeler, teknolojisi gelişmemiş ülkeleri güdümler ve sömürürler.

Devamını Oku
28.08.2026
Ahlaksız siyaset olmaz; olmamalı!

Bir iktidarın ilk ve en önemli görevi, toplumun ahlakını korumak ve yüceltmektir!

Devamını Oku
27.08.2026
‘Devlet aklı’ palavrası

“Devlet Aklı” mekanizması, tüm hızıyla çalışıyor...

Devamını Oku
25.08.2026
TC vatandaşları aptal değildir!

İnsanları ırklarına, milliyetlerine, dinlerine ve mezheplerine göre toptancı bir biçimde nitelemeyi sevmem; hatta bunu yapanları da eleştiririm.

Devamını Oku
23.08.2026
‘En kötü senaryo’ya doğru mu? (7)

Okurlar “Erdal İnönü’nün ‘Başbakanlığı yitirme bahasına Kürt Milletvekillerini Meclis’e taşıması?’ ne demek?” diye soruyorlar.

Devamını Oku
21.08.2026
‘Kürt sorunu’ nedir? (6)

Benim için “Kürt Sorunu” ve “Çözüm Süreci” sadece köşe yazarlığımın, siyasal/bürokratik hayatımın değil, akademik yaşamımın da ayrılmaz bir parçasıdır.

Devamını Oku
20.08.2026
Politikacı transferi, futbolcu transferine benzemez!

Gündemin birinci sırasındaki sorunlar birden fazla.

Devamını Oku
18.08.2026
‘Şahsım devleti’nin cetveli’ ile çizilen yasa

Herkesin bildiği ünlü bir özlü söz vardır: “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz” derler!

Devamını Oku
16.08.2026
Özgür Özel’in kaçırdığı büyük fırsat

Özgür Özel, 10 Ağustos 2026 “Çerçeve Yasa” oylamasında, bir “Milli Kahraman” olma fırsatını kaçırdı.

Devamını Oku
14.08.2026
Okurlar ‘yasa’ya öfkeli (2)

Salı günkü “Adını Siz Koyun” başlıklı yazımda sevgili ve değerli okurlarımdan, medyada “Çerçeve Yasası” denilen ve 10 Ağustos’ta TBMM’de kabul edilen yasa hakkında bundan sonra yazacağım yazımın başlığı ve/veya konusu hakkında öneriler istemiştim.

Devamını Oku
13.08.2026
Adını siz koyun

Ailem ile birlikte olmak için yazılarıma ara verdiğim dönemde, bir yandan uzmanların sosyal medya yorumlarını okurken, bir yandan da halkla iç içe, insanlarla sohbet ederek son olayları nasıl gördüklerini anlamaya çalıştım.

Devamını Oku
11.08.2026
Yeni Parti’nin şansı

Yeni Parti’nin en büyük BİRİNCİ şansı, halkın, milletin ya da seçmenin, yani ne derseniz deyin, TOPLUMUN bu rejimden ve bu rejimi kuran İktidardan bıkmış, usanmış olması ve İKİNCİ büyük şansı, muhalefeti en geniş tabanla temsil eden parti niteliği taşımasıdır...

Devamını Oku
26.07.2026
Bir vali, bir medya patronu ve yeni parti

Lozan’ın 103’üncü yıldönümünü kutlarken “ŞAHSIM DEVLETİ”, ülkede öyle bir rejim kurdu ki:

Devamını Oku
24.07.2026
13 maddede, toplumu istemediği yerlere götürmek?

İktidar, toplumla “zıtlaşmaya” devam ediyor...

Devamını Oku
23.07.2026
Petrol davası (3) Kimler yararlandı?

Üç gündür üst üste yazdığım, ülkemizin 1 milyar 471 milyon küsur ABD Doları cezaya çarptırıldığı davada elbette, Türkiye temyiz yoluna da gitmiş ama Temmuz 2026’da Paris Temyiz Mahkemesi Türkiye’nin itirazını reddedince ceza kesinleşmiş.

Devamını Oku
21.07.2026
Uyuşturucu ve yasadışı bahis batağında asıl senaryolar

Türkiye 15 Temmuz Cemaatçi Askeri Darbe Girişiminin siyasal sonucu olan “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen ucube “Şahsım Devleti” rejimi ile hızlanan süreçler bağlamında, bir yandan uyuşturucu, öte yandan (sanki “yasa içi” bahis iyi bir şeymiş gibi) “yasadışı” bahis bataklıklarına saplanmış görünüyor.

Devamını Oku
19.07.2026
Ahbap, uyuşturucu, petrol ve CHP

Türkiye yine gözaltılar ve tutuklamalarla sarsılıyor.

Devamını Oku
17.07.2026
Bir sebep olarak 15 Temmuz-(2)

Dün 15 Temmuz Cemaatçi Askeri Darbe Girişimi’nin onuncu yıldönümüydü.

Devamını Oku
16.07.2026
Bir sonuç ve bir sebep olarak 15 Temmuz darbe girişimi

Yarın, 15 Temmuz’un onuncu yıldönümü.

Devamını Oku
14.07.2026
‘İfade ve basın özgürlüğü’ mü? Pehlivan’ın başına gelenler!

Bu Pehlivan başka pehlivan: Barış Pehlivan, bir Kırkpınar pehlivanı değil...

Devamını Oku
12.07.2026
Emperyalizmle ittifaka övgü (!)

Değerli okurlarım, bugün benim “Övgü” serisine bir yeni yazı daha ekliyorum.

Devamını Oku
10.07.2026
Buğra Gökce’den mektup var!

Sayın Prof. Dr. Emre Kongar Hocam,

Devamını Oku
09.07.2026
‘Derin devlet’ten ‘derin NATO’ya

1945’te başlayan Soğuk Savaş döneminde, Batı Emperyalizmi, Sovyetler Birliği’ne karşı din, mezhep, ırk ve milliyet kimliklerini kullanarak dünya çapında bir savaş başlattı.

Devamını Oku
07.07.2026
Deniz Göktaş ve ‘eski Türkiye’de özgürlük’

Bugün köşemi, haksız ve hukuksuz olarak tutuklanmış ve/veya mahkûm edilmiş olan bütün “içeridekilere”, “onları unutmadığımızı” anımsatmak için, halkına hizmet etmek amacıyla çalışırken tutuklanmış olan, tanımadığım bir akademisyene tahsis ediyorum...

Devamını Oku
05.07.2026
Bu iktidar ve bu rejim mutlaka değişmelidir!

Tek bir kişiye bağlı ve bağımlı olan bir “Şahsım Devleti Rejimi” dünyadaki hiçbir “Devleti” yönetemez...

Devamını Oku
03.07.2026
Sömürü, soygun ve NATO tutuklamaları!

İktisat, toplumsal ve insani (beşeri) bilimlerin doğal bilimlere en yakın olan, en gelişmiş dalıdır.

Devamını Oku
02.07.2026
Faşist ahlak pornografisi

“Faşist Ahlâk Pornografisi” yavaş yavaş bizim toplumu da pençesine almakta...

Devamını Oku
30.06.2026
Kılıçdaroğlu: Kurtarıcılıktan bozgunculuğa (mı?)

Kılıçdaroğlu 13 yıl boyunca siyasette “Kurtarıcılık” rolü ile yükseldi...

Devamını Oku
28.06.2026
Sıra anneanne ve babaannelere mi geldi?

Ülkemiz çılgın bir zulüm girdabının içinde çırpınıyor!

Devamını Oku
26.06.2026
Seçimi geçersiz kılmak

İktidara yakın bir medya sitesinde 23 Haziran 2026 tarihli bir haber...

Devamını Oku
25.06.2026
Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026