Totalitarizm ve meslek ahlakı

11 Ocak 2022 Salı

Otoriterlikten totaliterliğe giden iktidarlar, bireylerin özel yaşamlarını, inançlarını, ahlaklarını, aile içindekiler de dahil bütün ilişkilerini, özetle kişiliklerini de biçimlendirmek isterler.

Bu açıdan kendi kullandıkları, çarpıttıkları ve yeniden belirledikleri özel din, mezhep, ırk, milliyet, inanç, ilke ve ahlak kurallarına uyulmasını dayatırlar.

Bunu kolaylaştırmak için de genel kabul gören, din, mezhep, ırk, milliyet gibi kimlikleri kendi parti veya lider yorumlarına göre yozlaştırır ve çarpıtırlar.

Elbette kendilerine özgü bu inanç ve ahlak ilkelerini dayatırken en büyük düşmanları, kendi çarpıttıkları ve yeniden yorumladıkları kurallara aykırı olan veya bunları sorgulayan, genel ahlak ve buna ilave olarak özel meslek ahlakı sahibi olan kişilerdir.

Özellikle de genel ahlaka ek olarak özel meslek ahlakı olan doktorlar, mühendisler, mimarlar, avukatlar gibi profesyoneller, totaliter iktidarlar tarafından hiç sevilmezler.

Çünkü bunları kendi politikalarına alet etmeleri, bilimsel ve güncel gerçeklere karşı onları “köleleştirmeleri” çok zordur.

Bu nedenle, bunların kurdukları meslek örgütlerini ele geçirmeye ve onlar aracılığıyla meslek ahlaklarını etkilemeye çalışırlar.

Türkiye’de, Anayasa’nın 135. maddesi meslek ahlakını savunan ve denetleyen meslek örgütlerini koruyan hükümlere sahiptir:

“Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.

Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz.

Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.

Bu meslek kuruluşları ve üst kuruluşları organlarının seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremezler.

Bu meslek kuruluşları üzerinde devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.”

***

Gittikçe oy yitiren iktidar, bu gidişi durdurmak için otoriterlikten demokratlığa doğru değişeceğine, tam tersine totaliterliğe doğru yol alırken yanlış politikalarından dolayı, hemen hemen bütün meslek kuruluşlarıyla ters düşmüştür.

Bunun son dönemdeki önemli örneklerinden biri Barolar konusunda “Çoklu Baro” girişimi ile iktidara bağımlı barolar yaratma çabasının ters tepmesi ve fiyaskoyla sonuçlanmasıdır.

Zaman zaman Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ile onun altındaki meslek kuruluşlarıyla ters düşen iktidar, özellikle doğa ve kent yağması konularında sürekli olarak Mimar Odalarının yargıya taşınan direnişleriyle karşılaşmaktadır.

***

Meslek kuruluşları, üyelerinin mesleki ahlaklarından ve uygulamalarından sorumludur.

Elbette Anayasal koruma altında olan bu sorumlulukları onların kamu çıkarını savunmalarını da zorunlu kılmaktadır.

Bu bakımdan, COVID-19 pandemisi sırasında iktidarın bütün yanlışları, beceriksizlikleri, ihmalleri gibi konularda yöneticileri ve kamuoyunu uyarmak HUKUK VE AHLAK AÇILARINDAN doktorların meslek kuruluşu olan Tabip Odaları’nın ve Türk Tabipleri Birliği, TTB’nin ZORUNLU GÖREVİDİR.

***

Son olayın özeti şöyle:

Türk Tabipleri Birliği TTB, Türkiye’de acil kullanım onayı verilen Turkovac aşısı ile ilgili hiçbir bilgi, araştırma veya yarar zarar sonuçlarının paylaşılmadığını, bilimsel çalışma sonuçlarının paylaşılmaması halinde Turkovac’ı önermeyeceklerini belirtti.

Buna karşılık Erdoğan şöyle dedi:

“Erciyes Üniversitesi büyük bir kadroyla Turkovac aşısını üretiyor, icat ediyor. Adamlar ‘Böyle bir şey yok’ diyor. Ya siz ne sahtekârsınız ya! Ne yalancısınız ya! Madem biliyorsunuz da Tabipler Birliği olarak bugüne kadar bir eseriniz var mı? Yok. Ama yapana da hep taş koydunuz. Yalancı, cambaz, sahtekârsınız.”

TTB bu suçlamaya şu yanıtı verdi:

“TTB, aşı çalışmalarına ve buna emek veren tüm bilim insanlarına minnettardır. İktidarın aşı konusunda da şeffaflıktan uzak bu tutumu ne yazık ki insanlarda ‘aşı tereddüdü’ oluşturmaktadır. Talebimiz çok açık ve nettir. İnsanların daha fazla aşı tereddüdü yaşamaması için tüm aşı çalışmaları ile ilgili verileri hızla kamuoyuyla paylaşın.”

Kamuoyu bu olayı da hayretle ve ibretle seyrediyor!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları