Enver Aysever

AKP gemisi su alırken!

09 Aralık 2019 Pazartesi

Dinciliğin dozunu artırmak salt ideolojik tercih değil, siyasal zorunluluktur AKP için. Başka hiçbir dayanağı kalmayan siyasal iktidar, saltanatı sürdürmek adına yığınları uyuşturmak zorundadır. Ölçüsü iyice kaçmış dinci söylemin artarak piyasaya sürülmesi bundandır. RTE de gayet iyi biliyor içinde bulunduğumuz koşullarda Türkiye hızla çürümekte, çökmekte. Bunu görünmez kılmanın yolu geçen gün yaptığı gibi: “İslam bize değil biz İslam’a uyacağız” türünde açıklamalardır. Kutuplaştırmayı derinleştirmek, yeniden kendi istediği eksende “laiklik” tartışması açmak, geçici rahatlama getirir diye umuyor ama bana kalırsa yanılmakta RTE.

 

Laiklik ciddi tartışılmalı

 

Ülkenin ciddi, derinlemesine tartışılması gereken “laiklik” sorunu var. Bu çok açık! Yalnız indirgemeci dille bunu aşmak söz konusu değil. Muhalefeti ve genelde toplumu esir alan gerici dile doğrudan itiraz etmek gerek. İçinde bulunduğumuz siyasal, iktisadi krizin nedeni “gericilik, dinciliktir” demekten çekinmemek gerekir. Keskin tutum takınmayan hiçbir siyasal yapı başarı sağlayamaz. Gelecek kriz (ya da geldi aslında) köklü toplumsal etki yaratacak. Kenarda bekleyip suya sabuna dokunmadan “AKP’den kaçan kesimin oyuyla iktidar oluruz” sanısına yenilmemek gerekir. “Hangi sandık, hangi seçmen, hangi sistem” sorularını cesaretle yöneltmek zorundayız. Bunca zayıf düşen ülkeden, her türlü güç (iç ya da dış) dilediğini koparır. Laiklik tartışması bu bilinçle yapılmalıdır.

 

Şirin mi!

 

Babacan ve Davutoğlu’na şirin siyasiler muamelesi yapanlar, yukarıda söz ettiğim yanlış hesap üzerine kurmuş oyun planını. AKP’nin kendi içinde dövüşü çöküşün göstergesidir. Ancak burada muhalefetin, aydınların, gazetecilerin görevi şunu sormaktır: “Bugüne dek neden sustunuz?” Karşılıklı suçlamaların ağırlığına bakınca, herhangi birinin yanında durmanın ne kadar büyük yanlış olduğu hemen açığa çıkıyor. Suriye ile içine düşülen durum, haziran seçimi sonrası suya düşen koalisyon görüşmeleri, yolsuzluk bataklığı gibi pek çok mesele açıklanmaya hâlâ muhtaç. Hep yazdım; hesap vermesi gerekenler sorar halde! Tuhaf…

RTE, dünyanın en yararcı (pragmatik) siyasi figürü. Dün yan yana olduklarıyla yollar ayrılınca sertleşebiliyor. Dahası bugünlerde kullanışlı tanımla “FETÖ’cü” deyip isterse içeri de tıkabilir. Nasılsa çığırtkan medyası bu konuda mahir! Tersi de söz konusu, her türlü ağır cümleyi kurup, itham ettikleriyle kolayca yan yana da gelebiliyor. Arınç, Bahçeli örneğinde olduğu gibi. Böylesi günlük tavır alan, salt kendi siyasi ikbalini düşünen biri karşısında bizi sadece “ilkeli” olmak korur. RTE yöntemi sonuç vermez. Hâlâ “laiklik” demekten korkanlara duyurulur.

 

Uzan neden sahada?

 

Kartlar yeniden dağılırken pusuda bekleyenler görünmeye başladı. Uzan sosyal medyadan bir süredir mesaj vermekte. Gördü RTE’nin sıkıştığını, ya pazarlık yaptı veya yapmak istiyor, dedi ki “Ahmet Necdet Sezer FETÖ’cüdür.” Taktiğe bakın hele! Yahu devletin tüm olanaklarıyla gözaltında tuttuğu Sezer’in en ufak açığı olaydı, neler etmezlerdi. Uzan bunu niye yapıyor? Biliyor ki siyaset yeniden biçimlenirken ona inanacak birileri hâlâ var!

Unutmayın; Mahzun Kırmızıgül, lahmacun, kontür, beyaz kıvrılmış gömlek, milliyetçilik hamaseti bu ülkede yüzde yedi oy aldı, kaderi biçimlendirdi. Uzan’ın yüksek oy aldığı yerlere bakın, tümü CHP’de şimdi. Uzan, laikler üzerinde etkili olduğunu düşünüyor. Haksız da değil. RTE’ye ne vaat ettiğini anlayın. Neden Cumhur İttifakı’nın bir parçası Uzan olmasın? İzmir’den kıl koparsa iş görür. Diyeceğim “Hangi laiklik?” sorusunu da eklemek lazım listeye.


Yazarın Son Yazıları

Loris Teyze! 12 Ekim 2020
Kendine adalet! 8 Ekim 2020
Kayyım cumhuriyeti 5 Ekim 2020
Hakikat! 1 Ekim 2020
Entelektüel 28 Eylül 2020
Acı hakikat! 17 Ağustos 2020
Üç maymun 13 Ağustos 2020