Atatürk travması...

01 Mart 2021 Pazartesi

Evet, Atatürk dünyada da Türkiye’de de travma yaratmıştır.

Dünyadaki ilk travması, Çanakkale Savaşı’nda İngiltere Bahriye Vekili olan Winston Churchill üzerindedir.

Bu savaşı neden kaybettiği sorulan Churchill, şu tarihi yanıtı vermiştir: “Dünyada her yüzyılda bir dâhi çıkar, bu yüzyılın dâhisi de Çanakkale’de bizim karşımıza çıktı.”

Atatürk travmasına içeride uğrayanların başında Enver Paşa gelir. Hayatı boyunca Mustafa Kemal’i kıskanmış, yolunu kesmeye çalışmıştır. Ama kadere bakın ki Enver Paşa Alman gemisiyle kaçarken (Sivastopol’da inmiştir) Mustafa Kemal Samsun’a çıkar ve yeni bir Türkiye kurar.

***

Mustafa Kemal yeni bir Türkiye kurar.

Uygar Batı modelinde yeni bir ulus-devlet doğar.

Saltanat lağv edilir, Cumhuriyet ilan edilir.

Yeni bir anayasa yapılır. Halifelik kaldırılır.

Yeni alfabe, laik eğitim.

Sağdan sola yazılan Osmanlıca yazı artık soldan sağa yazılacaktır. Türkçe yazılacak, Türkçe okunacaktır.

Halk bunu benimsemiştir. Halk bunu kabul etmiştir.

Atatürk’ün iradesi toplumun gereksinmeleri ile buluşmuştur.

Ama tarikatlar, şeyhler, hacılar, hocalar bu travmayı unutmamışlardır.

Alttan alta, gizliden gizliye yaşattıkları kini ileride öç almaya dönüştüreceklerdir.

Bekledikleri fırsat çok partili dönemde ellerine geçer.

Menderes’inden Demirel’ine, Fethullah’ından Erdoğan’ına kadar uzanan din ve kin zinciri ülkenin boynuna geçirilir.

Atatürk döneminin 15 yılından sonra (1923-1938), İnönü döneminin (ki altı yılı 2. Dünya Savaşı ile geçmiştir) sonu Demokrat Parti iktidarı ile gelir.

Adnan Menderes, sıkıştığı bir grup toplantısında milletvekillerine “Siz isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz” diyecektir.

Daha sonra CIA Türkiye istasyon şefi Graham Fuller, “Halifeliğin kalkması İslam ülkelerinin (emperyalist Amerika eliyle) yönetilmesini zorlaştırmıştır” diyerek halifenin oynadığı rolü açıklayacaktır.

Atatürk’ün 1938 yılında kaybı Türkiye’nin atlatamadığı bir travma yaratacaktır.

Ardında kalanlar “Atatürk”süz bir Türkiye’yi yönetemediler. Oysa Atatürk’ün bütün isteği, kendinden sonra yaşanacakların hesaba katılması, bilinmesi, gerekenlerin yapılmasıydı.

Bütün uyarıları, öngörüleri, açıklamaları bu hedefe yöneliktir.

Ama olmadı. Yapılamadı.

Atatürk anlaşılamadı, anlatılamadı.

Çocuklara “kargaları kovalaması” yinelendi. Büyüklere heykelleri, büstleri gösterildi. Törenlerde anıldı.

Ama “Düşünce Atatürk”, “Uygarlık önderi Atatürk”, “Yılmaz eylemci Atatürk” anlaşılamadı, anlatılamadı.

Uygarlık yolunda halkla beraber, toplum yolunda yürünmesinin asıl koşul olduğu unutuldu.

Atatürkçüyüm diyenler görevi orduya devrederek seyrettiler.

Atatürkçülük adına ülkenin en dinamik sol kesimini ezdiler.

Atatürk adını en olmadık yerde, sağ faşizmde kullandılar.

Atatürk adı başka bir travma oldu.

Oysa “Atatürk’süz yaşamak” başarılmalıydı.

Başarılamadı.

Şimdi 10 Kasım’larda Anıtkabir’e koşularak bu yas tutuluyor.

Başarısızlığın yasıdır tutulan.

Atatürk öldü ve ülkenin travmasıdır bu.

Biz laik Cumhuriyetçiler için Atatürk’ün kaybı büyük bir travmadır.

***

Siyasal İslamcılar için ise travma Atatürk’ün ölmemesidir.

Atatürk ölmemiştir ve ölmemektedir.

Resimlerini kaldırırlar, olmaz.

Adını geçirmezler, statlar Atatürk diye inler.

Silmek isterler, bulutlarda yükselir.

Nefret ederler, çıldırırlar, ne yapsalar olmaz olmaz.

Atatürk, ne yaparlarsa yapsınlar, ölmemektedir.

Birisine sağken yenilmek neyse ne de,

Öldükten sonra da yenilmek çok acı olmalı.

Demek ki, uygar olmak çok kolay değil.

Partili Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan, yeni yapılmakta olan yapı için “Ben Atatürk Kültür Merkezi demiyorum” diyor.

“Atatürk Kültür Merkezi” demiyor, çünkü Atatürk adını unutturmak istiyor. 

“Atatürk Havalimanı”nı yıktılar, yerine “İstanbul Havalimanı”nı yaptılar. 

Atatürk adını silmeye çalışmak boşuna çaba.

Atatürk, akılların rehberi. Atatürk, yüreklerin kahramanı.

Silemezsiniz. Yenemezsiniz.

BİZ GÖREVLERİMİZE BAKALIM

Bizim görevlerimiz, Atatürk’ün “çağdaş uygarlık” hedefine, “laik Cumhuriyet” amacına cesaretle yürümektir.

Koşullar ne olursa olsun, karşıtlar kim olursa olsun Atatürk’ün emaneti onun yolunda hedefe ulaşmalıdır.

Hepimizin ortak görevi budur.

Atatürk Cumhuriyeti’nin 100. yılını 2023 yılında biz kutlayalım...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Askıda anayasa... 29 Kasım 2021
Çatışma ve uzlaşma... 22 Kasım 2021
Zulmün Tarihi... 15 Kasım 2021
Atatürk fenomeni... 1 Kasım 2021