Kurtarma Paketi - Alman Tankları

31 Ekim 2011 Pazartesi
\n\n\n

Avrupa Birliği liderleri, perşembe günü sabah 04.00te, Yunanistanın iflasını, Avronun çöküşünü, küresel bir mali krizi önleyecek yeni bir kurtarma paketi üzerinde anlaştıklarını açıkladılar. O gün mali piyasalar uzun zamandır görülmeyen bir hevesle ileri atıldılar. Ancak, ihtiyatlı bir Wall Street Journal başyazısının işaret ettiği gibi, piyasalar, Brükselden sabaha karşı gelen haberlere daha önce de böyle heyecanlı tepkiler vermemişler miydi?

\n

Gerçekten de cuma günü, Wolfgan Müncahu Financial Timesda, Belki bir gün AB liderleri krizi aşacak bir paketle gelecekler, ama bugün o gün değil yorumunu yaparken, piyasalar, kurtarma paketinin ilk anda sandıkları kadar parlak olmayabileceğinin ayırdına vararak hız kesiyorlardı.

\n

Pakete ilişkin kaygıları kabaca iki başlık altında toplamak olanaklıydı. Birincisi, paketin sonuç alabilmesi için, halk deyişiyle bir olsayla bulsa bir araya gelse durumu söz konusuydu. İkincisi, tüm bu olsalar ve bulsalar sonunda bir araya gelseler bile paket mali krizin aşılması için gerekli temel koşulu, ekonomik büyümeyi teşvik edecek gibi görünmüyordu.

\n

Bu ekonomik kaygıların yanı sıra bir de süreci iyice zorlaştıracak gibi görünen bir kaygı daha giderek öne çıkıyordu. La Stampada Enrico Rusconinin perşembe günü vurguladığı gibi, bu kaygı ulusal egemenlikkonusuyla ilgiliydi: Mali krize müdahale süreci ilerledikçe Almanyanın egemenliği ve AB üzerindeki hegemonyası güçlenirken, yalnızca Yunanistan, Portekiz gibi görece küçük ülkelerin değil, ABnin üçüncü büyük ekonomisi İtalyanın bile ulusal egemenliği giderek zayıflıyordu...

\n

‘Olsayla bulsa...’

\n

Perşembe günü açıklanan kurtarma paketinin içeriğini üç başlık altında özetleyebiliriz. \t\t(1) Yunanistandan alacağı olan bankalar, bu alacaklarının yüzde 50sini gönüllü olarak silecekler. Böylece Yunanistanın borçlarının GSMHye oranı 2020 yılına kadar yüzde 160tan yüzde 120ye (Mali İstikrar Paktının koyduğu yüzde 60 sınırının iki katı) inecek. (2) Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF) 440 milyar Avrodan, 1 triyon Avroya yükselecek. Bu, miktar konuyu yakından izleyen yorumcuların gerekli gördüğü büyüklüğün ancak yarısına ulaşıyor (The Times, Le Monde, 28/10/011). (3) Bankalar Haziran 2012ye kadar sermaye tabanlarını güçlendirmek için toplam 106 milyar Avro yeni kaynak bulacak, rezerv oranlarını yüzde 9a yükseltecekler.

\n

Paketle ilgili ilk sorun bugönüllükavramından kaynaklanıyor. Bu kavram Yunanistanın iflas ettiğini gizleyerek CDS denen kredi sigorta sorumlulukları zincirinin devreye girmesini önlemeyi amaçlıyor. Ancak CDSleri kullanmak bazı bankalar için daha avantajlı olabiliyor. Bankaları gönüllü olarak borç silmeye Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) ikna edecek. Ne kadar başarılı olacağı henüz belli değil. Diğer taraftan, bankaların bu borç silme operasyonunu gerçekleştirmeden önce, sermaye tabanlarını güçlendirmek için gereken 106 milyar doları nereden bulacakları da henüz belli değil.

\n

EFSFnin 440 milyar Avrodan 1 triyon Avroya yükseltilmesine gelirsek... Birincisi, halen Fonda yalnızca 220 milyar Avro var. Bunu trilyona yükseltmek için gerekli kaynak, AB üye ülkeleri vergi mükelleflerine yeni yük getirilmeyeceği ısrarla vurgulandığına göre, esas olarak başta Çin olmak üzere kimi rezervleri kuvvetli ülkelerin devlet fonlarından sağlanacak. Bunun ışık tuttuğu jeopolitik görüntü bir yana, bu ülkelerin bu yatırım karşılığında dayatacakları ekonomik, özellikle de siyasi koşulların AB için kabul edilir olmasına bağlı (Spiegel, 28/10/011).

\n

Paketin bu aşaması da başarıyla tamamlansa, Yunanistanın borcunun yarısı silinse bile geride kalan miktar, sürdürülebilirliği sağlamak, daha uygun koşullarla da olsa yeni borçlanmaları gerektirecek. Borçların büyümeye devam etmemesi için Yunanistan ekonomisinin kaynak yaratması; diğer bir deyişle büyümeye başlaması gerekiyor. Yunanistan hükümeti, harcamaları keser, işten çıkarmalara devam eder, varlıklarını satarken toplumsal muhalefet meydanlarla genel grevler arasında gidip gelirken, bu büyüme nasıl sağlanacak? Cumartesi günü Berlusconi Avroya kimse güvenmiyor derken, Financial Timesa göre piyasalar artık İtalyaya güvenmiyordu.La Reppublica da krizin İtalya ve İspanyaya bulaşma olasılığının IMFyi alarma geçirdiğini bildiriyordu.

\n

‘Avrupa’da \t\tegemenlik kimde?’

\n

Açıklanan kurtarma paketinin ayrıntılarını, özellikle de bu paketin içeriğinin hazırlanma koşullarını düşünürken, tartışmalar aniden adeta başa, Avronun ilk yaratıldığı sırada gündemde olan, Arkasında siyasi bir egemenlik olmayan bir para yaşayabilir mi sorusuna geri döndü. Bu soruya geri dönen tartışmaların en ilgincine İtalyan gazetesi La Stampada rastladım.

\n

Enrico Rusconi, yorumunda, sorunu çok berrak bir biçimde koyuyordu: Bugün Avrupada egemenlik nerede bulunuyor? Rusconi, olası cevapların sonuçları üzerinde düşünmeye devam ederken muhafazakâr Alman hukuk ve siyaset teorisyeni Carl Schmittin egemen olan, olağanüstü koşulun (sıkıyönetim anlamına da geliyor-E.Y) uygulanması konusunda karar alabilendir tanımına başvuruyor. Bugün Avrupada bir olağanüstü koşullaruygulaması var. Bu ortamda Berlin ve Romanın durumlarını karşılaştırırsak diye devam ediyor... Alman parlamentosu Bundestag, Merkelin raporunu dikkatle dinliyor; Merkeli, Avroyu koruma, işin gerekenleri yapmak konusunda yetkilendiren kararı alıyor.

\n

Merkel bu kararı uygulamaya başladığında diğer üye ülkelerin hükümetlerine bu karar doğrultusunda yeniden şekillenmek düşüyor. Rusconiye göre bu olgu, egemenliğin Bundestagda olduğunu, diğer, parlamentosu felç olmuş, siyasetinde iktidarsızlık yaşayan İtalya gibi AB ülkelerinin bir egemenlik kaybı yaşadığını gösteriyor.

\n

Bu yoruma Fransanın muhafazakâr gazetesi Le Figaro da katılıyordu. Le Figaro, Merkel ile Berlusconi arasında seçim yaparken tereddüt edecek değiliz dedikten sonra ekiyordu: Almanyanın egemenliği doğmakta olan mimarinin bir unsurudur. Bu Avrupa projesini yeniden Almanya ile el ele inşa etme konusunda bizi motive etmelidir”(Le Figaro, 26/10/011).

\n

Yunan gazetelerine kısaca bir göz atınca, bu yeniden inşaya katılma bağlamında motive olmayan tek ülkenin İtalya olmadığını görüyoruz. Örneğin, Eleftherotypia paketin açıklandığı gün İçi Alman tanklarıyla dolu başlığıyla çıkarken, yazarlarından Moses Lychees cumartesi günü, Bankaların saçı biraz kesilse ne olur? Biz Yunanlılar, Portekizliler, İspanyollar, İtalyanlar... çalışma ve toplumsal haklarımız söz konusu olduğunda koyun gibi kırkıldık diye yazıyordu. Prof. Nikou Kotza, Avrupada borçlandırma yoluyla bir imparatorluk kurulduğundan... “otoriter demokrasiye doğru ilerlendiğinden söz ediyordu.

\n

Kathimerini gazetesine bir yorumuyla katılan Handelsblatt (Almanyanın finans gazetesi) editörü Steingart, dayatılan ekonomi politikasını, Rusyada uygulanan şok terapiye benzetiyor. Dr. Şok demokrasinin düşmanıdır... Ben Yunanistanda yaşıyor olsam bir gözüm ordunun üzerinde olurdu diyor.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

ABD neyin örneğidir? 18 Ocak 2021
Genlerinde var 14 Ocak 2021
I. Perde kapandı 11 Ocak 2021
Kitlelerin on yılı 24 Aralık 2020
Yeni on yıl - Yeni dönem 21 Aralık 2020
‘Liberal’ emperyalizm 10 Aralık 2020
Weimar Amerika 3 Aralık 2020