Feyzi Açıkalın

Yarından tezi yok iç turizm

13 Mart 2017 Pazartesi

Almanya ve Hollanda ile yaşananlar sonrasında, Batı Avrupa turizminde yolun sonuna gelindi. Sektöre yabancı olanlar için sürpriz sayılan, aslında son bir kaç yıldır gözlenmekte olan ayrışma, sonunda doruğuna erişti(rildi). Şimdi artık başka bir turizm zamanı. Bunu, “Ruslarla ortaya karışık Türk”,2017 sezonu spesiyalitesi olarak adlandırmak da mümkün…

 

Türk konuk kabul etmenin en tehlikeli yanı, “Gördünüz mü, nasıl muhtaç oldunuz bize?” üstten babalanmasının her fırsatta hatırlatılacak olması. Bu ve benzeri koşullarda gerginlik yaşayabilecek şehir halkına, “Fesuphanallah!” çekmesini öğretmesi gerekiyor, memleketin önde gidenlerinin!

 

Özellikle Akdeniz kıyısında yer alan yerleşimler elini çabuk tutmalı. Örneğin, 200 bine yakın turistik yatağı olan Alanya beldesinin Yeni Türk konuklarına göre hazırlıklarını yapıp, pazara çıkması gerekiyor.

 

Eğer bölgesel bazda tanıtım yapılacaksa, örneğin hasat zamanları dikkate alınmalı. Ya da yurt dışından gurbetçi gelişlerinin hızlandığı döneme göre özel promosyonlara gidilmeli. “Sünneti, düğünü memlekette halledin, siz buraya denize gelin” temalı...

 

Ramazan ayının idrak edileceği haziran biraz sorunlu. Onda da, Müslümanlığın şartlarını yerine getirme konusunu biraz ağırdan alan(!) bölgelere ağırlık verilebilir.

 

Yaylaya göç geleneği varsa, evi dağa taşıdıktan sonra iş bahanesiyle şehirde kalan erkeklere yönelik kampanyalar... Ucuzluk zamanını kollayıp, kızlarıyla bir kaç günlüğüne büyük şehirlere giden eşlerinin ardından yalnız kalan zamparalara, özel davetiyelerin çıkarıldığı...

 

Yabancı tur operatörleriyle kontrat derdi neyim de kalmadığına göre, yok yuro arttıydı, öbürü indiydi sorunsalı kalktı. Türk insanının bunca ekonomik darboğazda bile bir kirli çıkınının olması ihtimali ya da süren bir kredisi olması otelcinin işini kolaylaştırır.

 

Olmadı, altınla ön ödeme yapılır. Hani şu yastık altından bir türlü çıkarılamayan... Ya da çağlar öncesinin değiş tokuş yöntemleri denenir. Misal, Trüf Mantarı üreticisidir adam. Ne bileyim Pekan Cevizi yetiştiriyordur. Kalkan Balığı avcısıdır... Hepsi altın değerinde değişim aracı...

 

Oteller de elden geçecek tabii ki. Artık resepsiyonda yabancı dilden konuşma zorunluğu yok. Bu yönden masraflar azalıyor. Çalışanların Anadolu’nun alternatif  lehçelerini bilmesi iletişim açısından daha önemli...

 

Oda tuvaletlerinin bir bölümü “Allaturca” olacak, isteğe binaen! Bidelerin de fışkırtanından konacak! Her şey dahil sistemi devam edecekse, masalara en çok yemeğin taşınabileceği büyüklükte tabaklar tedarik edilmeli. Ara menüye, çıtlamak için çekirdek eklenecek... Türk halkı, “Ne kaa ekmek o kadar köfte” den anlamaz; otelci artık uyduruk et kullanmayacak...

 

Hijyenik nedenlerle haşemalıların havuza girmesine karşı çıkacak yabancı turist de olmayacağına göre sorun kalmadı. Eğer konuklar yanlarında getirmediyse, komşu yataktaki yatan Slav asıllı hanfendiye gizli bakış atılabilmesi için kapkara gözlükler bulundurmalı, bence müdüriyet!

 

Oteller, arsa payları zorlanarak yapıldığı, otopark alanları olmadığı için araçlarıyla gelen yerli turiste “vale” hizmeti verebilecek. Böylece konuğun kendini önemli hissetmesi de sağlanacak. Bagajlarındaki, arabalarından pahalı ses sistemlerini valeye nasıl emanet ederler, orası bilinmez...Tedarikteki piknik tüpleri güneşte kalırsa, o da fena!

 

Şehir de hazırlıklı olmalı. Trafik polisleri (maalesef) görevlerini yapmaya başlayacak. Park yetersizliğinden aracını şehir merkezindeki otobüs durağına, yaya geçidine bırakanlara aman vermeyerek... Parklarda, plajda uyuyanlarda şüpheli aramak, polise sezon boyunca mesai yaptıracak.

 

Saçma sapan yabancı dilden yazılmış tabela kirliliğinden kurtulacak şehir. Bilumum otel, plaj önlerindeki solmuş, yırtık yabancı bayraklar yerine, Anadolu şehirlerinin armaları konabilecek mesela!

 

Denizdeki boğulmalar için önlem alınmalı. Özellikle ayağı su görmemiş Anadolu erkeğine, şişme ördeklerle yüzmenin bir utanç vesilesi olmadığı anlatılmalı. Eşlerinin de çok derine gitmemesi öğütlenmeli.

 

İç çamaşırıyla denize girilmeyeceği;  her ne kadar siyasi iktidar, “Denizler, kumsallar sizin, gidin oraları sahiplenin” diyecekse de, diğer taraftan o tesisleri özel kişilere kiraladığı için, ücret karşılığında ancak kullanabileceği, halka anlatılmalı.

 

En büyük tehlike Rus kadını ile Türk erkeğinin, aradan Batı Avrupalı çıkacağı için aracısız buluşması olacak! Her gördüğü Rus kadınını imgelerindeki ile bir tutmaması gerektiği öğretilecek. Puşkin’den bir dörtlük okuyamayan, Rahmaninov’un Re majör 1. Senfonisini mırıldanamayanın, yanındaki küçük çocuğuna şirinlik yapsa bile hiç şansı olmayacağı anlatılmalı...

 

Eğlence sektörü yerli turiste en hazır olanı. Bir  masa başına üşüşüp, öölecene dans edenlere bakmak kaydıyla orada da sorun yok. Artık Türk duman alışkanlığı ne ise, ona da bir çare bulunacaktır...

 

İmitasyon satan şehir esnafı zorlanacak. Çünkü, muhtemelen o sahte malların üretildiği yerden gelecek Türk halkına eski yabancı kur fiyatlarını yediremeyecekler. Pazarlıktan iflahı kesilecek esnafın.

 

Kapkaççı, saldırgan, hırsız uğursuz da gelmez şehre her halde. Cesaret edemez kendi insanını ketenpereye getirmeye. Bir de, nerde o döviz ganimetinin ayrıcalığı? Taksiciler de zorlanacak gibi görünüyor. Kendi illerindeki taksi ücretlerini karşılaştırıp itiraz edenlere laf anlatacaklar.

Bu arada; “Türkiye’nin dış ticaret açığını önemli ölçüde kapatacak dövizi getirmesi beklenen yabancı konuklara ne olacak?” derseniz, onun yanıtı da Alanya’nın yetiştirdiği önemli siyasetçilerde saklı olmalı...


Yazarın Son Yazıları

6,6’lık suistimal 4 Kasım 2020
Depremin getirdiği 1 Kasım 2020
Harç mı haraç mı? 24 Eylül 2020