İnadına sanat: Afyon Klasik Müzik ve Caz Festivali

22 Kasım 2020 Pazar

Hüseyin Başkadem benim tanıdığım en inatçı müzik tutkunu, güzel bir adamdır. Yirmi yıldır, kahramanca savaşıp ülkemizin o zamana kadar sucukları, kaplıcaları ve mermerleriyle ünlü kenti Afyon’un artık Anadolu’da yapılan en sürekli ve etkili iki festivalle kaderini değiştirmiştir. Onun inanılmaz çabalarla başlattığı caz ve klasik müzik festivallerini ilk yıllarda yadırgayan Afyon halkı, giderek kentin her köşesinde duyulan notaları, şenlikli caz akşamlarını ve okullara giden müzikçileri, yazarları, karikatür sanatçılarını bekler olmuştur. Pek çok genç, ilk kez duydukları bir kemanın büyülü sesine kapılıp müzikçi olmak için konservatuvarların yolunu tutmaya başlamıştır. İlk günlerinden son günlerine kadar bu muhteşem tablonun içinde yer alan biri olarak klasik müzik ve caz festivallerinin ben de müptelasıyım. Tarihi yerlerde cazın en içten halini dinlemeyi, klasik müziğin ustalarıyla okullarda öğrencilerle birlikte olmayı pek bir severim. Bir klasik müzik akşamında kızıyla birlikte konsere gelen ve kulağıma “Benim de kızım yakında böyle piyano çalacak” diye fısıldayan muhafazakâr bir annenin sözleri hiç aklımdan gitmez. 

Şimdi salgının dünyanın her köşesini işgal ettiği bir zamandan geçiyoruz. Bu günlerde festivallerin kaderi de değişti. Kimi festivaller iptal edildi, kimi festivaller online yapılmak zorunda kaldı. Günlerce bu yıl festivali nasıl yapacağım diye gözüne uyku girmeyen Hüseyin, sonunda her iki festivali de online yapmaya karar verdi. Festivale katılacak sanatçıların bir kısmını Afyon’a davet ederek çeşitli mekânlarda müzik yapmalarını istedi ve kayda aldı. Gelemeyenler için online röportajlar yaptı. Ve sonunda çok katılımlı bir online festivalle festival dizisi yapmayı başardı.

Biliyorum, canlı bir performasla online bir olmuyor. Ama açılar doğru yapılmışsa, yakın planlar ustalıkla kullanılmışsa, gerçekten online da pek canlısını aratmıyor. Bu nedenden şimdi sizlere önce bu yıl 23-25 Kasım arası 19’uncusu yapılan klasik müzik festivalinden söz edeceğim. Festivalin açılış konseri, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası baş kemancısı JülideYalçın sahnede. Jülide Yalçın, dünyanın her yerinde baş kemancı olarak görev almış, klasik müzik dinleyicisi için hiç de yabancı olmayan bir sanatçı, hani derler ya kemanı konuşturan bir güzel kadın. Ona piyanoda Çağdaş Özkan eşlik ediyor. Ardından festival Günay Tuzkaya piyano resitali, Çağatay Arkoy arp resitali, Nesibe Özgül Turgay Ansambl konseri, udda Enver Mete Aslan ve klasik gitarda Ricardo Moyano ile Tachuri konseri, Ersoy Saklıca-Zafer Gökçer şan piyano ikilisi, Aydın Yavaş, Mikhail Chumburidze, Melis Naz Ünver ile Aydın Yavaş pan trio ile devam ediyor. Kapanış konserini Hyun Sook Tekin verecek.

Baş döndürücü bir liste değil mi? Bu liste sizi bekliyor. Ayrıca festival günlerinde Tan Oral, Ercan Akyol, Mustafa Bilgin ve Ahmet Yılmaz’ın karikatürleri sergileniyor. Yılın afişini Yusuf Taktak yapmış. Tabii konuşmacı olarak katılan yazarlar da var: Ahmet Örs, Metin Celal, Feridun Andaç, Ahmet Ümit.

Klasik müzik usulca bittiğinde bu kez 28-30 Kasım arası caz festivali başlayacak. Açılışı Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası eşliğinde Ömür Göksel yapacak, ardından Türk cazının özgün isimlerinden Eylem Çalı kendi grubu Eylem Çatı Band, Şenova Ülker Quatet, Aşkın Arsunan ve grubu ile Yojaaz Quatet seyredenleri caz müziğin insanı aklını başından alan notalarıyla selamlayacaklar. Önemli bir sürpriz var. Yıllar boyunca Prag kenti, müzikçileriyle özellikle caz festivalinin vazgeçilmez müzik arkadaşı oldu. Bu pandemi döneminde de Afyon Caz Festivali’nde biz de varız diyorlar. Çek cazını özleyenler için: 

Jozefina Zampova Quartet, Fijam Jaaz Trio, Karelbarta Crossroad Ensemble, Prag cazcıları bu kadar değil, geçmiş yıllarda festivalde çalan pek çok grubun da küçük videoları ortamı şenlendirecek. Kapanışta ülkemizin en parlak vokallerinden birinin adını taşıyan Melis Sökmen Quartet sahne alıyor.

Canımızın çok sıkıldığı, geleceğin oldukça belirsiz olduğu bugünlerde ben derim ki müzik bizi yumuşak bir battaniye gibi sarsın ve bir süre için de olsa canımızı sıkan kaygılardan uzaklaşalım. Yoksa cümleten umutsuzluğun korkunç kuyusuna yuvarlanacağız.

Teşekkürler Hüseyin Başkadem, inadın için. Müzik için!


Yazarın Son Yazıları

Belleğimdeki deprem 1 Kasım 2020
Koronayla söyleşi (3) 13 Eylül 2020
Alkollüydüm abi! 23 Ağustos 2020