Yürek Solda Atar!

27 Ocak 2015 Salı

Dün, sanki kendi ülkemin seçimlerini izler gibi, yüreğim solda atarak Yunanistan seçimlerini izledim. Sol birlik Syriza ezici bir çoğunlukla iktidara yürüyordu. Ben de bir sevinç bir sevinç. Yeniden sol! Şu bitti dedikleri, şu artık ayağa kalkmaz dedikleri sol yanım işte yine yollara düştü. Sorularınızı biliyorum, endişelerinizi biliyorum Bülent Ecevit hükümetine, Allende hükümetine yapılanları unutmak mümkün mü? Büyük küresel sermayenin korkunç oyunlarını unutmak mümkün mü?
Ama hayat devam ediyor ve yürek solda atıyor.
Şimdi endişeleri bir yana bırakalım, biraz işin keyfini çıkaralım. Yunanistan’daki solda birleşme bizde de başarılmış olsun. CHP ve HDP bir protokol imzalasınlar. Kendi temel ilkelerinden vazgeçmeden ama “ülke bölünür” türünden önyargıları da kapıda bırakarak. Bu protokolü altı yaşındaki bir çocuğun anlayacağı kadar açık ve düz bir biçimde seçmenlere anlatsalar. Bölgelerin potansiyeline uygun seçim taktikleri uygulasalar ve seçimde çoğunluğu alsalar... Size bu hayal gibi mi geldi? Hayal olmadan başarı olmaz!
Olmaz mı diyorsunuz? Peki, başka bir hayal kuralım. Bizim ne yapıp edip bu Meclis aritmetiğini bozmamız gerek. Ne yazık ki seçim barajı düşürülmedi. Bu hiçbir işe yaramayan seçim aritmetiğini bozacak tek şey, HDP’nin yüzde on barajını geçerek, hak ettiği milletvekili sayısıyla Meclis’e girmesi. Böyle bir Meclis, artık farklı bir Meclis’tir. AKP’nin at koşturamayacağı bir Meclis’tir. Bunun için de HDP’nin söylemlerini dikkatle izlemek gerekir. Çünkü belki de yıllarca oy verdiğimiz bir partiden vazgeçip farklı bir oy kullanacağız.
Olmadı mı? Devam edelim, hepimiz seçimlerde türlü çeşitli hilenin yapıldığına inanıyoruz. Öyleyse seçim seferberliği yapıp kendi oylarımızın peşine düşmek zorundayız. Nasıl mı? Sabah sabah hemen oy verip kendimizi çay bahçelerine, kahvaltıya atmayıp, akşama kadar oy verdiğimiz yerde kalıp, oyların sayımını beklemeli ve hemen not alarak, merkezde toplanan bulunduğumuz bölgenin oylarıyla defterlerimizdeki oyları karşılaştırmalıyız. Bu gerçek bir örgütlenme ister, bunun için başvurulacak pek çok sivil çalışma alanı var. Hemen şimdiden başlamalıyız. Sonra oyları kaçırdılar, elektrikleri kestiler gibi mazeretlerin arkasına sığınamayız.
Bizim önümüzdeki seçim, komşunun seçiminden daha hayati. Çünkü eğer bu seçimi AKP bir kez daha oy çoğunluğuyla kazanırsa, bu zorbalık rejimini değiştirmek daha da zorlaşacak. Şimdi ülkemize bir bakalım:
Pratikte hiçbir işe yaramayan bir Meclis!
Meclis’te güzelce aklanan bakanlar!
Şiddetle artan çocuk ölümleri!
Şiddetle artan kadın cinayetleri!
Çocuk katillerine, tecavüze uğrayan genç kadınların faillerine ceza indirimi için yarışan hâkimler!
Hiç durmadan özel hayat hakkında (tuhaf) fetvalar veren hocalar!
Ülke içinde yuvalanmış IŞİD hücreleri!
“Bağrımıza bastık” diyerek sınırlarımızı sonuna dek açtığımız Suriyelilerin acı yaşamı. Çocuklar ve kadınlar fuhuş bataklığında, erkekler ucuz işçi!
Kadınları sadece bir üreme aracı olarak gören iş ve aile politikaları!
Sekiz yaşında çocukların başlarını örten karanlık!
Ülkenin tüm suyunu, verimli topraklarını, yeraltı zenginliklerini parası olana peşkeş çeken bir hükümet!
Yirmi milyon kişinin açlık sınırında yaşadığı ülkede bir gösteriş bir gösteriş!
Binlerce karanlıkta kalan faili meçhul dosyası!
Bitmek bilmeyen iş kazaları!
Taşeronların cirit attığı cennet!
Emekliler mi? Onlar bir an önce ölseler iyi olur!
Şiddeti artan beyin göçü!
Sokağa çıkan, terörist ilan edilir!
Suudi kralı öldü, bayrakları yarıya indirin!
Daha ne söyleyeyim, bunun mutlaka değişmesi gerekiyor. Bunu değiştirecek bizleriz, komşuda olan biz de niye olmasın? Çünkü yürek hep solda atar. Onlarınki de bizimki de!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Vallahi şaka değil! 4 Temmuz 2021