‘Adeta bir film gibi’
Metin Celal
Son Köşe Yazıları

‘Adeta bir film gibi’

02.08.2017 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

1989 yılı. Salih Kalafatoğlu’nun yönetmenliğinde, Agâh Özgüç’ün danışmanlığında “Hayatım Sinema” adlı bir belgesel dizisi hazırlıyoruz TRT 2 için. Senaryoları yazıyorum. Dizide Türk Sineması’nın yaşayan yıldızlarının hayat öykülerini kendi ağızlarından, dostlarının, iş arkadaşlarının tanıklığında anlatmak amacındayız.
Bir bölümde de Muhterem Nur konumuz olacak. Öngörüşme için bizi evine davet ediyor. Yanlış anımsamıyorsam Bakırköy’de oturuyor. Çok güzel döşenmiş bir salon. Salonun en gözalıcı yerinde de Müslüm Gürses’in çerçeveli dev bir fotoğrafı.
Gülşen İşeri’nin yazdığı “Muhterem Nur – Ömrümce Ağladım” (Doğan Kitap) adlı biyografinin kapağını gördüğümde o günü anımsadım. İşeri’nin kitabının kapağındaki fotoğrafta Muhterem Nur’la birlikte Müslüm Gürses var. Müslüm Gürses önde. Bunun Muhterem Nur’un bilinçli bir tercihi olduğunu biliyoruz.
Gülşen İşeri, Muhterem Nur’un anlatımıyla esas olarak özel hayata odaklanan bir biyografi yazmış. 12 yaşında tecavüz edilen... 14 yaşında siyah önlüğüyle Yeşilçam’a gelen... Figüranlıkla başladığı sinema yaşamını başrollerle tamamlayan bir starın öyküsü. Oldukça dokunaklı, iç yakan bir öykü. Kitapta dendiği gibi “Adeta bir film gibi”, hatta dizi film.
Muhterem Nur’un yaşamına girdiği andan itibaren Müslüm Gürses’in de hayat öyküsü anlatılıyor. Kitabın yarısından sonrasında bir sayfa Muhterem Nur’la Müslüm Gürses’in birlikte yaşadıkları, diğerinde Müslüm Gürses’in yaşamı anlatılıyor. Bunun da Muhterem Nur’un tercihi olduğunu düşünüyorum. Tıpkı yaşamındaki gibi biyografisinde de önceliği sevdiğine, Müslüm Gürses’e vermiş. Ve bence kendine haksızlık etmiş.
Muhterem Nur, Türk Sineması’nın en önemli yıldızlarından. Bir mahalle arkadaşıyla tesadüfen geldiği Yeşilçam’daki bir sinema şirketinde keşfediliyor. Figüranlıktan başrole yükseliyor. 1950’ler Türk Sineması’nın dönüşüm yılları. Tiyatrocular dönemi kapanıyor, Muhsin Ertuğrul’un tek adamlığı bitiyor, sinemacılar çağına giriliyor. Sinema salonlarının sayısı artmış, Anadolu’ya yayılmış. Anadolu sinemaları yerli film talep ediyor. 1950’de 20 film çekilirken bu sayı 1959’da 80’e ulaşıyor. Yeni yönetmenler yeni yıldızları yaratıyor. Muhterem Nur da bu yeni yıldızlardan biri. Güzelliğiyle, bakışıyla, duruşuyla... Hiçbir eğitimi olmamasına rağmen mayasında bulunan oyunculuk yeteneğiyle...
60’lı yıllarda şöhretinin zirvesine çıkıyor. Film çevirmediği gün yok gibi. 1970’lerin başına kadar da bu böyle sürüyor. Türk sineması ile birlikte Muhterem Nur da altın çağlarını yaşıyor. Gülşen İşeri’nin de işaret ettiği gibi sinemanın tarihi Türk siyasi tarihi ile koşutluk içinde. 12 Mart darbesi bir milat oluyor. Seks filmleri furyası başlıyor. Aileler sinemaya gitmiyor. Diğer yıldızlar gibi Muhterem Nur da şansını sahnede denemeye karar veriyor. Zaten 1960’ların ortasından beri sahne deneyimi var. Dansöz olarak başlamış, sonra solistlikte karar kılmış.
12 Eylül Darbesi’nden sonra tekrar aileler sinemaya gitmeye başlayınca birçok eski yıldız gibi o da sinemaya dönüş yapmış. 2000’li yıllara kadar da aralıklarla da olsa film çevirmeye devam etmiş.
Gülşen İşeri’ye anlattıklarından 80’li yıllardan sonra sinemaya yoğunlaşamamasının nedeninin Müslüm Gürses’le aşkı, evliliği olduğu anlaşılıyor. Muhterem Nur için aşk her şeyden önce geliyor. Sevdiği için kendini feda ediyor. Zaten Müslüm Gürses de sevdiğinin dizinin dibinde olmasını, çalışmamasını istiyor.
Gülşen İşeri’nin “Muhterem Nur – Ömrümce Ağladım”ı bu büyük yıldızın acılarla dolu yaşam öyküsünü öğrenmek için birinci elden iyi bir kaynak. Sonrasında bu büyük yıldızın filmlerini tekrar izlemek var ki onlara da YouTube gibi internet sitelerinden erişmek mümkün.

Yazarın Son Yazıları

‘7 Mart 1924 Ruhu’na dönerken

‘7 Mart 1924 Ruhu’na dönerken

Devamını Oku
12.09.2018
Ara Güler Müzesi

Ara Güler Müzesi

Devamını Oku
05.09.2018
Yayıncılıkta kırmızı alarm

Yayıncılıkta kırmızı alarm

Devamını Oku
29.08.2018
Boğaziçi’nin yok ettiğimiz görünümü

Boğaziçi’nin yok ettiğimiz görünümü

Devamını Oku
22.08.2018
Okul kütüphanelerimizin durumu vahim

Okul kütüphanelerimizin durumu vahim

Devamını Oku
15.08.2018
Sanatta KDV düşerse ne olur?

Sanatta KDV düşerse ne olur?

Devamını Oku
08.08.2018
Türkülerin kardeşliği adına

Türkülerin kardeşliği adına

Devamını Oku
01.08.2018
Üçüncü Yeniler’in başarısı

Üçüncü Yeniler’in başarısı

Devamını Oku
25.07.2018
Günümüz sanatçıları ne yapıyor?

Günümüz sanatçıları ne yapıyor?

Devamını Oku
18.07.2018
Varlık’la geçen yıllarımız

Varlık’la geçen yıllarımız

Devamını Oku
11.07.2018
25 yıl ve daha fazlası

25 yıl ve daha fazlası

Devamını Oku
04.07.2018
‘Kubbesiz, minaresiz cami olmaz’

‘Kubbesiz, minaresiz cami olmaz’

Devamını Oku
27.06.2018
Nâzım Hikmet külliyatı neden tam değil?

Nâzım Hikmet külliyatı neden tam değil?

Devamını Oku
20.06.2018
Şiir için ineğini satan şair

Şiir için ineğini satan şair

Devamını Oku
13.06.2018
Seray Şahiner’le tanışmalarım

Seray Şahiner’le tanışmalarım

Devamını Oku
06.06.2018
Şair turizmi, çeviri ticareti

Şair turizmi, çeviri ticareti

Devamını Oku
30.05.2018
TOKİ’nin kültür hamlesi ne anlatıyor?

TOKİ’nin kültür hamlesi ne anlatıyor?

Devamını Oku
23.05.2018
Türkiye’nin ‘Anti Amazon Yasası’ olacak mı?

Türkiye’nin ‘Anti Amazon Yasası’ olacak mı?

Devamını Oku
16.05.2018
Büstü dikilen öğretmen

Büstü dikilen öğretmen

Devamını Oku
09.05.2018
‘Edebiyatı Takip Ediyoruz’

‘Edebiyatı Takip Ediyoruz’

Devamını Oku
02.05.2018
İzmir’de İstanbul manzarası

İzmir’de İstanbul manzarası

Devamını Oku
25.04.2018
50 yıllık emek

50 yıllık emek

Devamını Oku
18.04.2018
‘Denize inmek medeniyetin işaretidir’

‘Denize inmek medeniyetin işaretidir’

Devamını Oku
11.04.2018
Biz sana teşekkür ederiz Ülkü Tamer

Biz sana teşekkür ederiz Ülkü Tamer

Devamını Oku
04.04.2018
Okuma kültürü seferberliğine var mısınız!

Okuma kültürü seferberliğine var mısınız!

Devamını Oku
28.03.2018
Nilüfer’de şiir var, edebiyat var!

Nilüfer’de şiir var, edebiyat var!

Devamını Oku
21.03.2018
Kırpıntı kadar değerimiz var mı?

Kırpıntı kadar değerimiz var mı?

Devamını Oku
14.03.2018
Yunus Emre Enstitülerinde yeni dönem

Yunus Emre Enstitülerinde yeni dönem

Devamını Oku
07.03.2018
Klasik müziğin en sevilenleri

Klasik müziğin en sevilenleri

Devamını Oku
28.02.2018
Sabahattin Ali’nin Şehirleri

Sabahattin Ali’nin Şehirleri

Devamını Oku
21.02.2018
Attilâ İlhan Yaratıcı Yazarlık Merkezi’ne ne oldu?

Attilâ İlhan Yaratıcı Yazarlık Merkezi’ne ne oldu?

Devamını Oku
14.02.2018
Röportaj vermek’ mümkün mü?

Röportaj vermek’ mümkün mü? Metin Celal yazdı...

Devamını Oku
07.02.2018
‘Kültürel kalkınma’ mı ‘kültürle kalkınma’ mı?

‘Kültürel kalkınma’ mı ‘kültürle kalkınma’ mı?

Devamını Oku
31.01.2018
Enver Ercan’ı çok özleyeceğiz

Enver Ercan’ı çok özleyeceğiz

Devamını Oku
24.01.2018
‘Dünyanın ilk büyük portre fotoğrafçısı’

‘Dünyanın ilk büyük portre fotoğrafçısı’

Devamını Oku
17.01.2018
Bibliyofobi

Bibliyofobi

Devamını Oku
10.01.2018
Müzik listelerindeki karmaşa

Müzik listelerindeki karmaşa

Devamını Oku
03.01.2018
Mahzuni’ye saygı

Mahzuni’ye saygı

Devamını Oku
27.12.2017
‘Mersin’de çok güzel şeyler oluyor’

‘Mersin’de çok güzel şeyler oluyor’

Devamını Oku
20.12.2017
‘Ben halkın kendisi, bir parçasıyım’

‘Ben halkın kendisi, bir parçasıyım’

Devamını Oku
13.12.2017