Yalandan kim ölmüş?

02 Ekim 2020 Cuma

Salgının seyri rakamlarla ölçülürken, siz;

Kaç kişi Covid-19 yüzünden hasta oldu?

Kaç kişi Covid-19 yüzünden öldü?

Kaç kişi bu virüsü taşıyor?

Kaç kişi bu virüsü aldıktan sonra iyileşti?

Vaka sayısı ile hasta sayısı arasındaki fark ne?

Bilmiyorsunuz.

Bildiğiniz tek şey size yalan söylendiği, her şeyin söylenmediği, söylenenin gerçekleri içermediği...

Devlet, halkına bazı şeyleri söylemiyor, bazı konularda yalan söylüyor.

Gözünü kırpmadan, yarını düşünmeden, bir gün bunun hesabını verebileceğine dair ufacık bir kaygı taşımadan...

Sadece bu hastalık konusunda değil, her konuda.

Ama sorun iktidarın yalancı olmasında, gerçekleri saptırmasında ya da saklamasında değil.

Buna rağmen hâlâ iktidarda olmasında.

Hem de onca yalanı defalarca deşifre edilmiş olmasına rağmen.

Baştan beri olan şeyleri olmamış, olmamış şeyleri de olmuş gibi göstermek marifetiyle politika sahnesine çıkan ve zaman içinde bu konuda yaptığı ihtisas sayesinde yerini sağlamlaştıran “köklü” bir cesaretin vardığı son noktada bu kadar önemli bir konuda Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerin gerçeği yansıtmaması gerçeğinden daha korkunç bir gerçek var.

Bu durum da iktidarı yerinden etmeyecek.

Yalan rüzgârı

İktidar, şu anda sahip olduğu sınırsız yetkiyi ve ölçüsüzce kullandığı gücünü gerçekleri gizlemekten, çarpıtmaktan ve yalan söylemekten aldı.

Ülke de elbirliğiyle bunların hepsine nicedir kandı.

Gerçeği nerede arayacağını bilmeyen bir ülkenin girdiği bu korkunç girdapta, iktidarın sorumluluk taşıdığı ve bu sorumluluğu da “tek adam” iradesiyle yönettiği şu dönemde sadece sağlık alanında değil...

Ekonomiden eğitime, hukuktan tarihe her konuda yalan söyleniyor size.

Çok geriye gitmeden, sadece şu son on yılda ülkenin kaderini değiştiren davaları düşünün.

Bu iktidar bu ülkenin en kıymetli insanlarını kumpas davalarıyla yargılarken gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Niyeti çoktan deşifre edilmiş bir cemaatle açık açık işbirliği yaparken, çalınan sınav sorularıyla devletin tüm

kadrolarını ele geçirirken gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

O cemaatle çıkar çatışmasına girdiği zaman, kirli çamaşırlar ortaya döküldüğünde ve yer yerinden oynadığında gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Gezi sürecinde ve sonrasında olayları bir terör kalkışması gibi gösterip, sorumlu mimlediği insanları hapislerde çürütürken gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Seçim dönemlerinde gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Kürt meselesinin çözüm sürecinde gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Suriye savaşı sırasında gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Ekonomi konusunda gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Mülteci meselesi konusunda gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Cemaatler, tarikatlar konusunda gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

15 Temmuz’a dair gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Ekonomi konusunda gerçekleri saptırdı, sakladı, size yalan söyledi.

Sonunda ölüm olaydı...

Ama asıl sorun iktidarın yalanları değil, ülkenin gerçeği aramaması.

Bu ülke başına gelen bunca şeye rağmen bugüne kadar gerçeğin peşine neden hiç düşmedi?

Ortaya çıkan yalanlarını iktidara karşı kullanmayı neden hiç düşünmedi?

O yüzden...

Sağlık Bakanlığı’nın hasta sayısına dair açıkladığı verilerin gerçeği yansıtmadığının netleşmesi bu ülkede yine hiçbir şeyi değiştirmeyecek.

Bir kez daha, bu ülkede, bu iktidarda yalandan hiç kimse ölmeyecek.

***

Bu arada eğer bir gün gerçeği gerçekten öğrenmek isterseniz...

İktidara gelmek için söylenen yalanlarla iktidarda kalmak için söylenen yalanların arasındaki bağı kurun. 


Yazarın Son Yazıları

Tek derste faşizm 2 Aralık 2020