Miyase İlknur

Adını bilmediğim evliyaya dua

28 Kasım 2020 Cumartesi

Ekonomide duvara toslayınca birdenbire hukuk devleti olma, Türkiye’yi AB’nin içinde tasavvur etme, ABD ile uzun ve yakın müteffikliği sürdürme hevesimiz depreşti. Adalet Bakanı Gül, sanki koltuğa oturmuş 23 Nisan çocuğu gibi yargı bağımsızlığının önemine dikkat çeken ateşli konuşmalar yaptı. AKP YİK üyesi Bülent Arınç, geçmişte yüksek yargıya AKP yandaşları atanınca “Kurban olduğum Mevlam verdikçe veriyor” diyerek zil takıp oynayan kendisi değilmiş gibi bu dönemde talimatla çalışan yargıyı eleştirirken “Vallahi cüppeyi giydirecekler bana” diye çıkışlar yaptı. Toplumda en ufak bir heyecan ve beklenti yok. İktidarın birbirine zıt politikalarını olağanüstü bir maharetle kendilerine format atıp anında savunmaya geçen hacıyatmazlar hariç. Ama onların bile hevesi kursağında kaldı ya neyse...

Küçük ortak esir aldığı büyük ortağı “hoop dedik” diye uyarınca bu kez tek başına iktidar olduğunu sanan AKP, kendine yeni format atmak zorunda kaldı. “Canım hukukta reform dediysek de bu işin aceleye gelir tarafı yok. Hem yapılacak reformdan herkesin eşit bir şekilde yararlanması da gerekmiyor” türünden açıklamalarla geri manevra yapmak zorunda kaldı.

Bu kez Arınç gibi acul davranıp heyecanla yazıp çiziktiren hacıyatmazlar sükûtu hayale uğradı. O kadar üzülmesinler, ben de Orhan Bursalı Ağabey gibi düşünenlerdenim. Yani o  reformları ya da AB ve ABD’nin isteklerini tıpış tıpış yapmak zorunda kalacaklar. Aynı Rahip Brunson ve Alman gazeteci Deniz Yücel olayında olduğu gibi...

Siz bakmayın küçük ortağı memnun etmek için bugünlerde esip gürlemelerine. Daha önce de Papaz Brunson konusunda söylediklerini bir anımsayın...

Yaptırım korkusu

AB Yaptırım Toplantısı’nda olası bir aleyhte kararı önlemeye yönelik adımlar nedeniyle kendi içlerinde oturup tartışmadan, çerçevesini belirlemeden erken bir açıklama yaptılar ama ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Çakıcı’nın dolaylı mektubu ve mektubun müellifi mafyöz kişiye küçük ortağın sahip çıkması üzerine biraz toparlandılar ama yürekler de selanik...

Zira AB yaptırımları gelirse zaten batık olan ekonominin bu iktidarı 2023’e kadar taşıması zor. Hele bir de ABD Başkanı Biden ve ekibini kafakola alınmaz da Halkbank davası nedeniyle bir darbe de oradan yenilirse hiçbir evliya kendini kurtaramaz.

Ekonomi tıkırında, dış politikada da en azından bir cephede kazanım elde edilmiş olsaydı iktidarın yargı bağımsızlığıymış, hukukun evrensel ilkeleriymiş, AB kriterleriymiş aklına bile gelmezdi. “Eyyy!” diye başlayan kükremelerin muhataplarına her gün bir yenisi eklenirdi.

Varsayalım ki küçük ortağı da hukuk reformuna ikna etti. İyi de bu saaten sonra gerek yurtiçinden gerekse yurtdışından bu vaatlere inanan bir kurum, bir grup ya da bir kişi çıkar mı?

Yurtiçinden başlayalım: Liberaller, Kürtler, Aleviler, Romanlar, işçiler, emekliler, EYT’liler, KHK’liler, basın mensupları, meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinden kimi yeniden bu konuda adım atılacağına inandırabilir ki?..

Yurtdışına gelelim: AB, ABD, insan hakları kuruluşları, Avrupa Parlamentosu, Rusya, say sayabildiğin kadar...

Hepsini daha önce kaç kez aldattığının çetelesini çıkarsak bir hafta çalışmamız lazım.

Daha önce kızdırdığı ülkeleri yeniden tavlamak için o ülkeden ya uçak ya helikopter ya da bol sıfırlı mal ve hizmetler satın alma yoluyla şirinlikler yapardık. Şimde sıfırı tükettiğimiz için yargı reformu, demokraside genişleme, AB kriterlerine dönüş, ABD ile mazideki günlere dönme vaatleri ile günü kurtarmaya çalışıyoruz.

Tutar mı?

Pek emin değilim. 

Bugünkü durumumuzu en iyi özetleyecek bir Bektaşi fıkrasıyla yazıyı sonlandıralım...

Bektaşinin biri fırtınalı havada bir kayığa binmiş. Açık denizde yol alırken bindikleri kayık devrildi devrilecek. Kayıktaki herkes başlamış bir evliyaya yakarmaya...

Kimi kurtulması halinde bir evliyaya koç bağışlayacağını, kimi 30 gün oruç tutacağını, kimi o evliya hatırına fakirlere sadaka vereceğini söyleyip yardım istiyormuş.

Baba Erenler’in oralı olduğu yok. 

Yanındakiler, “Yav Erenler, ne duruyorsun, sen de dua etsene” deyince başlamış duaya.

Bu fırtınadan kurtulursak adını bilmediğim evliya için bir koç kurban edeceğim” demiş.

Kayıkçı şaşırarak “O ne biçim dua. Adını bildiğin hiç mi evliya yok” diye sormuş Bektaşiye.

Var, hem de çok var” demiş ve eklemiş. “Ama hepsini daha önce birkaç kez aldattığım için yardıma gelmezler. O yüzden adını bilmediğim evliya ancak bana inanır.


Yazarın Son Yazıları

Hafiyesi Mahmut 26 Aralık 2020
Beyni Allah’tan iste! 19 Aralık 2020
Sayım suyum yok 5 Aralık 2020
Çokomelli hafta 14 Kasım 2020
Akil ve sakil 31 Ekim 2020
Entarisi ala benziyor 10 Ekim 2020