Cumhuriyet ‘ekim’i...

30 Eylül 2023 Cumartesi

Yarın üç önemli olayın 100. yılını kutlayacağımız aya, ekim ayına giriyoruz. Yazılması gereken pek çok güncel konu var ama en kalıcı gündemi ısrarla vurgulamaya devam edelim.

6 Ekim 1923 İstanbul’un beş yıllık işgaline son verildi. 

13 Ekim 1923 Ankara Anadolu’nun tarihinde beşinci ve son kez başkent oldu.

29 Ekim 1923 adım adım kurumlaşan Cumhuriyet resmen ilan edildi.

Doğrunun gücü tekrarından gelir. Cumhuriyet, sıradan bir rejim ilanı değildir, savaş meydanlarında işgalcilerle, Anadolu içlerinde yobazlarla, Meclis sıralarında tutucularla verilen mücadeleden sonra atılan büyük bir uygarlık adımıdır.

İstanbul’un Mondros Mütarekesi’nin ardından 1918’de işgalinden sonra emperyalistlerin başlıca “sorunu” şuydu:

İstanbul’u ve Anadolu’yu nasıl paylaşacağız?

9 Eylül 1922’de Türk askeri İzmir’e girdiğinde İstanbul hâlâ işgal altındaydı. İngilizler, Mustafa Kemal’e, “Tamam savaşı sen kazandın. Ankara’da istediğini yap. İstanbul’u bize bırak” mesajı gönderdiler. Mustafa Kemal’in yanıtı şu oldu:

-2 süvari birliği yarın Trakya’ya doğru yola çıksın!

Lozan’ın en önemli kazanımı İstanbul’dur. 

***

Ankara 23 Nisan 1920’de Meclis’in Kurtuluş Savaşı’nı örgütlemek ve yönetmek üzere açılışından itibaren fiilen başkentti. Ancak bunun ilanı için İstanbul’un emperyalist işgalden kurtarılması beklendi.

Mustafa Kemal İstanbul’un da resmen vatan topraklarında olduğu kesinleşmeden devlet yapısına ilişkin temel adımları atmak istemedi. Lozan Antlaşması hükümleri gereği 2 Ekim 1923’te son işgal kuvveti İstanbul’u terk etti. 6 Ekim 1923’te Şükrü Naili Gökberk Paşa komutasındaki Türk birliği büyük sevgi gösterileri arasında İstanbul’a girdi. 

Böylece İstanbul’un fethinden 470 yıl sonra İstanbul, beş yıllık işgalden kurtarıldı. 

Sıra başkentin ilanına gelmişti. 13 Ekim 1923’te İsmet İnönü Meclis’e bir yasa teklifi sundu:

“Türkiye devletinin başkenti Ankara’dır.”

Kabulüyle Ankara, bilinen 3 bin yıllık tarihinde bir kez daha ve son kez başkent ilan edildi. Atatürk, Ankara’nın başkent olarak seçilmesinin nedenlerinden birini de Yunus Nadi’ye şöyle anlatıyor:

-13. yüzyılda Ankara’da kurulan Ahi devletinin yönetim anlayışı bugünkü cumhuriyete en yakın sistemdi...

Ankara başkent ilan edildiğinde iki büyükelçilik vardı; Sovyetler Birliği ve Afganistan. Kısa süre sonra İstanbullu bir Rum kızı ile evli Yunanistan büyükelçisi ve Polonya geldi. Emperyalist ülkeler, “Mustafa Kemal devleti kuramaz, sürdüremez” beklentisiyle 1928’e dek Ankara’ya taşınmadılar. Sonra Çankaya Köşkü’nün etrafına sıralandılar.

***

1933’te, Cumhuriyetin 10. yılında Avusturya’nın Ankara Büyükelçisi Norbert Von Bischoff şöyle diyor:

“Atatürk’ün en büyük eseri Ankara’dır. Çünkü bütün eserlerini Ankara’da vermiştir.”

29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanı bu toprakların bir başka miladıdır. Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyine çıkma mücadelesinin motorudur. 

Cumhuriyet, bütün yurttaşlarına bu mücadele bilincini o kadar güzel verdi ki kısa sürede Cumhuriyet kuşakları, devrim kuşakları yetişti. Her devrimin elbet karşısında olanlar da olacaktır, karşıdevrimcileri olacaktır.

Cumhuriyet, 100 yılda içten ve dıştan karşıdevrimci saldırıların hep üstesinden geldi.

Ekim ayı, her Cumhuriyet sevdalısının yüreğinde yanmakta olduğuna inandığımız 100. yıl coşkusunun birleşip devleştiği günlerle dolsun...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Çiller-Miller! 28 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları