Gençlik Bugünümüzdür - 3

24 Haziran 2013 Pazartesi

Yetişkin kuşakların gücünü, etkisini anlamaya çalıştığı bilgisayar, bugünkü gençlerin çocuk oyuncağıydı!

\n

Onlar bilgisayarla büyüdüler, \nsonra da bilgisayarı büyük bir güç olarak yanlarına alıp büyüklerin karşısına çıktılar.

\n

2007 yılıydı... ODTÜ’den 5 gençle aylık olağan sohbetimizi yapıyorduk. İlk birkaç görüşmeden sonra randevulaşmayı kaldırmıştık; her ayın ilk pazartesi günü saat 17.30’da gazeteye geliyorlardı. Ortalama bir saat çay içimi sohbet ediyorduk. Hepsi bilgisayarlarla çok ilgiliydi. İçlerinde sadece bilgisayar kullanmadaki başarısıyla öne çıkanlar vardı.
Onlardan biri sordu:
- Abi sen kaç yıldır köşe yazısı yazıyorsun?
15 yıldır deyince, gülümseyip şu karşılığı verdi:
- Benim de 15 yıllık deneyimim var.
Delikanlı 20 yaşındaydı ve 15 yıllık deneyimden söz ediyordu.
Uzun saçlarını şöyle bir dalgalandırıp devam etti:
- Bilgisayarın başına 5 yaşında oturdum da...
Yanındaki, soğumuş çayını yudumlayıp, acıyan bir yüz ifadesiyle takıldı:
- Sen biraz geç başlamışsın...

\n

***

\n

İşte bu kuşak ve ardından gelenler, sosyal medyanın patronu.
O kadar iyi ve başarılı bir patron ki; harcama az, üretim çok, etki yüksek.
Daha ne olsun!
Bilgisayarla büyüyen kuşak için duyulan kaygıların başında şu geliyordu:
Asosyal çocuklar olacaklar.
Gelin görün ki; çok sosyal çocuklar oldular. Sosyal medyayı yarattılar, büyüttüler, kullandılar.
Asosyallikten hemen sonra gelen kaygı da şuydu:
Ülkelerinin sorunlarına karşı ilgili olmayacaklar.
Bu kaygı da yersiz çıktı.
Gençler ilgi ile bilgiyi birleştirip çoğalttılar ve
“b-ilgisayar kuşağı” oldular.
Bilgisayar oyunlarının vurdulu-kırdılı olmasının getirdiği kaygı da şöyle özetleniyordu:
Şiddete eğilimli bir kuşak olacak.
Büyük toplumsal olaylarda yaşanabilecek kimi provokatif eylemler bir kenara konursa, gençler üç haftadan fazla süredir şiddete öylesine şiddetli karşı çıktılar ki, sonunda
“duran adam” oldular.
Bütün bunların ötesinde genç kuşak gücünün farkına vardı, özgürlüğün tadını aldı. Sadece tadını almakla kalmadı, özgürlüğü kaybederse ne olacağını da anladı.

\n

***

\n

Özellikle haziran ayının ilk günlerinde Taksim’e aile boyu giden bir sosyal avukatım, aynı yaş kuşağında olmamıza gönderme yapıp durumu şöyle özetledi.
“Eskiden herhangi bir etkinliğe katıldığımda en genci ben olurdum. Taksim’de ben, en yaşlılar arasındaydım.”
Bugünkü genç kuşak, ders kitapları dışında başka kitaplar okumaya başladığında işbaşında AKP hükümeti vardı. Bugünkü iktidarla büyüdüler. Onların kutlama bilincine vardıkları ulusal bayramlar hep
“sorunlu” oldu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerleri ile iktidarın icraat anlayışı örtüşmedi, sık sık çatışma yaşandı.
Bütün bunların ardından Avrupa’nın büyük bir gazetesi haziran ayı ortasında şu başlığı kullandı:
Türkiye’de 21. yüzyıl kuşağının lideri de
Atatürk.
Düşüncelerin tazeliği halkın, özellikle gençliğin belleğinde ettiği yer kadardır.
Gün olur iki yıl önceki bir düşünce eskir, tarihin çöplüğüne gider. Gün olur bir asır önceki düşünce tazeliğini korur, güçlenerek devam eder.
Atatürk’ün 85 yıl önce okuduğu Gençliğe Hitabe’si o kadar taze ki, Türkiye’nin dört bir yanında çiçek açmaya devam ediyor.
Bugünün gençleri bir
“tuşla” çok kuş vurdular.

\n

Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020
Nasıl bir Bayraklı? 5 Kasım 2020