Kime güveneceğiz?

23 Eylül 2023 Cumartesi

Başlık son dönemde karşılaştığımız tepkilere eklenen yeni bir soru.

Sokak, değişik gruplara ayrılmaya başladı. Tablo şöyle görünüyor:

Bir kesim bizi görünce “Artık ne gazete okuyorum ne televizyon programı izliyorum. Bütün ümidim bitti” diye söze başlıyor. Devamını getirmeyelim...

Bir grup çevresindeki insanların davranışlarından söz edip utangaçça kendisinin de değişim umudunu yitirdiğini söylüyor, mevcut yapıyla uzlaşmanın yollarını aradığını anlatıyor. 

Bir başka grup bu aşamadan sonra değişimin olmayacağı düşüncesinde. Biraz daha ileri gidip seçimlerin artık anlamsızlığından söz ediyor.

Oyunu iktidar partilerine verenler de çok mutsuz. Pişmanlık dile getirmiyorlar ama geleceği dalgalanmaya bırakmışlar. 

***

Dikkatimizi çeken yeni grup ise “Kime güveneceğiz? Ucu umuda varan bir şey söyleyin” diyor!

Bizim toplumumuz umutperesttir. En kötü ortamdan bile bir şekilde çıkış yolunun bulunabileceğine inanır. En karamsar kişiyi biraz kazıyın, altından umut arayışı çıkar.

Kime güveneceğiz sorusu sadece muhalefet partilerine de dokunmuyor. İktidardan payını alan kesimler dışında, iktidar partilerine oy verenler de yukarıdaki yelpazede vurguladığımız gibi yeni bir güven eli arıyor.

Şunun altını kalınca çizelim:

İktidarın artık muhalefet korkusu yok! Hatta yurtdışından destek almak için o ülkeleri muhalefetle korkutuyor. “Ben gidersem onlar gelir haaa” diyor. Bunun Türkçesi şu:

-Sizin amacınıza uygun, benden daha elverişli bir iktidar bulamazsınız!

Bunu açığa çıkaracak ve halka onun anlayacağı dille söyleyecek bir muhalefet de olmayınca... Ne söylersen söyle...

ABD gezisinde iki hedef vardı:

-Biden’la fotoğraf vermek.

-F-16 ile ilgili söz almak.

İkisi de olmadı. Elde BM kürsüsünden hamaset ve muhalefeti aşağılayarak aslında Türkiye’yi küçük düşürmek kaldı. Yunanistan Başbakanı Miçotakis’le görüşmeden de iki taraf mutlu ayrılmış. Sığınmacılar konusunda işbirliği kararı çıkmış. Yunanistan Ege’den gelen sığınmacıların geri kabul anlaşması kapsamında Türkiye’ye gönderilmesini istiyor. Erdoğan zaten övünerek sığınmacılara baktıklarını söyledi, daha da bakar ne olacak. Yeter ki biraz daha Avro gelsin. Parayı iktidar kullansın, sığınmacıların yükünü millet zaten çekiyor.

***

Emekli maaşlarından enflasyona kadar bütün sorunların çözümü için umutlu başlangıcın 2024’e kaldığını da ABD’den duyurdu.

Her şey bir yana iktidarın seçimden önceki Türkiye’yi dahi aratır hale geldiği, muhalefetin bunu birinci gündem yapmadığı bir ortamda millet elbette sorar:

-Kime güveneceğiz?

İstiklal Marşı’mızın ikinci dizesinde diyor ya:

“Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”

İşi en son ocağa kadar getirmek istemiyorsak her şeyden önce kendimize güveneceğiz. 

Umutsuzluk yalnızlıktan doğar. İnsan bazen yüzlerce, binlerce insanın içinde de kendisini yalnız hissedebilir. Kimi yığınsal buluşmalarda insanlar birbirine bakar ve seslenir:

-Vayyy be, biz bu kadar çok muyuz?

Evet, çoğuz.

İktidarın Cumhuriyet kazanımlarına keyfi olarak saldıramayacağı kadar çoğuz.

Bütçenin halktan kaçırılmasına, “fedakârlık” deyince “feda” kısmının millete, “kârlık” kısmının Saray’a pay edilmesine dur diyecek kadar çoğuz...

Her “bireyi”, “iki” olmaya çağırıyoruz. 

Ayağa kalkın... Hangi partiye oy veriyorsanız, o partiyi ayağa kaldırın.

Ama önce kendinize güvenin!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

AB ruhu çökerken! 12 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları