Soğuk Savaş’tan Bugüne...

27 Mayıs 2011 Cuma
\n

Ortadoğuda ve Kuzey Afrikada iç barış ve rejim sorunu yaşayan ülkelerin

\n\n\n

tümü, Aralık 1995te Sovyetler Birliğinin çökmesiyle resmen noktalanan soğuk savaşın sonuçlarını o günlerde hissetmemişti. Bugün bir bakıma, soğuk savaşın sona ermesinin ardından kurulmaya çalışılan yeni dünya düzeninin çaresizliğini yaşıyorlar.

\n

1995’te ABnin ve ABDnin ilk gözünü diktiği bölge Doğu Avrupa oldu. Her ikisi de ne yapıp edip Doğu Avrupa ülkelerinin bir an önce Moskova ekseninden çıkıp kendi etki alanları içine girmesini istedi.

\n

ABnin kozu sosyal refah, ABDnin kozu güvenlikti.

\n

Kopenhang kriterlerinin tek nedeni Doğu Avrupa ülkelerindeki ekonomik ve politik çarkların ABye uydurulmasıydı. Bu ülkelerin tümü 10 yıllık bir zaman diliminde ABye tam üye yapıldı ve NATOya alındı.

\n

2000’li yılların başına gelindiğinde Doğu Avrupa açısından soğuk savaşın buzları eritilmişti.

\n

***

\n

Öteki cofrafyalar için ise süreç daha yavaş ve sancılı işledi.

\n

Orta Asya ülkelerinin önünde iki ana yol vardı: Moskova ve Washington.

\n

Pekin, Brüksel, Ankara, Riyad, Tahran bu iki ana yolun değişik tamamlayıcıları oldular.

\n

1990’ların ortasında Rusya ile Çin yanına Hindistanı da alarak Orta Asyayı kendi eksenleri içinde yapılandırmaya girişti; Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) doğdu. Bu yapılanma adım adım genişledi. Mayıs ayı ortasındaki gazetelerin iç sayfalarında ŞİÖnün Avrasya Ekonomik Topluluğuna dönüşme adımlarının kesinleştiği haberi yer alıyordu.

\n

Görünür gelecekte bu coğrafyanın belirleyicisinin Rusya-Çin olacağı söylenebilir, ama ABDnin hesaplarının devam ettiği de aşikâr.

\n

Karadeniz çevresi tek tek biçimlendi, Ukraynadaki turuncu devrim”, Gürcistandaki kadife devrimbu ülkelerin yönünü büyük ölçüde Batıya çevirdi.

\n

Ortadoğu ve Kuzey Afrikadaki sıcak ülkeler yukarıdaki bu gelişmelere soğuk kaldılar.

\n

Sovyetlerin çökmesinden 5 yıl sonra Kuzey ve Güney Yemen birleşti, tek adam rejiminin ruhu değişmedi. Yönü daha çok Moskovaya dönük olan Suriye lideri Hafız Esad, 1980’lerin sonunda bizzat Gorbaçovu ziyaret ederek açıklık politikasına karşı çıktı.

\n

Ama süreç Gorbaçovun kontrolünden de çıkmıştı.

\n

Hafız Esadın ölümünün ardından Haziran 2000de koltuğuna oturan oğul Esad da babasının politikasını sürdürdü.

\n

Mübarek ve Kaddafi de ülkelerini her iklime mesafeli bir yapıda tutup yerlerini ve yönetim anlayışlarını korudu.

\n

Şimdi sıra bu coğrafyada...

\n

Balkanlar ise Soğuk Savaş’ın bitimini en sıcak hisseden coğrafya oldu. Sadece Saraybosnada 1992-1996 arasındaki iç savaşta 250 bin insan öldü.

\n

Balkanlardaki sancı pamuk yanığı gibi içten içe devam ediyor.

\n

***

\n

Yukarıda saydığımız bölgelerle birlikte Türkiyenin etrafında 360 derece tur atmış olduk. Neredeyse hiçbir derecesini boş bırakmadık.

\n

Çevremizi şöyle de özetleyebiliriz:

\n

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan sonra etrafımızdaki ülkelerin tümünün sınırları ve rejimleri en az bir kez değişti.

\n

Türkiye ise her türlü sancıya, zaman zaman tehlikeli boyutlara varan iç barış sorunlarına karşın sınırlarını korudu, rejimini iki ileri bir geri geliştirdi.

\n

Bugün iktidar kendisinden önce yapılanların üzerine bir şey koymaktan çok, onlarla hesaplaşma, onları katlayıp geçme kompleksi içinde.

\n

Hükümetin dengesizliklerini toplumsal sağduyu göğüslüyor.

\n

Herkesin arada bir çevremize bakmasında fayda var.

\n

Çevre kirliliği nasıl insan sağlığını doğrudan etkilerse, çevre krizi de ülkelerin sağlığında başlıca unsurdur.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Sırıtıyor... 22 Ekim 2020
Hukuksal soykırım! 18 Ekim 2020
Bütöv Azerbaycan! 30 Eylül 2020