Türkiye hikâyesini kaybetti...

17 Ekim 2018 Çarşamba

Rotası belli olmayan gemiye, hiçbir rüzgârın faydası olmaz.
Türkiye’nin içinde bulunduğu durum bu sözle özetlenebilir.

Erdoğan’ın tek adamlığındaki AKP iktidarı Türkiye’yi yönü, rotası belirsiz bir gemiye çevirdi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda temel hedef, Atatürk’ün söylemiyle şuydu:
Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak.
Ekonomiden demokrasiye her alanı kapsayan bu hedef 1938’den sonra kurulan hükümetlerce de değişik biçimlerde, dönemin siyasal-toplumsal beklentileri çerçevesinde dile getirildi.
İnönü, demokraside çok partili sisteme geçişin mimarı oldu.
Menderes, her mahallede bir milyoner yaratmayı, küçük Amerika olmayı hedefledi.
Demirel, “Büyük Türkiye” dedi.
Ecevit, “Ne ezen ne ezilen, insanca, hakça düzen” söylemiyle kitleleri sürükledi.
Özal, “Çağ atlayacağız” dedi.

***

AKP iktidarı da ciddi bir ekonomik krizin ardından yönetime geldiğinde şunları vaat etti:
-AB’ye tam üye olacağız.
-Erbakan’ın mirası D-8’leri güçlendireceğiz.
-Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına gireceğiz.
-Meclis’te herkes temsil edilecek.
-Tüm Türkiye ile barışacağız.
Gerek Erdoğan’ın içinden geldiği yapı, gerek AKP’nin iç yelpazesi bu hedeflere uygun değildi. Ancak toplumun önemli bir kesimi bunların 10 yılı geçmeyen bir zaman diliminde gerçekleşeceğine inandı.
Ne var ki; yukarıdaki maddelerin hiçbiri hayata geçmediği gibi tümünde mevcut durumdan daha geri gidildi. Bu bağlamda AKP’nin Türkiye’nin önüne koyabileceği bir hedef kalmadı.
Arada bir “AB süreci canlanacak” mesajı veriyorlar, kimse inanmıyor.
Kara mizaha bakın ki; Arap ülkeleriyle tarihin en kötü ilişki düzeyindeyiz, bunu İslamı referans aldığını iddia eden bir iktidar başardı!
Ekonomide krizleri yokmuş gibi göstermekten başka hedef kalmadı. Hiçbir hedef tutmayınca, “Sistemi değiştirelim, bir şey yapmış gibi oluruz” dediler. O da krizden başka şey üretmiyor.

***

Türkiye’nin bütün birikimlerini tüketen iktidar, bir anlamda geleceğini de tüketti.
Türkiye hikâyesini kaybetti.
Türkiye, ülke olarak hayallerini kaybetti.
Bu gidişin, daha doğrusu gidemeyişin karşısına güçlü bir hikâye, insanları çekecek bir hayal koymak gerekiyor.
Önümüzdeki yerel seçim süreci bunun için önemli bir fırsat. Bu gidişe karşı seçenek oluşturabilecek partilerin “yerel seçim sadece yerel seçim değildir” diye bakmasını, Türkiye’ye yeni bir hikâye sunmasını bekliyoruz. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tayyiban... 25 Temmuz 2021
Kıbrıs defteri... 21 Temmuz 2021