Kılıçdaroğlu vakası

14 Nisan 2024 Pazar

“Sözlerinizdeki öfkeyi anlıyorum, ama sözlerinizi anlamıyorum” der Shakespeare’in karakterlerinden biri Otello’da.

Tıpkı onun gibi.

Kılıçdaroğlu’nun Uğur Dündar’a twitterda döşendiği bayram mektubunu bu duyguyla okudum.

Eski CHP genel başkanı belli ki çok kızmış.

O kadar kızmış ki, kerameti kendinden menkul dam üstüde saksağan ifadeler sıralamış.

Tatildeyseniz eğer kaçırmış olabilirsiniz. Hatırlatmakta yarar var…

Bayrama girerken tam, Dündar çıktığı bir TV programında hikayenin en hassas tuşuna bastı, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde tarihi bir fırsat kaçırmışız” diyerek ekledi:

İmamoğlu’na siyasi yasağın getirildiği gün Kılıçdaroğlu Almanya’ya gitmek yerine Saraçhane’ye gelseydi ve orada Ekrem İmamoğlu’nun kolunu kaldırarak ‘İşte Cumhurbaşkanı adayımız! Hodri meydan, gelin yasağınızı koyun’ deseydi.. Bugün başka şeyler konuşacaktık. Kılıçdaroğlu’nun buna hakkı yoktu. Büyük bir fırsat kaçırttı. Tarih onu affetmeyecek.”

Sen misin bu can alıcı yüzleşmeyi getirip masanın ortasına bırakan?

Kılıçdaroğlu derhal Dündar’a yönelik bir “açık mektup” döşendi.

Ama gelin görün ki sözü edilen mektupta, salt Türkiye’de değil dünyada merak yaratan konuya ilişkin tek bir satır yok...

Financial Times bile misal daha çok yeni, “Muhalefet, 31 Mart’ın ardından, ‘Geçen yılın seçimlerinde Erdoğan’a meydan okumak için Kılıçdaroğlu yerine İmamoğlu önerilseydi ne olurdu?’ sorusunu soruyor olmalı” diye yazdı.

Aklın yolu bir. Ama belli ki Türkiye de bu mevzu tabu.

CHP, bölünmüşlük görüntüsü vermemek adına konuya ilişmiyor.

Meydanı boş bulan Kılıçdaroğlu da bodoslamadan önüne gelene kafa atıyor ve “itibar suikastı”ne başvuruyor.

ALTERNATİF TARİH

Neler dememiş ki, bu mayınlı araziye adım atan Dündar’a?

Bariz bir hatayla Dündar’ın “1980 darbesinin TRT genel müdürlüğünden” girmiş, solun simge isimlerinden “Tarık Akan’ların işkencelerinde neredeydin?”lerle çıkmış. Arkasından;

“Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim. Biz helalleştik… Bu ülkede, CHP’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik. 1960’lardan kalma sağ-sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle helalleştik…Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik. Farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz.” diyerek eklemiş.

Öfkesinden Kılıçdaroğlu “alternatif tarih” yaratmış diye düşündüm bu talihsiz satırları okurken.

“60’ların sağ sol kavgasının kötü mirasının” müsebbibi CHP miydi? Ve bu kötü mirasın tek yanlı kurbanları sağcılar mı olmuştu ki, bol keseden bugün Kılıçdaroğlu helalleşmeciliğinin malzemesi olsun?

Uzatmak istemiyorum. Nereden tutsanız elinizde kalan, her satırı ayrı sorunlu bir metin.

Kılıçdaroğlu bu çağ açan “helalleşmeyi” keza “Altılı Masa liderleri ile yapmış”…

Öyle diyor.

Altılı Masa’nın Akşener dışındaki bileşenlerinin karşılığının yüzde 1 olmadığını gördük. Akşener’in de aldığı pozisyon malum.

“Sadece iktidar mensuplarıyla değil, biz adeta bu seçimin kaybedilmesi için çalışanlarla da mücadele ettik. Meselemiz Türkiye olduğu için, nefislerimizi kör odalara hapsettik. Ama ne yazık ki, nefsinin esiri olanlarla uğraştık” diye çıktı daha çok yeni Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden.

Altılı Masa helalleşmesi buysa vay anasını sayın seyirciler!

DEĞİŞİMİ SEVDİK

Dündar’ın benim avukatlığıma elbette ki ihtiyacı yok. Gereken cevabı Kılıçdaroğlu’na nitekim, “Size hakaret etmedim, iftira atmadım, kişilik haklarınıza saldırmadım, özel hayatınıza lâf etmedim. Sadece…

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde adaylığınızı dayatmak yerine, İmamoğlu ya da Yavaş’ı aday göstermiş olsaydınız, seçimi rahatlıkla kazanabileceklerini belirttim.Bunu sokak da söylüyor. Bunda kızıp köpürecek ne var?” diye yapıştırıverdi.

Mesele Kılıçdaroğlu’nun eleştiriye külliyen kapalı olması.

Bir yıl önce daha bahar dalları arasından kalp emojisiyle “Sana söz! Beni özgürce eleştirebileceksiniz!” sloganıyla kampanya yapmamış mıydı?

Reis’ten tahammülsüz çıktı.

Yapılan tüm kamuoyu yoklamalarının, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde kendisini en zayıf aday olarak tanımladığı gerçek değil mi?

Bu somut gerçeklik karşısında CHP eski genel başkanı, tatmin edici tek açıklama yapmadı, bir özeleştiri vermedi, yüzleşmeye girmedi. Yaraya tuz basarcasına hatta “Ağır yenilgi almadık. Pişman değilim. Herşey benim açımdan doğruydu” dedi.

Kendisiyle yüzleşmekten, hesap vermekten bu kerte kaçınan biri, başkaları adına nasıl helalleşmeden söz edebilir?

Daha kendi seçmeninizle helalleşmiş değilsiniz.

“CHP mirası” üzerinden koca koca fetvalar vermeden önce, kendi mirasınızı bir oturup konuşun.

“Tıpış tıpış oy verecekler!” dönemi geride kaldı.

İmamoğlu’nun son Trabzon gezisinde vurguladığı üzere önümüzde “yeni bir dönem” var.

Türkiye değişimi sevdi.

Sn. Kılıçdaroğlu, lütfen sizi unutmamıza fırsat verin.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Boş koltuk 5 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları