Küreselleşme çöküyor ulus devlet yükseliyor
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Küreselleşme çöküyor ulus devlet yükseliyor

17.02.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Yazan: Larry EllIott - The GuardIan

Çeviren: M. Birol Güger

Çin, geçen 30 yıl boyunca adeta dünyanın fabrikası haline geldi. Son birkaç haftadır ise ülkenin üretim merkezleri, koronavirüsün yayılmasını durdurmak için gerekli görülen lüzum üzere kapatılmaya başlandı. Pekin yönetimi, salgından hem kısa hem de uzun vadeli hasarlar doğacağından çekiniyor. 

Çin’in Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) elçisi Zhang Xiangchen, bu hafta başında diğer üye ülkeleri, Çin’e ticaret kısıtlamaları getirmek için koronavirüsü bir bahane olarak kullanmamaları konusunda uyardı. Ülke bugün, on yıllardır ilk defa, ilk negatif büyümeye doğru ilerliyor.

Yerelleşme hız kazanıyor

Zhang’ın bu itirazı, satır aralarında gizlenen bir gerçeği de ayan beyan ortaya koyuyor. Çin, örtülü korumacılıktan şüphe duyuyor ve neredeyse kesinlikle haklı. Ticaret ve uluslararası sermaye akışının bir küresel hasıla payı olarak hızla yükseldiği açık pazarlar ve açık sınırlar dönemi sona erdi. Yerelleşme hız kazanıyor. Çokuluslu şirketler, gelişmekte olan ülkelerdeki düşük ücretlerden yararlanmak adına tasarlanmış uzun küresel tedarik zincirlerinin faydası olduğu gibi, bir maliyetinin de olduğunun farkına varıyor. Koronavirüsün yayılması da muhtemelen, 90’lı ve 2000’li yıllarda, Batı’daki üretim merkezlerinden azgelişmiş ülkelere taşınan üretimin eve geri dönmesini savunan politikaları muhtemelen daha fazla teşvik edecektir. 

Yerelleşme daha önce özellikle, 1914 ve 1945 yılları arasında yaşanmıştı. Şimdi ise jeopolitik ve ekonomik hareketsizlik, artan eşitsizlik, küreselleşmeyi yönetmek için yeni siyasi yapılar geliştirememe sorunu ve yeni tehditlere yanıt olarak yeniden doğuyor. 

Çöküş derin, iyileşme uzun

Her yeni küreselleşme dalgası, serbest ticaret ve serbest piyasa vaatlerini yaymaya yetecek başat bir güç ve yeni bir şampiyon gerektirdi. Bu rolü 19. yüzyılın sonlarında İngiltere ve 20. yüzyılın ikinci yarısında ise ABD üstlendi. Ancak ABD’nin kendine olan güveni, Çin’in stratejik bir tehdit olarak yükselişiyle birlikte delindi ve bugün, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki güç mücadelesi giderek ısınıyor. Washington ve Pekin bir ticaret anlaşması imzaladığında borsalarda durum oldukça iyiydi, ancak bu daha ziyade Ağustos 1939’daki Molotov-Ribbentrop Paktı gibi bir tür formalite ateşkesiydi. Trump, önümüzdeki kasım ayında başkanlık seçimlerini yeniden kazanırsa düşmanlık devam edecektir. 

Ülkeler, 2008 mali krizinden bu yana zor zamanlarda savunmaya çekiliyor. En son ticari serbestlik dalgası, Komünizmin çöküşünün ardından geçen on yılda yaşandı; Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olmasıyla doruk noktasına ulaştı. Bu kısmen, küreselleşmenin geri besleme döngüsü nedeniyle büyümenin güçlü olduğu, ucuz ithalatın enflasyon oranlarını düşürdüğü, Batı ülkelerindeki faiz oranlarının düşük, varlık fiyatlarının ise yüksek olduğu bir dönemdi. Ancak mali kriz, yeterli kontrol ve etkin denetim olmaksızın küresel olarak işleyebilen bu sistemin zayıf yönlerini ortaya çıkardı. Çöküş derindi ve iyileşme uzun, ağrılı ve muhtemelen eksik olacaktı. Kaçınılmaz olarak ülkeler daha temkinli hale geldi.

Eşitsizlik arttı

Küreselleşme karşıtı eğilim yükseldi, çünkü küreselleşmenin meyveleri öncelikle sermaye sahipleri tarafından toplanmıştı. Bu arada, tüketiciler bir süre düşük fiyatların keyfini sürmüştü, ancak dünyanın her yerinde eşitsizlik daha da artmıştı. Demokratik yönetimlerde insanların yaşam standartları durağanlaşır veya zar zor gelişirken, zenginlerin zenginleşmesine ne kadar dayanacaklarının da bir sınırı vardı.

Umut, her zaman ekonominin küreselleşmesine uygun, uluslararası bir yönetimin geliştirilmesiydi. Şayet sermaye küresel düzeyde örgütlenebilirse demokratik mekanizmalar da geliştirilebilirdi. Bu hiçbir zaman olmadı.

Geçen otuz yılda, küreselleşmeyi yönetmek için oluşturulmuş çok taraflı bir kurum olan DTÖ, bugün oldukça müşkül bir durumda. Öyle ki, DTÖ’nün iki ana işlevi vardır: Ülkeler için kapsamlı ticaret anlaşmalarının müzakere edildiği bir forum ve ticaret uyuşmazlıklarının çözülebileceği bir mahkeme sağlamak. Şu anda her iki işlevi de yerine getiremiyor. Bu da ülkelerin küreselleşmeye, söz sahibi oldukları bir başka düzeyde yanıt verecekleri anlamına geliyor: Ulus devletler. 

Küreselleşme bugüne dek, pazarları daha büyük ve daha verimli hale getirerek herkes için refahı artırmanın bir yolu olarak pazarlandı. Bu model bir süre çalıştı, ancak çöktüğünde ve beraberinde kapsamlı bir teminat hasarına neden olduğunda, bir geri tepme kaçınılmazdı. 

Ortaya çıkan sonuç ise yerelleşme oldu.

Yazarın Son Yazıları

Mutlak butlan hukuksuzluğu - Doğan Soyaslan

Cumhuriyet Halk Partisi, 8 Ekim 2023’te İstanbul il kongresini düzenledi.

Devamını Oku
25.05.2026
Türkiye’de siyaset oyunları - Dr. Engin Ünsal

AKP 2002’de iktidar olduktan sonra iktidar olmanın nimetlerinden fazlası ile yararlandı ve bu nedenle iktidar olmayı çok sevdi.

Devamını Oku
23.05.2026
Uluslararası eşkıyalık… - Av. Erol Ertuğrul

Emperyalizm bağımsızlık savaşlarını sevmez.

Devamını Oku
23.05.2026
Yargıya anayasal blokaj - Başar Yaltı

Ulusal egemenliğin bir parçası olan yargı, yasama ve yürütmenin denetimini sağlamak ve kişiler arasındaki anlaşmazlıkları adaletli bir çözüme kavuşturmak için vardır.

Devamını Oku
22.05.2026
Bir Cumhuriyet kadınına veda... - Gönül Pultar

Bir Cumhuriyet kadınını, değerli bir öğretim üyesini yitirdik.

Devamını Oku
21.05.2026
Bir memleket gençlerini kaç kez yitirir? - Cengiz Kuday

Türkiye’de 19 Mayıs dendiğinde çoğu insanın aklına doğal olarak Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ve Milli Mücadele gelir.

Devamını Oku
21.05.2026
Görünmezleri görünür kılmak - Utku Yapıcı

Brezilyalı ünlü şair ve yazar Thiago de Mello, ABD güdümlü 1964 Brezilya Darbesi’nin ardından kaleme aldığı İnsan Yasası’nın son maddesinde yeryüzünün temel sorununu ve bu soruna dair çözüm yolunu ne güzel dile getirir...

Devamını Oku
20.05.2026
Filizlenen Çin-Türkiye dostluk ağacı gençliğin gücüyle büyüsün

Ankara’dan İstanbul’a, sahil kasabalarından Anadolu’nun iç bölgelerine kadar genç arkadaşlarla görüş alışverişinde bulundum.

Devamını Oku
19.05.2026
Samsun hâlâ bir ufuktur - Onursal Adıgüzel

Aradan tam 107 yıl geçti.

Devamını Oku
19.05.2026
Tam bağımsızlığın ilk adımı - Hüner Tuncer

1919 Mayıs’ında Anadolu’ya ayak bastığında Mustafa Kemal’in kararı şuydu: Ulusal egemenliğe dayalı tam bağımsız bir Türk devletinin kurulması.

Devamını Oku
19.05.2026
Kış güneşi Türkan Saylan- Gülseren Delibaş

Yaşam, bazen dondurucu bir ayazın tam ortasında açan o zayıf ama inatçı kardelene benzer.

Devamını Oku
18.05.2026
'Ateş çemberinden başarıyla çıkmanın yolu'

Toplumların ve devletlerin tarihi, yaşamın ve süreçlerin tıkandığı anlarda atılan ya da atılmayan adımlarda saklıdır; tıpkı şimdi bizim karşı karşıya olduğumuz durum gibi.

Devamını Oku
18.05.2026
Andımız erdemli nesiller yetiştirdi - Fikret Şahin

Son zamanlarda meydana gelen okul saldırıları hepimizi derinden üzdü.

Devamını Oku
16.05.2026
Demokratik Türkiye özlemi - Hüseyin Özkahraman

Tarihiyle, kültürüyle ve milyonları aşan nüfusuyla yalnızca ülkemizin değil, dünyanın en önemli şehirlerinden İstanbul’u yönetme sorumluluğunu taşıyan; tüm baskılara rağmen üç kez seçim kazanmış bir belediye başkanı aylardır Silivri’de, 15 metrekarelik bir odada özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumdadır.

Devamını Oku
16.05.2026
MHRS çözüm mü, sorun mu? - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

TC Anayasası 56. maddesine göre, “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”

Devamını Oku
15.05.2026
Türk Eczacılık Günü - Avni Kurtuldu

14 Mayıs 1839 tarihinde “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane” bünyesinde açılan eczacılık sınıfı, bilimsel eczacılık eğitiminin başlangıcı olarak kabul görmüş ve 14 Mayıs Türk Eczacılık Günü ilan edilmiştir.

Devamını Oku
14.05.2026
Karanlığa doğan yıldızlar - Gani Işık

Dinler tarihi ve kutsal kitaplar halkların zor dönemlerinde onları sahiplenen ve kendilerine yol gösteren peygamber gönderildiğini anlatır, örnek de verir.

Devamını Oku
13.05.2026
Milletvekili ara seçimleri - Erol Tuncer

Milletvekili ara seçimler; istifa, ölüm ya da başka nedenlerle milletvekilliklerin boşalması durumunda boşalan sandalyelere yeni üyelerin seçilebilmesi için yapılmaktadır.

Devamını Oku
13.05.2026
Aileden algoritmaya - Altan Kar

Bu metin, günümüzün “büyük öteki”sine dönüşen o görünmez ama her yerde olan algoritmik düzenin, yaşamımızı nasıl sessizce dönüştürdüğünü anlamaya yönelik bir çabadır.

Devamını Oku
12.05.2026
Amatör tiyatronun gücü - Serkan Fırtına

Bugün ülkemizin neredeyse her kentinde, kiminde onlarca kiminde ise belki bir tane de olsa perde açmaya çalışan amatör tiyatrolar vardır.

Devamını Oku
12.05.2026
Atatürk, Jonathan, İran ve Macaristan - Ülgen Zeki Ok

Richard Bach’ın bir döneme damga vuran “Martı” kitabının kahramanı Jonathan ile tanışıp felsefesini benimsediğimde 20 yaşlarındaydım.

Devamını Oku
09.05.2026
Atalay, Demirtaş, Kavala ve anayasa - Ziya Yergök

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni (AİHS) 1954’te onaylamış, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru hakkını 1987’de tanımıştır

Devamını Oku
08.05.2026
Jeopolitik armağan - Nejat Eslen

1990’lı yılların sonlarında, tek kutuplu dünya düzeni içinde ABD, küresel üstünlüğünü sürdürmenin planlarını yapıyordu.

Devamını Oku
07.05.2026
Engizisyondan bugüne: Değirmenci MenocchIo’nun öyküsü - Okan Toygar

Asıl adı Domenico Scandella’ydı ancak Menocchio olarak bilinirdi.

Devamını Oku
07.05.2026
Emperyalizmin değişmeyen hedefi - Hamdi Yaver Aktan

“1970 yılının nisan ayında, Türkiye’de eylem içinde bulunan ve gençlik önderi durumunda olan gençlerle bir toplantı yapmıştık.

Devamını Oku
06.05.2026
Şafağın getirdiği acı - Abdullah Yüksel

Mayıs ayının başlarında, şafağın erken söktüğü sessiz ve açık bir geceydi.

Devamını Oku
06.05.2026
Sisyphos’un bacağındaki el - Metin Devrim

18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.18. yüzyılda Sanayi Devrimi’nin o ağır çarkları arasında doğan, 1886’da Şikago’da “8 saatlik çalışma hakkını alabilmek” uğruna can veren işçilerin mirasıdır 1 Mayıs.

Devamını Oku
06.05.2026
Petrodolar sistemi bitiyor mu? - Fikret Bayır

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 1 Mayıs 2026 itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılacağını duyurdu.

Devamını Oku
05.05.2026
Yeni Sayıştay Kanunu ve Sayıştay ’ın görevleri - Turgut Aşçı

Sayıştay (Divan-ı Muhasebat) 1862’de Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet gelir ve giderlerini denetleyen, günümüz Sayıştay’ının temeli olan en yüksek mali denetim ve yargı kurumu olarak kurulmuştur.

Devamını Oku
05.05.2026
Aşı karşıtlığı ve toplumsal etkileri - Ülkü Sarıtaş

Bakteri, virüs gibi mikrobial ajanlarla meydana gelen hastalıklardan korunmak amacıyla etkisi zayıflatılmış mikrobial ajanlar veya bunların genetik yapısını taklit eden parçacıkların laboratuvarda üretilmesi ile elde edilen aşıların tarihçesi yaklaşık iki bin yıl öncesine dayanmakta, Çin ve Hindistan’da aşıya benzer uygulamaların yapıldığı tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Devamını Oku
04.05.2026
Eğitimde güvenlik sorunu - Levent Nayki

14 Nisan 2026 Salı günü Şanlıurfa’da bir okulda silah patladı.

Devamını Oku
04.05.2026
Gelir düzeyi ve kentsel dönüşüm - Aydın Öncel

Türkiye deprem kuşağında ve oldukça fazla riskli yapı stoğu olan bir ülke.

Devamını Oku
02.05.2026
Emek ve dayanışma - Kemal Akkurt

İşçi sınıfının 1886 yılında ABD’nin Şikago kentinde çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yaptıkları başkaldırı hareketi, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Bayramı’nın ilk kıvılcımı oldu.

Devamını Oku
01.05.2026
İşçi sınıfı yeniden - Doğan Ergenç

20. yüzyılda işçi sınıfının önemli kazanımlar elde ettiğini söyleyebiliriz.

Devamını Oku
01.05.2026
1 Mayıs 137 yaşında - Engin Ünsal

Bugün İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs aslında kanla yazılmış bir emek hareketinin anılma ve sömürüye karşı evrensel dayanışmanın sergilendiği gündür.

Devamını Oku
01.05.2026
Sine-i millete dönmek - Şule Özsoy Boyunsuz

Türkiye’de kamuoyunca zaman zaman gündeme getirilen ve sine-i millete dönmek olarak ifade edilen “topluca istifa”, aslında anayasal olarak var olmayan bir beklentiye dayanıyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Uçak gemileri - Hakan Ercan

Uçak gemileri, modern askeri gücün görkemli ve fakat tartışmalı unsurlarından biri olmaya devam ediyor.

Devamını Oku
30.04.2026
Maden işçilerinin zaferi üzerine - Cuma Gürsoy

“Onlar ki toprakta karınca, suda balık kadar çokturlar / Mücadelemizde sadece onların destanı vardır.”

Devamını Oku
30.04.2026
Denge ve denetim krizi - Mahmut Aslan

31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, özellikle muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik adli ve idari süreçlerde belirgin bir yoğunlaşma gözlenmektedir.

Devamını Oku
29.04.2026
Yanlarına kâr kaldı... - Berna Özgül

Türkiye'de motokuryeler yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, cezasızlıkla da mücadele ediyor.

Devamını Oku
29.04.2026