Meclis’teki siyah örtü 30 Ağustos’tan sonra kaldırıldı
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Meclis’teki siyah örtü 30 Ağustos’tan sonra kaldırıldı

26.07.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

30 Ağustos’u benimsemeyenlerin, aynı zamanda Cumhuriyetimize yönelik olumsuz bir yaklaşım içinde olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.

15 Mayıs 1919 günü İzmir’e giren Yunan ordusu, 20 Haziran 1920 tarihinden sonra, Bursa- Uşak-Sarayköy hattına kadar ilerleyerek Anadolu’nun en zengin bölümünü ele geçirmişlerdi. Osmanlı’nın ilk başkenti olan Bursa’nın işgal edildiği haberi Millet Meclisi’ne ulaşınca, siyah bir örtü, matem belirtisi olarak Meclis kürsüsüne serildi. İstanbul Hükümeti’nin, düşman güçlerine yardım için kurduğu Hilafet Ordusu, yine işgal güçlerinin işini kolaylaştırmak için çoğaltılan iç ayaklanmalar, Ulusal Güçler anlamına gelen Kuvayi Milliye ve düzenli ordu sayesinde bastırıp Sakarya Savaşı kazanıldıktan sonra, kesin zafer için hazırlıklar yapılmaya başlandı.

Titiz çalışma
Son zaferi elde etmek için her türlü olasılıklar en ince detayına kadar hesaplanmış, düşmanı gafil avlamak için saldırının başlatılması, Yunanların yortu gününe denk getirildi. Saldırı öncesi Batı Cephesi’ni son kez denetleyen Atatürk (Mustafa Kemal Paşa), ihtiyat birliğinin yerinin değiştirilmesini emretti. 26 Ağustos 1922 günü erkenden ordu birlikleri toplandı:
n Sabah namazını erken kılmaları,
n Birbirleri ile vedalaşmaları,
n Namuslarını korumak için geriye değil, düşmanın üstüne gitmeleri,
n Savaşmadan geriye dönmeleri durumunda, sadece vatanlarını değil, mahremlerini de kaybetmiş olacakları yiğitlere tebliğ olundu.
Atatürk’ün, “Yüce Tanrı! Beni ve Türk ordusunu mahcup etme, bu savaşı ben isteyerek yapmıyorum, düşman ülkemi işgal etti, bizi tutsak etmek istiyor, ölenlerden beni ve ordumu sorumlu tutma, bize yardım et” duasıyla savaş başlatıldı.
Düşmanı kurtaracak tek güç onların ihtiyat birliği idi. Düşman ihtiyat birliğinin durumunu öğrenmek için, bir torba içine konulan emir, çamaşır kurutma teli görünümdeki düzeneğe asıldı. Çok zor koşullarda görev yapan teftiş uçağının pilotu, uçağının penceresinden demir çubuğu yere sallayarak, içinde emir olan torbayı aldı ve “Düşman ihtiyat birliğinin durumunu bildir. Mustafa Kemal” emrini okudu.

‘Gel de ordularını kurtar’
Aldığı emir üzerine, düşman cephesine süzülen pilot, bir torba içine ağırlık koyarak, “Bir mavzer menzili kadar alçaldım. Düşman ihtiyat birliğinde bir hareketlilik gözetleyemedim” içeriğindeki raporunu, Başkomutan’a ulaşması için aşağıya attı.
Raporu okuyan Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, sevinçle başından kalpağını çıkardı düşmanın hak ettiği bir sözcük kullandıktan sonra, “Türk ordusu altın harflerle yeni bir tarih yazıyor. Hacıanesti, gel de ordularını kurtar” narası attığında, Afyon Ovası inliyor, 30 Ağustos zaferinin müjdesini veriyordu.
30 Ağustos zaferinden sonra, Büyük Millet Meclisi 6 Eylül’de, iki yıl önce Yunan işgali karşısında yas işareti olarak kürsüye örtülmüş olan siyah örtünün kaldırılmasına karar verdi.

30 Ağustos düşmanlığı Cumhuriyet düşmanlığıdır
“Dumlupınar Meydan Muharebesi” olarak ya da Başkomutan sıfatıyla Atatürk’ün bizzat yönettiği savaş olduğu için “Başkomutanlık Meydan Muharebesi” de denilen savaşımızın 30 Ağustos 1922 günü kazanılması, sadece saldırgan güçlerin yurt topraklarından atılmasını değil, aynı zamanda devletimizin kurulmasını da gerçekleştiren yaşamsal önemde bir başarı olmuştur. Nitekim Atatürk, bu başarının yıldönümü için bölgeye geldiğinde bu başarının önemini; “Hiç şüphe yok ki yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı. Ebedi hayat burada taçlandırıldı” diyerek vurgulamıştır.
30 Ağustos zaferi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına giden yolun açılması anlamında ve öneminde olduğu için, 30 Ağustos’u benimsemeyenlerin, aynı zamanda Cumhuriyetimize yönelik olumsuz bir yaklaşım içinde olduğunu söylemek abartı olmayacaktır.

Hüsnü MERDANOĞLU  

Yazarın Son Yazıları

‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026
İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında...

Devamını Oku
02.04.2026
TBMM’nin denetim işlevi - Cihangir Dumanlı

Çağdaş demokrasilerin önkoşulu yürütmenin (hükümetin) eylem ve işlemlerinin seçmenler tarafından denetlenebilir, sorgulanabilir olmasıdır.

Devamını Oku
01.04.2026
ABD/İsrail-İran savaşı - Hikmet Sami Türk

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail’in İran genelindeki hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla başlayan savaş devam ediyor.

Devamını Oku
01.04.2026