Olaylar Ve Görüşler

Türkiye’nin Çöplüğe Çevrilmesinin Hikâyesi - Dr. Burak ÖZTORNACI

10 Haziran 2021 Perşembe

Öncelikle bir hurafeyi yıkarak başlayalım. Batılı ülkeler çöplerini ayrıştırma konusunda ne kadar iyilerse geri dönüşüm konusunda o kadar kötüler. Yıllardır gelişmiş” Batılı ülkeler özenle ayrıştırdıkları çöplerini Çin’e gönderiyordu. Çin’in ucuz plastik eşya üretimindeki potansiyeli yıllarca milyonlarca tonluk plastik çöpün gemiler yoluyla, okyanusu aşarak Çin’e akmasına neden oldu.

Özellikle ABD, İngiltere, Almanya, Kanada ile Çin arasında milyarlarca dolarlık çöp ticareti gerçekleşti. Ancak 2013 yılında Çin Green Fence” isimli düzenleme ile yönetimi gitgide zorlaşan plastik atık ticaretini düzenlemeye, kalitesiz atık ithalatını azaltmaya yöneldi. Bu durum yasadışı plastik atık ticaretinin ortaya çıkmasına neden oldu. En sonunda Çin, denetimi imkânsız olan bu ticareti yasaklama kararı aldı. 2017 yılında Çin endüstriyel olmayan tüm plastik çöp ithalatını yasakladı. 

Çin’in aldığı yasaklama kararı plastik atık ticaretinin yönünü değiştirdi. Batılı ülkelerin çöplüğü olmaya aday ülkelerden biri de Türkiye idi. 2013 yılında bu potansiyeli fark eden firmalar yeni bir “çöp pazarı” oluşturmaya başladılar. Özellikle ABD, İngiltere, Almanya, İtalya, Belçika ve Hollanda’dan Türkiye’ye gelen plastik çöp miktarı, her yıl artarak, 2020 yılında 700 bin tona ulaştı. Bu sırada sayıları hızla artan plastik çöp ithalatçısı firmalar yurtiçi piyasadan plastik çöp almayı bıraktılar.

KILIFA KANMAMALI

Bu gidişata karşı ulusal ve uluslararası kamuoyundan gelen tepkiler sonrasında bu yıl çeşitli önlemler alınmaya başlandı. Türkiye, 1 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe konulan Basel Sözleşmesi’nin plastikle ilgili düzenlemesine adapte olmamış olsa da kendi ulusal mevzuatında yeni yasaklar koyarak plastik çöp ithalatına önemli sınırlamalar getirdi.

Önce yüzde 50 kota ve karışık plastik çöp ithalatı yasaklandı. Ancak daha sonra illegal faaliyetlerin rapor edilmesi hızını kaybetmeyince bu sefer de bu yasadışı faaliyetlerin en büyük kılıfı olan çöp türlerinden birinin yani 3915.10 kodlu etilen polimer” tipindeki plastik çöplerin ithalatı yasaklandı. 

AÇIK ÇEVRE SUÇU

Tabii ki bu durum bu kirli ticaretten nemalanan şirketleri rahatsız etti. Bu şirketler son günlerde kasten yanlış bilgiler içeren açıklamalar yapmaya başladılar. İnsanların doğru bilgiye ulaşmalarını engellemeye dönük bu açıklamalarla bu konuda oluşan kamuoyu desteğini zayıflatmayı hedefliyorlar.

Çeşitli siyasilerle görüşerek plastik çöp ithalatına getirilen sınırlamaların kaldırılması yönünde lobi yapmaya başladılar. Hatta işi bu konuda çalışan akademisyenleri hedef göstermeye, tehdit etmeye kadar vardırdılar. Hepsi birbirleriyle ve büyük geri dönüşüm baronlarıyla ilişkili sosyal medya hesapları, bu durumu ortaya koyan ve ülkenin havasını, suyunu, toprağını savunanlara karşı sistematik bir saldırı halindeler. Bu durumun ortaya çıkan çevre suçunun örtbasına yönelik bir faaliyet olduğu açıktır. 

NE YAPMALI?

Türkiye yılda 3-3.5 milyon ton plastik çöp üreten bir ülkedir ve bu çöpün de ancak yüzde 10’u kadarı tekrar kazanılmakta geri kalanı ise çöp depolama sahalarına gömülmektedir. Üstelik bu plastiklere tarımsal alanlarda kullanılan plastik sera örtüleri, tek kullanımlık damla sulama boruları ve diğer plastikler dahil değildir. Türkiye’nin öncelikli olarak bu plastikleri dönüştürmesi gerekirken içeriği belli olmayan yabancı menşeli plastik çöpleri ithal etmesi kabul edilebilir değildir. Üstelik bunların tarımsal alanlara terk edilmesi ve sucul alanları kirletmesi ise açık tabiriyle bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.

Plastik atıkların yarattığı çevre sorunlarının kontrol altına alınması için üretim, tüketim, bertaraf ve geri dönüşüm aşamaları bütüncül olarak ele alınmalıdır. Plastik üretimi ihtiyaca göre planlanmalı, tüketimin düşürülmesi için gerekli önlemler alınmalı ve atık yönetim sistemleri doğru bertaraf ve geri dönüşüm yöntemlerinin uygulanmasına olanak verecek şekilde iyileştirilmelidir. Atıkların geri dönüşümü sadece kâr odaklı bir yaklaşımla gerçekleşemeyeceğinden devletin sorumluluğu haline getirilmelidir.

DR. BURAK ÖZTORNACI

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları