Öner Yağcı

Korku kültürü

17 Ekim 2020 Cumartesi

Korku Kültürü adlı kitabında, “Özneye verilen önemin azaldığı”nın altını çizen Frank Furedi, “Kendi çaresizliğiyle barışık hale gelen toplum, bireyin kendini belirleme gücüne olan inancını yitirir” diyor. İnsanlığın “acı çekerek” değil, “acı çektiren koşullara karşı mücadele ederek” ilerlediğini, bunun tersinin “kolektif teslimiyet duygusu” olduğunu söylüyor. 

Aristonikos ve Spartaküs 

İnsanın korkuya, köleleşmeye karşı özgürleşme savaşımı, Aristonikos ve Spartaküs’le simgelenen ayaklanmalar zinciriyle sürdü. 

MÖ 132’de Çiğli yöresinde gerçekleşen tarihin ilk köle ayaklanmasını, aynı zamanda insanda özgürleşme umudunun doğmasını Suat Çağlayan, Umutlar Yarım Kaldı: Aristonikos’ta romanlaştırdı.

MÖ 73’te başkaldıran Spartaküs hakkında A. Koestler, H. Fast, J. M. Clements, L. G. Gibbon, M. Olivier, M. Morris, A. Mümtaz İdil roman yazdı.

Köle-efendi savaşımının ezilen-ezen, sömürülen-sömüren savaşımına dönüşerek gidişini belirlediği tarih, imparatorlukların parçalanmasıyla serfler-derebeyleri, sonra emek-sermaye savaşımlarına sahne oldu ve özgürlük arayışının öncüleriyle insanın özneleşmesi yaşandı. 

Korku toplumu

Tarih boyunca ırkçılık ve dincilik insanlığı tehdit etti, korku saldı. Susturan, boyun eğdiren, toplumsal bir korku ortamı yaratan baskı düzenleri kuruldu. 

Bağnazlığın ürünü olan totaliter korku düzenlerinde tek güç, her şeyi bilen, her şeye karar veren liderdir. Sürekli düşman yaratılır, korku artırılır. Korkarak yaşayan insan kaygıyla dolar. Toplum, düşünmeyen bir yığına dönüşür. “Ya başıma bir şey gelirse!” kuşkusuyla dolan insanlar sormaya, öğrenmeye korkar, birbirine “Kendine dikkat et!” der. 

Bugün de toplumun büyük bölümü korku ve endişeyle dolu. İnsanlar, düşündüklerini söylemekten hatta düşünmekten korkar durumda. 

Korku toplumunun şiddet ve yalanlarla egemenliğini sürdürdüğü koşullarda, insanlığın direnişinin, özgürlük arayışının belleği ve ulusal değerlerlerimiz yolumuzu ışıtır. Çünkü yaşam, korkutanlara karşı insanın savaşımıyla anlam kazanır. 

Shakespeare’den İlhan Selçuk’a 

“İnsanların çoğu sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin değerini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için” diyen Shakespeare’in bir öyküsü bugünü de anlatır:

“Korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde, köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye olanak yok. Onu eski haline döndürür ve ‘Sen korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem’ der.” 

İlhan Selçuk, “Avrupa faşizme karşı direndi ve galip geldi. Avrupa ortaçağa dönmedi. Doğuda İslam dünyası, ortaçağın karanlığını henüz yırtabilmiş değil” sözleriyle ulusal belleğimizi zenginleştirdi. 

Bu yol göstericilik, hâlâ çocukluğu yaşama lüksünden, bölük pörçük olma saçmalığından, küçük dukalıklardan kurtulmanın zorunluluğunu öğretiyor.  

***

Aydın Tabip Odası Başkanı Op. Dr. Esat Ülkü de yaşamını kaybetti, kahroldum.

***

Dil Devrimimizin büyük ustası Emin Özdemir için verilen 2020 Dil Derneği Emin Özdemir Ödülü’nü Hasan Tahsin adlı yapıtıyla kazanan Yaşar Aksoy’u kutluyorum.   


Yazarın Son Yazıları

Korku kültürü 17 Ekim 2020
Korkudan korkmak 3 Ekim 2020
Bin yıllık kavga 26 Eylül 2020
Kadınlara selam 12 Eylül 2020
Kadınlar: Hep savaşıyor 29 Ağustos 2020
Yaz sıcağında kitap 22 Ağustos 2020
Kaygı ve umut 15 Ağustos 2020
İnsan olmak 25 Temmuz 2020