Siyaset ve iktidar “mümkünlerin oyunu”dur; Ayasofya ve muhalefet

13 Temmuz 2020 Pazartesi

Ayasofya konusunun, arkada şüphesiz güçlü bir ideolojik- siyasal İslam düşüncesi olan, ama zamanlaması açısından tamamen siyasi bir olay olduğunu yazdım ve söyledim. Erdoğan, 18 yıldır bu kozu elinde tuttu, ama en zor zamanda da kozunu açtı. Yakın adamları bunu ilk, Twitter’da üstü kapalı duyurduklarında, iktidar ülkeyi ekonomik olarak batırmış ve geniş işsizlik oranı yüzde 24 (Mahfi Eğilmez’in yazısı) gibi, görülmemiş yüksekliklere vurmuştu.

Kendilerine göre Ayasofya konusunun tam zamanı idi...

İki yazıdır açıkladığım büyük çöküşlerin bu anında itibar devşirmesine soyundular. Onların yerinde olsam bu konuyu seçime yaklaşırken gündeme getirirdim, ama demek ki kendilerini o kadar kötü ve sıkışmış hissediyorlar ki başka çare bulamadılar!

Doğru politika zor iş

Bakıyorum, CHP’ye yüklenmeler aldı başını gidiyor: İlkelerine uygun davran, Atatürkün mirasına sahip çık, yürü iktidarın üzerine önerileri gırla...

2007 Ağustosu’nda da benzer olaylar yaşadık: Türban olayı ve cumhurbaşkanı seçiminde, eğer en önemli mücadele konusu olarak belirlenmişse, “kaybedilmesi garanti” konularda, başta sözde askeri ve siyasi ve hukuki muhalefet kurmayları olmak üzere, “kılıç” çekmişlerdi.

Yarattıkları ise büyük bir mağduriyet ve AKP’nin yükselişi oldu.

Sonuç alamayacağımız konularda söz söylemeyelim mi, savunmayalım mı, görüşlerimizi açıklamayalım mı, sorusu haklıdır.

Ben sadece “kaybedip üstüne dayak yiyeceğiniz” konularda (cephe) taraf olmayın derim.

Ayasofya böyle bir konudur.

Bu anlamda, konuyu önemsizleştirmek belki de iyi bir strateji olabilir.

Muhalefetin ikincil kalemleri, yazarları, konuşmacıları bu konuda “tarihi gerçeği” savunmalı; zaten savunuyorlar. Ama bunu partinin ilkesel bir politikasına dönüştürerek suçlamalara girişmek, sırtında yumurta küfesi olmayanların davranışıdır.

Ağır tahakküm koşulları

Özgür Mumcu’nun dün iyi bir paylaşımı vardı: “Şartlar eşitse kutuplaşmadan bahsedebiliriz. Bir taraf her türlü baskı aracını eline geçirmiş, hiçbir şekilde denetlenmiyor ve hukuk tanımıyorsa ortada kutuplaşma değil, tahakküm vardır.”

Ayasofya konusunda bir cephe ve gerilim, bu tahakkümün altında ezilebilir. Çünkü Ayasofya konusu geniş çoğunlukça kabul edilir. Kazanacağınız bir şey olmaz.

Zaten MetroPoll’un son anketinde Ayasofya konusu “ekonomik krizleri örtbas etmek” amaçlı deniyordu yüzde 43 gibi ve gençlerin yaklaşımı daha büyük bir orana sahipti.

Bu iyi bir karşı propaganda argümanıdır.

CHP yönetimi bu yönlerden eleştirilmeli.

Tüm parti, yaşadığımız ağır kriz koşullarını ve güncel politik davranışları pratikte halkla konuşuyor mu? Parti lideri ve milletvekili demeçleriyle işler yürüyor gibi duruyor... Gerçekten belediyeler çok başarılı örnek işler yapıyor mu, yoksa çoğu boş siyasi söylem ön planda mı?

Mümkünlerin oyunu

İktidar olasılığı, iktidara gelmek, “mümkünlerin oyunu”dur.

Bu oyunu iyi oynamanız şarttır. Oynayamazsanız kaybedersiniz.

Önemli olan, ülke için, vatan için, yarınlar için iktidarın değişimidir ve muhalefetin bu amaca odaklı politika araçlarını bir araya getirme becerisidir.

Mümkünlerin oyunu”, olabilirlikleri bir araya getirip iktidar olmaya, var olmaya çalışmayı içerir.

İktidar ve adamları muhalefetin mümkünlerin oyununu iyi oynamasını engellemeye çalışacaktır, bunu yapıyorlar da.

Bunlardan bir tanesi “Abdullah Gülün yeniden Cumhurbaşkanlığına aday gösterileceği” ucubesidir.

Amaç, tüm muhalefeti ve odaklarını parçala ve dağıt, birbirine düşür. İktidar olamazlar, biz gidersek ülke çöker, bunlar on para etmez vb. düşüncesini topluma yay..

Not: Kısmetse yarınki yazımda şunu tartışacağım: İktidarın seçime doğru torbasında başka büyük balık ne olabilir?


Yazarın Son Yazıları