Özdemir İnce

‘Cesur dâhiler’in ilhamı ile...

07 Ocak 2020 Salı

Yirmili yaşlarımdan itibaren, sola gönüllü bir genç şair ve yazar olarak kendime örnek aldığım yazarlar Voltaire, Emile Zola, André Gide, Jean-Paul Sartre ve Albert Camus türünden yazarlar idi. Voltaire, çünkü: Callas Davası; Zola, çünkü: Dreyfus Davası; André Gide, çünkü: Kongo ve Fransız Ekvator Afrikası; Jean-Paul Sartre, çünkü Varoluşculuk bir Hümanizmadır ve 121’ler Manifestosu; Albert Camus, çünkü Baş Kaldıran İnsan...

***

Şu günler Cesur Dâhiler (E Yayınları) adlı 624 sayfalık bir kitabı okuyup bitirdim. Yazarı: Moleküler biyoloji ve genetikbilim profesörü, anadan doğma romancı Sean B. Carroll. Howard Hughes (ABD) Tıp Enstitüsü Bilim Eğitimi Bölümü Başkanı. Böyle adamlar da var bu dünyada! Yukarıda dediğim gibi, birkaç saat önce bitirdim kitabı ve Tolstoy’un Savaş ve Barış’ından Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşlerinden aldığıma denk yazınsal haz duydum. Bilimsel ziyafetin üstüne konyak gibi geldi.

***

1957 Nobel Edebiyat Ödülü alan Albert Camus (1913-1960), 1965 yılı Tıp Ödülü’nü alan Pasteur Enstitüsü’nün üç bilim adamı Jacques Monod (1910-1976), François Jacob (1920-2013) ve André Michel Lwoff (1902-1994), İkinci Dünya Savaşı’na katılmışlar, Direniş Hareketi’nde yer almışlardı. Hepsi madalyalı “Savaş ve Direniş Kahramanı” idiler.

***

Albert Camus, Direniş’in yeraltı gazetesi Combatta yazdığı başyazılarında Fransızları Almanlara ve Almanların Fransız işbirlikçilerine karşı harekete çağırıyordu: Fransızlar, Fransız Direnişi size duymanız gereken biricik çağrıyı yapıyor... Bizim yanımızda yer almıyorsanız karşımızda yer alıyorsunuz demektir. Şu andan itibaren Fransa’da yalnızca iki taraf vardır: Biri her zaman var olmuş olan Fransa’dır, ikincisi de Fransa’yı yok etmeye kalkıştıkları için yok olacak olanlardır.

***

Direniş toplantıları Lwoff’un Pasteur Enstitüsü’ndeki laboratuvarında yapılıyordu. Jacob’un Normandiya Çıkartması’nda 80 şarapnel parçasıyla delik deşik olmuş vücudu alçıya alınmıştı; Camus, bir yandan çocukluğundan itibaren başına bela olan veremle uğraşırken, bir yandan Combat’ın başyazılarını yazıyor, bir yandan da çok yakın gelecekte Nobel’le taçlanacağı kitaplarını kotarıyordu.

***

Yirminci yüzyılın en büyük bilim adamlarından biri olan Jacques Monod, Darwinci dönemden yaklaşık 100 yıl sonra gerçekleşen biyoloji tarihindeki ikinci büyük devrimin liderleri arasında her zaman onurlu bir yere sahip olacak. Kahramanların çok azı, iki devrimi arasındaki bağlantıların kendisi ve çağdaşlarının Darwin’in kavramlarını genişletme ve derinleştirme biçimleri konusunda Monod’dan daha bilinçliydi.” (Roger Stanier, 1977)

***

Albert Camus, Jacques Monod, François Jacob ve André Michel Lwoff kuşkusuz Atatürk’ün “Ey Türk Gençliği” diye başlayan söylevini okumamışlardı. Ama bu dört adamın damarlarındaki kan “asil”di. Aslına bakarsanız ne soylu kan vardır ne de soysuz kan! Soylu ve soysuz olan insanın düşünceleri ve eylemleridir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” evrensel bir çağrıdır! “Türk”ün yerine 72 milletin adını yazın, çağrının anlamı değişmez. Muhtaç olunan “kudret” bilinç ve cesaret gerektirir: Bilinçsiz cesaret, cesaretsiz bilinç olmaz, olsa da bir işe yaramaz.

***

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün fabrikaları haramzadelere üç kuruşa satılmış, bütün limanları yabana peşkeş çekilmiş, bütün orduları kötürüm edilmiş, memleketin her köşesi yaran tayfa tarafından işgal edilmiş... Bütün bu şartlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet içinde milletin kefen parasıyla sefa sürmekte... TBMM’nin kapısına kilit vurulmuş; Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve Sayıştay yılkıya salınmış; Kuvvetler Ayrılığı’ndaki “Ayrılık” Fizan’a sürgüne gönderilmiş yerine Damat “Birlik Paşa” tayin edilmiş; Cumhuriyet Devrimi’nin kalesi Tevhidi Tedrisat Kanunu tersyüz edilip okulların tamamı mektep-medreseye dönüştürülmüş ve küllisine imam hatip kisvesi giydirilmiş...

***

Ey okur! 7 Ocak 2020 günü vaziyetin durumu budur, arz ederim!


Yazarın Son Yazıları

Televizyonculuk dersi 29 Eylül 2020
Kuzu’ya aferin 27 Eylül 2020
Milli Eğitim (4) 8 Eylül 2020
Tarih 4 Eylül 2020
Dünya Barış Günü 1 Eylül 2020
Dış güç olarak doğa 28 Ağustos 2020