Özdemir İnce

CHP’ye ders ve sınav kitabı

24 Kasım 2023 Cuma

Işığı Kim Söndürdü? Türk Aydınlanması (Kırmızı Kedi Yayınları, 2023) adlı kitabında Prof. Dr. Nur Serter, evrensel Aydınlanma tarihi içinde Türk Aydınlanmasını günümüze kadar değerlendiriyor. Kitap bir tür Türkiye Aydınlanma tarihi olduğu kadar CHP mensuplarının, milletvekillerinin, görevlilerinin bilmediği CHP tarihi. Bu nedenle yazımın adını “CHP’ye ders ve sınav kitabı” koydum. Bu yazı bir bakıma 21 Kasım 2023 tarihli yazımın devamıdır.

CHP tarihi içinde yer alan Mustafa Kemal Atatürk’ün Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele gibi arkadaşlarının bir yandan megalomania bir yandan nankörlük ve kıskançlık yüzünden Cumhuriyet düşmanı olmaları sonucu Atatürk’ten uzaklaşmaları, daha doğrusu iktidardan uzaklaştırılmaları tarih bilgisi içinde bilinen bir şey ama bu insanların Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet İnönü tarafından baş tacı edilmeleri pek bilinmez.

Ama daha önce hilafet yandaşı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluşu ve Şeyh Sait İsyanı var. Beni asıl şaşırtan siyasal bilinci yüksek (!) halkımızın Cumhuriyetin ilanından bir yıl sonra kurulan bu partinin peşine takılmış olması.

Kitabın en ilginç yerlerinden biri İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı olduktan sonra Cumhuriyet düşmanlıkları müseccel, Atatürk muhalifleri ile uzlaşma siyaseti. Prof. Dr. Nur Serter bu uzlaşma siyasetine “Birinci Helalleşme Dönemi” adını veriyor. Kâzım Karabekir’in 10 Kasım 1938’in üzerinden iki ay bile geçmeden aralık ayının son günlerinde yapılan bir ara seçimde İstanbul milletvekili olması saşırtıcı değil mi? Ardından gene bildiğini okuyarak Atatürk muhalifliğine Tan gazetesine verdiği söyleşide devam ediyor: “Şahsen benim 15 sene menkub (itibarsız) vaziyette kaldığımı biliyorsunuz. Bu menkubiyet müddeti, bilhassa çoluğum çocuğum için pek acı geçti. Buna rağmen ben bildiğim yoldan şaşmadım...”

Röportaj ancak üç gün yayımlanabildi. Gençler gazeteyi basarak röportajın yayımlanmasını engellediler. Bu engelleme aynı zamanda İnönü’yü de protesto idi ama o farkında değildi.

Şimdi tam sırası, Kâzım Karabekir’in kişiliğiyle ilgili bir alıntı yapacağım. Kitabın yazarı Osman Selim Kocahanoğlu. Kitabın adı Atatürk’ün Üç Muhalifi 1: Kâzım Karabekir (Temel Yayınları):

“Ordu mebusu Faik Günday, Karabekir köşkünün telaşlı günlerinde M. Kemal sonrasının planlarını anlatır: İsmet Paşa’nın reisicumhurluğu reddedilemez gerçek olduğu halde Karabekir durumdan vazife çıkarma çareleri düşünür; bu arada reisicumhur olma hevesine kapılır. Eski Terakkiperver muhaliflerden Faik Günday, ‘Siz mebus olmadığınıza göre buna binde bir ihtimal bile yoktur’ deyince Paşa üzülür, aralarına soğukluk girer... Karabekir, ‘Cafer Tayyar’ın masraflarını verelim, Ankara’da Fevzi Paşa ile görüşüp beni reisicumhur seçtirsin’ teklifini yapar. Bu mantıksızlığa itiraz edildiği halde, Cafer Tayyar Ankara’ya gönderilmiş. Fevzi Paşa görüşmeye bile kabul etmediği için Cafer Tayyar geri dönmüştür.”

İsmet İnönü’nün itibarını iade ettiği ve ondan himmet (kayırma, yardım) beklediği Kâzım Karabekir böyle bir adamdır.

Gelelim dirilişinden medet umulan ikinci kişi Rauf Orbay’a: “Atatürk’ün Nutuk’unda adından en çok söz edilen ve en ağır eleştirilere hedef olan kişiydi.

İkinci Meclis’te başbakanlık görevine kadar yükselen ancak Lozan barış görüşmelerinde İsmet Paşa ile yaşadığı sorunlar nedeniyle görevden istifaya zorlanan, daha sonra Terakkiperver Fırka kurucuları arasında yer alan, İzmir Suikastı nedeniyle mahkûmiyet cezası alan ancak yurtdışına kaçtığı için cezası infaz edilemeyen kişiydi Rauf Orbay. Mondros Mütarekesi’nde Osmanlı hükümeti adına imzası vardı.

Lozan görüşmeleri döneminde başbakandı ve görüşmelerde Türk heyetini temsil hakkının kendisine verilmemesine içerlemişti. Mondros Mütarekesi’ne Osmanlı hükümeti adına imza koyan kişinin, Lozan görüşmelerine başkanlık yapmasının uygun olmayacağını aklına bile getirmemesi ise dikkat çekiciydi.

İsmet Paşa’nın Atatürk tarafından desteklenmesini kabul etmediği gibi, Lozan Antlaşması’nın İsmet İnönü’nün başarısı olduğunu da kabul etmemişti. Başbakanlıktan istifasının ardında yatan sebep İnönü’ye atfedilen, hak etmediğini düşündüğü başarıydı. Ayrılık bu nedenle başlamış ve Mustafa Kemal’e muhalefet etmeye kadar uzanmıştı. 1933’e kadar yurtdışında yaşamış ve çıkarılan af kanunu ile 1935 yılında yurda dönmüştü.” (s.123)



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

137. Mezmur'u hatırlamak 20 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları