En Ünlü Mahkûm!

10 Aralık 2013 Salı

Dünya Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapan Güney Afrika’nın Johannesburg Stadyumu bugün olağanüstü cenaze törenine de sahne olacak.
Cuma günü 95 yaşında ölen Nelson Rolihlahla Mandela’nın cenaze törenine, kendisini ancak 2008’de “terörist listesinden” çıkaran ABD’nin bugünkü Başkanı Barack Hussein Obama ile birlikte öncülleri George W. Bush, Bill Clinton ve Jimmy Carter de katılacak.
Dünyada ırkçılığa karşı büyük uğraş veren Mandela olmasaydı, Amerika’da ilk siyah başkan olarak Obama da seçilemezdi! Bu yargıyı Obama, “Dünyadaki pek çok insan gibi ben de Mandela’nın oluşturduğu örneği olmadan kendi yaşamımı hayal edemezdim” sözleri ile doğruladı.
Doğduğu ve emeklilik yıllarını geçirdiği Kunu köyünde pazar günü toprağa verilecek olan Mandela’nın cenaze töreninde 60 yabancı katılımcı arasında kimler yok ki: BM Genel Yazmanı Ban Ki- Moon, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Almanya Devlet Başkanı Joachim Gauck, Hollanda Kralı Villem-Aleksander, İngiltere Başbakanı David Cameron, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, İspanya Veliaht Prensi Felipe ve Türkiye’den Başbakan Yardıımcısı Beşir Atalay
Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın, “Madiba” olarak bilinen Mandela için halkına çağrısı çok ilginç: “Özgürlük ruhunu canlı tutan ve yeni bir toplum yolunda bize öncülük eden bu olağanüstü devrimcinin yaşamını kutlamak için, yas tutarken, aynı zamanda en yüksek sesimizle şarkı söylemeli, dans etmeli ve ne yapabiliyorsak yapmalıyız. Madiba için şarkı söylemeliyiz!”

***

“Dünyanın en ünlü mahkûmu” olarak tanınan Mandela’nın 27 yıl kaldığı Robben Adası’ndaki cezaevini 1999’da gezmiştim. Afrika’nın en güneyindeki Robben Adası benden iki yıl önce elden geçilerek bir müzeye dönüştürülmüş ve tarihsel miras olarak koruma altına alınmıştı.
1948’den bu yana ırk ayrımı ve sömürgecilik karşıtlığının eylemcisi, hukukçusu ve siyasacısı olan Mandela, çeşitli kereler tutuklanmış, 1956-61 yılları arasında Güney Afrika Komünist Partisi ile işbirliği yapmış, devlet hedeflerine saldıran militan Umkhonto ve Sizve örgütünü kurmuştu.
Avrupa’ya yaptığı gezilerde örgüte silah sağlama, beyazların hükümetini devirme, sabotaj gibi suçlamalarla 1962’de ömür boyu hapis cezasına çarptırılmıştı.
Beyazların önderi F.V. De Klark’ın 1980’de kendisini 71 yaşında serbest bırakmasından sonra 1994’te tüm vatandaşların katıldığı ilk başkanlık seçimini kazanınca ırk ayrımcılığının sona erdirilmesi görüşmelerini başlatmıştı.
Devlet Başkanı olarak yeni anayasayı oluşturdu, toprak reformu, yoksullukla mücadele gibi siyasasının yanı sıra geçmişteki insan hakları ihlallerini vde araştırttı. Mandela’nın; “Mücadele yaşamımdır. Yaşamımın sonuna değin siyahların bağımsızlığı için mücadele edeceğim” demesi, halk arasında onu bayraklaştırdı.
Siyahların nefret ettiği beyazların Rugby takımının şampiyonluk törenine onların forması ile giderek kupayı vermesi, siyahların da yumuşamalarına yol açtı.
Üçüncü evliliğini 80. doğum gününde Mozambik Başkanı Samora Machel’in 1986 yılında uçak kazasında ölümüyle dul kalan eşi Graça Machel ile yaptı. Robben Adası’nda iken ölen bir oğlunun cenaze törenine katılmasına izin verilmemişti.

Mandela-Atatürk-Öcalan!
Mandela’ya çeşitli ülke ve kurumlardan “ödüller” verildi. Bunların başında 1993’te De Klark ile birlikte verilen Nobel Barış Ödülü’dür.
Bir yıl öncesinde ise Türkiye, Mandela’ya “Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nün” verileceğini, kendisinin de Ankara’ya davet edildiğini açıkladı. Ancak Mandela’nın bu ödülü kabul etmediği şöyle açıklandı:
“Mandela bütün yaşamını demokrasi, insan hakları ve baskılarla mücadeleye harcamıştır. Mandela, kendisine verilen ödülü kabul etmediğini ve Türkiye’yi ziyaret planının olmadığını açıklamak istemektedir. Bu tutumunun çağdaş Türkiye’nin kurucusu, devrimci Kemal Atatürk’le ilgili herhangi bir olumsuzlukla ilgisi yoktur!”
Kabul etmeyişine ilişkin çeşitli söylentiler var. Afrika ülkelerindeki iç savaşlarda kullanılan İsrail silahlarının satışına Türkiye’nin aracılık yapması neden olarak söylenmekteydi. Mandela, sonra yerine geçecek olan Thabo Mbeki’yi Türkiye’ye görüşme için göndermişti. Ancak Mbeki, havaalanında düşük düzeyli bir yetkiliyle görüşmenin ardından Türkiye’ye sokulmadan geri gönderilmişti.
Başka bir söylenti ise gençliğinde Komünist Partisi ile işbirliği yapan Mandela, kendisi gibi Marksist-Leninist olan PKK’nin kurucusu Abdullah Öcalan’a destek vermek amacıyla ödülü kabul etmemiştir!
Bu söylenti günümüz Türkiyesi’nde Mandela gibi, bir adada ömür boyu hapis cezasını çeken Öcalan’a destek olarak da kullanılıyor. Son olarak AKP hükümetinin hazırladığı “demokrasi paketinde” Öcalan’ın da Mandela gibi özgür kalıp siyasal partiye katılabileceği gündem oluşturuyor.
İlgili bakanlar bu olasılığı yalanlarken İngiliz gazetesi Guardian şu kıyaslamayı yaptı: “Yandaşlarının kıyasladığı Öcalan, Mandela şablonuna uymuyor. Çünkü Öcalan korkulan, Mandela ise saygı duyulup sevilen bir insan!”

>ÖZÜRCuma günkü yazımda Diyarbakır Müzesi’nin eski müdiresinin adı yanlış çıkmıştır. Okurlarımızdan ve Sayın Nevin Soyukaya’dan özür dilerim

 


Yazarın Son Yazıları

Bir ‘Müjdeye’ Doğru! 21 Ağustos 2020
İtiraflar... 18 Ağustos 2020
“Toparlanma sinyalleri!” 14 Ağustos 2020
Ayasofya (17)… 7 Ağustos 2020
Ayasofya (16)… 4 Ağustos 2020
Ayasofya (15)... 31 Temmuz 2020
Anayasa (14)… 28 Temmuz 2020
Ayasofya (13)... 24 Temmuz 2020
Ayasofya (12)... 21 Temmuz 2020
Ayasofya (11)… 17 Temmuz 2020
Ayasofya (10)… 14 Temmuz 2020
Ayasofya (9)… 10 Temmuz 2020
Ayasofya 8... 7 Temmuz 2020
Ayasofya 7... 3 Temmuz 2020