Öztin Akgüç

ABD'nin Ortadoğu Projesinde Değişiklik mi?

21 Temmuz 2013 Pazar

Ortadoğu’da Arap âleminde, Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan olaylara, ABD’nin Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) açısından bakmak, çözümlemek gerekir.

\n

ABD’nin projesi, Kuzey Afrika sahilinden Avrasya’ya uzanan bölgenin yalnız siyasal sınırlarını, ekonomik yapısını değiştirmek, bölgeyi dünya ekonomisine, ABD’ye eklemlemek değildir. Projenin bir de siyasal düzen yönü vardır. Bölge ülkelerinde ABD’nin öngördüğü, biçimlediği demokratik idareler kurmak da planın parçasıdır. ABD, uzun süreli diktatörlükler, krallıklar, askeri yönetimler yerine bölgede kendisinin biçemlendirdiği demokratik düzen hedeflemiştir. Böylece proje insancıl bir görüntü Alacak, ABD ve dünya kamuoyu tarafından benimsenmesi, en azından tepki çekmemesi sağlanacaktır. Demokrasi, halkın refahının artması, altyapı yatırımları, gelirin daha adil bölüşülmesi, bölgenin yalnız petrol gelirine bağlı kalmaması, bölge ekonomisinin dünya ekonomisi ile bütünleşmesi gibi sloganlarla süslenmiş, bezenmiş bir projenin bölge halklarınca desteklenmesi de sağlanacaktır.
ABD’nin demokrasi anlayışı, kendi nüfuz bölgesinde seçimleri, desteklediği, güdümünde olan siyasi akımın kazanması, bunu sağlayacak yol ve yöntemlerin yaratılmasıdır. ABD’nin BOP ya da GOP uygulaması 1990’lı yılların başlarında Birinci Körfez Savaşı’na mı yoksa daha eski, 1980’li yıllara, 12 Eylül 1980’e değin uzanır mı? Görüş ayrılıkları olabilir. Amaçlanan, şeklen demokrasi olduğuna göre, projenin yürütülebilmesi için ABD’ye yakın, ABD’nin güdümünde olan siyasi akımların seçim sandığından çıkmasının sağlanması gerekir. Böylece ABD, diktatörlerle, krallarla, emirlerle değil, halkın seçmiş olduğu temsilcilerle, demokratik düzeni benimsemiş ülkelerle işbirliği yapmış görünecektir. Bölgeye hem demokratik düzen gelmiş görünecek, hem de proje ABD’nin iç ve dış askeri müdahalelerine gerek kalmadan uygulamaya konulmuş olacaktır. Bu stratejinin maliyeti düşük olduğu gibi savunulması kolay, kamuoyunda kredibilitesi de yüksektir. Burada sorun hangi siyasi akımın ABD ve emperyal güçler tarafından destekleneceğinin kararlaştırılmasıdır.
Emperyal güçler, gerçek milliyetçi, ulusalcı akımları desteklemezler. Milliyetçiler, ulusalcılar, emperyalizm karşıtıdırlar, bağımsızlığı, özgürlüğü savunurlar. Sol akımlarla, emperyalizmin işbirliği zaten söz konusu olamaz. Emperyalizmle işbirliği yapacak liberal kesimin ise bu coğrafyada sandıktan çıkma gücü yoktur. Kemalizm, hem bağımsızlığı, hem özgürlüğü hem de sol eğilimi içerdiğinden, emperyalizmin gömmeye çalıştığı bir akımdır. Kala kala elde dinci, İslami akımlar kalmaktadır. Bölge, dinde reform ve rönesans dönemlerini geçirmemiş, sınai devrimi de yaşamamış ve eğitim düzeyi de düşük olduğundan, Ortadoğu’da din sömürüsü, toplum üzerinde etkili olmaktadır. Ayrıca kapitalistler, dincilerin maddi çıkarlara düşkünlüğünü de gözlemişlerdir. Tüm bu nedenlerle ılımlı sıfatı da eklenmiş, din sömürüsüne dayanan siyasi akımı desteklemek emperyal güçler açısından tercih edilmiştir. Böyle bir akımın liberal olarak nitelendirilen dışa bağımlı yerli odaklar tarafından desteklenebileceği de öngörülmüştür.
Projenin siyasi düzen ayağının uygulanması, Türkiye’de AKP ile denenmiştir. AKP iktidarının kökeni, 12 Eylül 1980 askeri harekâtı, vetolu, hesaplı bir seçimle
Özal’ın iktidara getirilmesine kadar uzanır. 28 Şubat postmodern hükümet değişikliği, IMF önerileriyle Türkiye’nin 2001 krizine sokulması, yüzde 10 seçim barajı, tüm bunlar, bir uygulamanın, iktidara getirmenin ön hazırlıkları olarak düşünülebilir. AKP iktidarı formülü, daha sonra “Arap Baharı” sloganı ile bölgeye yaygınlaştırılmaya başlanmış, ılımlı İslam görüntülü AKP benzeri partiler kurulmuş, hatta bazı ülkelerde iktidara gelmeleri de sağlanmıştır. Ancak Libya’da istenen düzenin henüz kurulmaması, Suriye direnci, Mısır’daki düzensizlik ve darbe, Türkiye’nin siyasal ve ekonomik bir bunalıma sürüklenmekte oluşu, ABD’nin GOP uygulamasında bir değişikliğe yol açar mı? Bu soru bile bağımsızlık, özgürlük tutkusundan, ulusal onurdan yoksun oluşun hazin sonucu değil midir?

\n

Yazarın Son Yazıları

Arayış 21 Ekim 2020
Peçenin ardını görmek 19 Ağustos 2020
CHP’li olabilmek 12 Ağustos 2020
Kriz derinleşiyor 22 Temmuz 2020
Kriz derinleşiyor 15 Temmuz 2020