Şahin Aybek

Beyinlerimiz siyasi ve dini baskılardan kurtulmak için kaçıyorlar

25 Ekim 2021 Pazartesi

‘DEMOKRASİNİN ASKIYA ALINDIĞI, GENÇ İŞSİZLİĞİN REKOR KIRDIĞI TÜRKİYE'DE BEYİN GÖÇÜ KAÇINILMAZ SONUÇ’

Sokakta herhangi bir öğrencimize mikrofon uzatsanız hayalinin başka bir ülkede okumak ve yaşamak olduğunu söyleyebilir, başka bir ülkenin vatandaşı olmak istediğini söyleyebilir. Durum böyle iken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in “Gençlerin yurt dışına gitme hevesi eğitimli gençlerde daha fazla. Gençlerdeki bu arzunun olması doğal. 'Türkiye'den kaçmak istiyorlar' diye bakmamak lazım. Gençler dünyayı tanımak istiyorlar” şeklinde bir açıklama yaptı.

Bu konuya en önemli tepkilerden biri CHP Genel Başkan Yardımcısı, İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Fethi Açıkel’den geldi. AKP iktidarının rantçı bir azınlığı önceleyen ve dışa bağımlılığı arttıran ekonomi yönetimi ve özgür düşünce iklimini boğan, liyakatsizliği yücelten uygulamaları nedeniyle gençlerin yurt dışına çalışmak için gitmek zorunda bırakıldığını söyleyen CHP’li Açıkel’in açıklamalarının detayına şu linkten ulaşılabilir.( https://www.chp.org.tr/haberler/chp-genel-baskan-yardimcisi-acikelden-bakan-bilgine-beyin-gocu-yaniti-~tmvan )

Bu konu farklı açılardan ele alınabilir. Konunun ülkemizdeki beyin göçü açısından da ele alınmasının uygun olacağını düşünüyorum.

Ülkemizde giderek artan 'beyin göçü' artık çocuklarımızı dahi etkiliyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri beyin göçü konusunda önemli şeyler söylüyor. TÜİK'in 'Uluslararası Göç İstatistikleri' raporlarına göre Türkiye’den göç eden kişi sayısı bir önceki yıla kıyasla her yıl artıyor.

Şimdi bu çocuklarımızın hayali olan, beyin göçünün ne olduğunu, nedenlerini, nasıl önlenebileceğini ele almaya çalışalım.

BEYİN GÖÇÜ ÜLKEMİZ ADINA BİRÇOK EKONOMİK, KÜLTÜREL VE SOSYAL KAYIP DEMEKTİR

Beyin göçü, daha çok yüksek seviyede yetenekli profesyonellerin; yani bilim insanlarının, mühendislerin ve doktorların göçünü ifade etmek için kullanılır. Bu anlamda beyin göçünün ekonomik ve sosyal boyutları bulunmaktadır. TDK’da  ise beyin göçü; “ İleri düzeydeki meslek ve bilim adamları ile uzmanların bir başka gelişmiş ülkede yerleşip çalışmak amacı ile kendi ülkelerinden ayrılması” olarak tanımlanır. Beyin göçü bu anlamıyla ülkemiz adına birçok ekonomik, kültürel ve sosyal kayıp demektir. Beyin göçü aslında hep olmuştur; ama 20. yüzyılda ağırlık kazanmıştır. Bu beyin göçleri sadece savaş ya da olağanüstü durumlarda olmamıştır. Filozof ve bilim insanları her daim dünyadaki cazibe merkezlerine yönelmişlerdir. Örneğin M.Ö 600-M.S 300’de dünyadaki çekim merkezi Atina, daha sonra Roma’dır. İslam tarihinde ise Emeviler ve Abbasiler döneminde Şam ve Bağdat birer ilim merkezi olduğundan göçler almışlardır.

İKİ DÜNYA SAVAŞI ARASINDA YOĞUN BEYİN GÖÇÜ OLMUŞTUR

Diğer taraftan beyinler ülkelerindeki siyasi ve dini baskılardan kurtulmak için de yaşadıkları yerleri terk edebilmişlerdir. Örneğin Ortaçağ’da kilisenin skolastik baskısından bunalan Avrupalı beyinler göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu tablo 14. Louis Fransa’sında da görülmüştür. Yine iki dünya savaşı arasında da yoğun bir beyin göçü olduğu görülmektedir. Yahudi bilim insanlarının çoğu Nazilerin iktidara gelmesiyle Almanya ve Avusturya’dan uzaklaşarak ABD ve İngiltere’ye göç etmişlerdir. Göçler, bu boyutuyla göç eden kişinin bireysel olarak sosyo-ekonomik ve eğitim imkânlarını artırmaktadır. Ama göç veren ülke açısından ise beyin göçü önemli bir kayıptır.

ÜLKEMİZDEKİ BEYİN GÖÇÜNÜN NEDENİ NEDİR?

Beyin göçünün önemli bir boyutu da eğitim için yurt dışına gidenlerin okullarını bitirdikten sonra, eğitim aldıkları yerde kalıp Türkiye’ye dönmemeleridir. Bu öğrencilerimizin gittikleri ülkeler onları cezbettiğinden oralara yerleşmekte ve geri dönmek istememektedirler. Genel anlamda ülkemizdeki beyin göçü ise 1960’larda Almanya’ya gönderilen işgücüyle başlamıştır. Bu dönemde yurtdışına gidenlerin yaklaşık %30’u beyin göçü sayılabilecek niteliktedir. İlerleyen süreçte ülkemizin yaşadığı ekonomik ve siyasal sıkıntılar beyin göçünün artmasına neden olmuştur. Yapılan araştırmalara göre 1960’lardan sonra ülkemizden yurtdışına olan beyin göçlerinin nedenleri; gelecek endişesi, belirsizlikler, toplumsal, mesleki ve ekonomik olumsuzluklar, siyasi baskılar vb. şeklindedir.

PEKİ, BEYİN GÖÇÜ NASIL ÖNLENEBİLİR?

Fikir hayatımızın çölleşmesine yol açan beyin göçünü azaltmak ve tersine beyin göçünü arttırmak için başta MEB olmak üzere sorumlular ivedi olarak gerekli çalışmaları yapmalıdırlar. Ülkemizde araştırma bütçeleri arttırılmalı, yurtdışındaki cazip bölümlerin araştırma merkezleri ve araştırma merkezleri açılmalı, yurtdışına çıkacaklar için online seminer imkanı sunulmalı, yüksek nitelikli beyinleri kaybetmemek adına ekstra da, tatil, özel sağlık sigortası, konut gibi cezbedici imkanlar verilmeli, üniversitelerdeki bürokratik engeller en aza indirilmeli, ülkemizdeki üniversiteler gerek özgürlük ortamları gerekse de diğer koşulları itibariyle birer cazibe merkezi haline getirilmelidir.

Günümüz dünya koşullarında beyin göçünü tamamen durdurmak mümkün olmamakla beraber, ülkemizin yüksek beyinlerini ülke dışına çeken veya ülkemizden iten faktörleri çok iyi analiz etmeliyiz. Ülkemizin yetişmiş beyinlerini ülkemizde tutma ve gitmiş olanları da geri dönmeye teşvik edecek olumlu şartları sağlamak zorundayız. Çeşitli kalkınma politikaları ile kademeli olarak beyin göçü en aza indirilebilir. Beyin göçünün politik istikrarsızlık, işsizlik sarmalı ve araştırma faaliyetlerine yönelik nedenleri en aza indirilerek; ekonomik, siyasal, teknolojik ve eğitimsel nedenleri de iyi analiz edilmediği sürece, fikir hayatımızın çölleşmesine yol açan beyin göçünü engelleyemeyiz. Türkiye Hepimizin, Eğitim Hepimizin…


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları