En beteri korkuya teslim olmak değil mi?

21 Nisan 2018 Cumartesi

Son haftalarda yaşadıklarımızın gerçekliklerine ilişkin satır aralarını okuyabilmek için yeni bir canlı yayın kanalı keşfettim. Daha doğrusu sağlıklı bilgilenme yolunda farklı kanallar arasında çırpınıp bir şeyler öğrenebilmenin zorlukları katlanınca, İktidarları, tek adam rejimi dayatmalarının teksesliliği katlanılmaz boyutlara varınca, çok sınırlı, elverişsiz boyutlarda da olsa Meclis oturumlarının canlı yayımlandığı TRT Spor kanalının üzerinden oturumları izleme çaresizliğine düşürüldüğümüzün ayrımına vardım. Hiç değilse Meclis oturumlarının gündemi üzerinden söz alabilen diğer partilerin sözcülerinin kesintili de olsa tezlerini, karşılıklı çelişkilerin sunulması, bilgilendirilimlerinin sınırlı boyutlarına, anında karşılaştırmalı ulaşabiliyorsunuz.
Engellenemeyen Meclis oturumları canlı yayınlarının, bir yüzü ile demokratik düzenin elde kalmış çok sınırlı araçlarından birinin önemini ortaya koyuyor oluşu bir yana.. AKP-MHP ittifakında, özünde Meclis çalışmalarının, işleyişinin ne boyutlarda katledilebildiğinin sergilenmesi öte yana... İnanmayacaksınız ama kendi adıma sabah Meclis’teki seslenişinde Devlet Bahçeli’nin erken seçim çağrısı ile ayırımında olmadan rahat bir nefes aldığımı sizlerle de paylaşmalıyım... Sadece OHAL’in yetkilerinin sivil diktatoryal, hak-hukuk-demokrasi ilkeleri ile çatışır kulanılmasından, var olan anayasal düzenin Cumhurbaşkanı, AKP Hükümeti, Meclis, tüm kamu yönetim erklerinin gönüllü tek adam, Saray’a, otoritesine teslim olmalarından kaynaklanan geçerli, düzenin işleyişi öylesine vahim boyutlara ulaşmıştı ki... İktidar çarklarının işleyişi ülkemizin geleceğine yönelik öylesine ağır yaralar açmaktaydı ki, seçimlerin erkene alınması, İktidarlarının sıkışıklığından, geçen her günün kendi yarattıkları yaşamın her alanına yönelik çarpıklıkların ortaya çıkmaması kaygısı ile, çaresizlikten, patlamalar yaşanmadan.. Liderlik efsanesi balonu ile biat ettiklerine inanılan seçmenlerin vefa duyguları tüketilmeden sandığa gitme çabası ile de olsa, bir dizi daha haksızlık, hukuksuzluk içinde, iki aya sıkıştırılmak zorunda kalınılan seçimin sonuçlarının her koşulda hepimiz için hayırlı olacağına yürekten inanıyorum.

***

Sonuçta benim gibi düşünenlerin, toplumda bir çatı altında örgütlenebilirlikleri çok zor görülse de, yarıdan çok fazla oldukları kesin seçmene çok fazla güvendiğim için değil.. Yapılacak seçimler sonucunda sandıktan ne çıkarsa çıksın sonuçta oluşabilecek iktidar erkinin icraatlarının bugünkünden daha haksız, hukuksuz, beter olabileceğine inanmadığım için. Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğinde, geçmişte de pek çok örnekleri yaşandığı üzere, dönem dönem kazanılmış toplumsal hak-hukuk-demokratik değerlerimizi katlederlerken, ister askeri, ister sivil darbeler içerikli icraatlarında, toplumsal destek, sandık iradesi, gücünü gerekçe yaparak işledikleri suçlara basamak yaparlar. Toplumsal güdüleme ne ölçeklerde baskı, tehdit, şantaj, cepheleştirme, kör inançlara, biat kültürüne, yandaş kayırmacılığa, haksızlıklar, korku salmaya, umutsuzluk, çaresizlik aşılamaya oturtulmuşsa o ölçeklerde uzun ömürlü de yaşanabilir. Yine de sonsuza kadar geçerliliği söz konusu değildir. Hele de eksikli, gedikli, çarpık algılamalarıyla yaşanmış olsa da bu ülkenin sınırları içinde yaşayan her vatandaşımız için geçerliliği olan Laik Cumhuriyet, kurtuluş, kuruluş savaşları, Atatürk devrimleriyle kazanılmış değerlerin bilinç altımızda kazılı kodları söz konusu ise...
Cumhuriyetten günümüze uzanan iktidarları erklerinde, ister askeri, ister sivil diktatoryal, halkın toplumsal birikimi, kazanımlarının bütününe, bilinçaltı kodlarına aykırı şiddet, baskı, tehdit içeren, yaşamlarını dayanılmaz kılan icraatlarıyla gelen iktidar erkleri ağırlıktadır. Türkiye, çoğunlukla toplumsal birikimleriyle yürüme dinamiklerinden geriye çekilmek istenmiştir. Yine geri tepen sonuçlarıyla, tarihimize kazınılmış gerçekliklerle sabittir ki, korku ile sağlanmış haksız güç kullanımları eninde sonunda püskürtülmüşlerdir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ak Parti Genel Başkanı kimliği ile, iki ay sonrası için seçim kararı verildiğini ilan etmesinin ardından, dakikalar geçmemişti ki.. Raslantı(!) Meclis’te OHAL görüşmesi oturumu açıldı. Arka arkaya ilk sözleri alan muhalefet milletvekilleri, erken seçim kararını en kötü durumun sonlandırılması adımı olarak değerlendirirlerken, AKP milletvekillerine seslenişleri çok çarpıcı içerikliydi... “Sonuçta sizin iradeniz olmadan gönderiliyorsunuz. Hiç değilse çocuklarınızın yüzüne bakacak onurlu bir davranışla gelin ‘OHAL ile baskın seçim olmaz’ iradesini gösterin...”


Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020