Evrensel darbeci ekonomik tetikçi dersleri..

18 Eylül 2021 Cumartesi

Dünya dönüyor, yıllar geçiyor, koşullar değişiyor.. Elbet ülke adları, otoriter iktidarların isimleri de.. Bizim yakın tarihlerimizden kuşkusuz en ilgimizi çekenleri, ders çıkarmamız gerekenleri, kuşkusuz Osmanlı dönemi padişahları, Cumhuriyet sonrası yaşadıklarımız üzerinden, askeri-sivil darbeler akışkanlıklarından bugünkü yaşamımıza sonuçları ile yansıyanları olmalı değil mi?

İletişim teknolojisindeki gelişmeler en çok bu bağlamda işimize yarayabilir, kendi kuşaklarımızın yaşamlarına dönük olarak çözüm arayışlarında üretici, yararlı olabilir.. Yakın tarihten, 2005 yılına ait yazarı, yer alan bilgileri ile ilgimi çeken bir raporu, görmüş olanları da sıkmadan, görmemiş olanlarımız için Cumhuriyet okurları ile de paylaşmak istedim.. “Bir ekonomik tetikçinin itirafları” başlığı ile ilgimi çekmişti. Ülkemizde yaşamakta olduklarımızın, çoğunluğun çektiği acılar, ödenen bedelleri, en yakın tarihlerde yaşadıklarımızın tıpkısının aynısını yansıtan gerçekleri, çok çıplak anlatabildiğini gözlemlediğim için, satırbaşları alıntılarla paylaşmak istedim.. 

“Önce ülkeye uygun koşullarda yol, otobanlar yapılabilmesi için borçlanma kredilerinin musluklarını açtık.. Arabalarımızı satmak, bereketli topraklarında yetişen ürünleri, doğal kaynakları alabilmek için.

Dünya Bankası kredileri ile enerji santralları, dev havaalanları inşaatlarını teşvik ettik. İşe yaramayan, ancak beton yığınları inşaatların, yapılaşmanın, dev projeler yarışmasının teşvikçiliğini yaparak, bir kısım şirketlere elbette haksız kazanç payları yaratarak toplumun hiçbir şey kazanmayacağı gidişin sürüp gitmesine katkılarda bulunduk.

Ülke kaçınılmaz büyük borçlar altına girmiştir. Ödenmesi imkânsızdır. Doğal kaynaklarının, petrol, maden, değerli neleri varsa kaynakların borçlar uğruna bize geri dönüşü kaçınılmazdır. Ülke borçlandıkca askeri üs verecek, askerlerini savaşa gönderecektir..”

***

Tarihin değişmez ekonomi politiğinin gerçekleri hep görmezlikten gelinir. Siyasetin işleyişi, otoriterleşmenin, demokrasi, insan haklarına aykırı çizgide güçlenmesi, toplumun bilinç, bilgi, bilimde geriye çekilişi ile sömürü çarklarının işletilebilmesi arasındaki doğal ilişkinin şaşmazlığı, gerçekliği arasındaki bağ, tarih içinde kalıpları çok değişse de sonuçları ile aynı kapıya çıkıyor gibidir.

Tarihte yaşanmış pek çok gerçeğin, günümüz insanının algısından uzakta tutulması çabaları asla boşuna değildir. Osmanlı’nın gerileme, çöküş yılları, saltanatın harcama patlamaları ile borçlanmalarıyla doğru orantılıdır. Örneğin Kıbrıs’ın İngilizlere verilmesinin gerçekleri, 2. Abdülhamit’in dudak uçuklatan borçlanmasının sonuçları masaya yatırılmaz, efsaneleştirmelerle sultanlık düşleri beslenir..

Bugünlerde halkımızın yaşam gerçekleri ile, çizilen parlak gelişme senaryoları arasındaki çelişkiler, uçurum ile bağlantılı neyse ki toplumsal reflekslerimizin içinde, ciddi sorgulamaların yapılabilmesi de kaçınılmaz gelişiyor. Gelecek için umutsuzluğun yerine umutların yeşermesini kaçınılmaz biçimde gündeme getiriyor. Toplumun güdülenmesi için kullanılan araçlar ne kadar güçlendirilirse güçlendirilsin şafağın kaçınılmaz aydınlanmayı getirmesi gibi bir şeyler galiba yaşanıyor.

Küçücük ayrıntı gibi gelebilecek bir güncel gelişmeyle kısa keselim. Günlerle Diyanet İşleri üzerinden yürütülen siyasetin ürkütücü gelişmelerini, Erbaş’ın çıkışlarını tartışıp durmadık mı? Meğerse arka plandaki ödüllenme, yeniden görevlendirilmesi değil miymiş? 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları