Taner Baytok

Diyarbakır’daki Türkü Diplomasisi

18 Kasım 2013 Pazartesi

Erdoğan-Barzani görüşmesinin Diyarbakır’da yapılması, bir konserin gölgesine sıkıştırılması, 2 ay önce alınmış kararın bugüne kadar kamuoyundan gizlenmesi veya şimdi kararın eskiden alınmış gibi gösterilmesine ihtiyaç duyulması, teklifin Barzani’den geldiğinin açıklanması, bu görüşmeye karşı toplumda bir tedirginlik yaratılmasına sebep olmaktadır.

Nixon dönemindeki ABD ile Çin arasındaki ping-pong diplomasisinden sonra şimdi de Diyarbakır’da türkü diplomasisi yaşandı. Haydi hayırlısı!.. İktidar, 29 Ekim-10 Kasım haftasına adeta kasten rastlatırcasına, türbandı, mahallenin namusuydu derken toplumda kendi yaşam tarzı doğrultusunda baskıyı artırmak gayretleriyle partisi içinde dahi ortalığı birbirine katıp valileri coştururken bir başka bomba daha patlattı. Bu kez dikkatleri Kürt meselesine çevirdi. Kürtçü ozan Şivan Perwer ile İbrahim Tatlıses Diyarbakır’da konser verdi, Kuzey Irak Kürtlerinin lideri Mesud Barzani ile Başbakan Tayyip Erdoğan da bu konseri birlikte izledi. Bu vesileyle bir araya gelince Kürt meselelerini de görüşeceklerdi. Bu husus hükümet tarafından kamuoyuna yeni duyuruldu ama kararı 2 ay önce alınmış. Teklif Barzani’den gelmiş.
Böylece Irak’la karşılıklı yapılan ve yapılacağı müjdelenen ziyaretlerle ortaya çıkan olumlu ve ılımlı havanın devam ettirilmiş olacağı söyleniyor... Ana muhalefet lideri ve parti yöneticileri yaptıkları beyanlarla bu havanın kendilerinin Irak’a yaptıkları ziyaret ve görüşmelerle başlatılmış olduğunu beyanla, dolaylı yoldan da olsa daha ne olduğu belli olmayan bu yakınlaşma politikasına destek vermekten de öteye sahip çıkmaktadırlar.
Kanaatimce bunun için zaman daha çok erkendir. Bu işin, düğün dernekte bir araya gelmek kadar basit olmadığı açıktır. Nitekim, birçok yönü ve bilinmeyeni olan buluşmayı medya ve basın enine boyuna tartışmaya başladı. Erdoğan- Barzani görüşmesinin Diyarbakır’da yapılması, bir konserin gölgesine sıkıştırılması, 2 ay önce alınmış kararın bugüne kadar kamuoyundan gizlenmesi veya şimdi kararın eskiden alınmış gibi gösterilmesine ihtiyaç duyulması, teklifin Barzani’den geldiğinin açıklanması, bu görüşmeye karşı toplumda bir tedirginlik yaratılmasına sebep olmaktadır.

Toplantının Amacı
Daha da önemlisi fikir kime aittir ve toplantının esas amacı nedir? Ne olduğu, kime hizmet edeceği belli olmayan bir toplantıya sevinecek bir durum var mıdır?
Bu denli önemli bir konuda pek çok bilinmeyen varken görüş bildirmek biraz kehanette bulunmak olacaktır. Ama olayın ABD’nin bölge politikalarına uygun düşen yönleri olduğu görülmektedir. Kendisini Ortadoğu petrolünün ve onun korunmasıyla ilgili toprakların savunmasında doğal güç olarak gören ABD’nin projelerinde Kürtlere ve kurmayı tasarladıkları Kürt devlet veya otonom devletlerine büyük rol düşmektedir. Mesud Barzani de bu faaliyetlerde ABD’nin güvendiği liderdir. ABD için sorun petrol bölgesinin barış içinde olmasıdır. Bunun sağlanmasında Kürtlere önemli görevler, Barzani’ye de bu görevlerin liderliği verilmiştir. Türklerin istediği gibi PKK terörünün ortadan kaldırılması, bu ana hedefe doğru gidilirken dikkate alınacak bir yan önlemdir. Görüldüğü üzere bölgenin kaostan uzak tutulması her iki ülkenin de ortak hedefi olmasına rağmen bunun gerçekleştirilmesinde uygulanacak yöntemlerde ve sonunda kararlaştırılacak düzenlemelerde birbirlerinden ayrılmaktadırlar. Son zamanlarda bu ayrılık hemen hemen bütün sorunlu bölgelere yayılmıştır. Obama hükümeti Türkiye’nin mezhepçi politikalar uyguladığından şikâyet ederek Suriye, İran ve İsrail ile ilişkilerinde onun yanında yer almamıştır. Obama hükümetinin, gerçeği açıklıkla dile getirip ilişkileri soğutmak suretiyle Erdoğan hükümetine bir mesaj vermek istediği gözden kaçmamıştır. Şimdi bu politikanın Erdoğan üzerinde etkin olduğu anlaşılmaktadır. Erdoğan mezhepci söylemini kısmış, göstermelik de olsa, Sünniler dışındaki mezhep mensuplarının hoşuna gidecek eylem ve söylemlere konuşmalarında yer vermeye başlamıştır. Suriye konusunda da artık eskisi kadar savaş yanlısı görünmemektedir. Diyarbakır görüşmesini de Öcalan ile Barzani arasındaki bir tercihten de öteye ABD’nin Ortadoğu politikalarının Türkiye’nin PKK sorununa ağır basması olarak değerlendirmek daha doğru olur. Diyarbakır’da Türk tarafının bu çok önemli ayrıntıyı göz önünden hiç ayırmaması temennimizdir.  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları