Türküler Boyu

25 Temmuz 2012 Çarşamba
\n

Türkülerin gittiği yere kadar gider kültür izleri.

\n

Bizim bu anlamda en batı noktamız bugün Macaristan-Slovakya sınırını oluşturan Tuna Nehri üzerindeki Estergon. Kentin 13. yüzyılda yapılan kalesi uzun yıllar Macaristanın yönetsel merkezi olduktan sonra Kanuni döneminde Osmanlı yönetimine geçti.

\n

Estergon Kalesi elden çıkarken yakılmış aynı adlı türkü gümbür gümbür orada yaşanan acıyı, Tunanın akışını, baykuşların çağrışıp bülbüllerin susuşunu,gönlü kemiren sinsi firakı dile getirir.

\n

Dile kolay, İstanbul Estergon arası 1400 kilometre. Bunca yolu at sırtında ya da yaya gidip, sonra da orada yer yurt edinmek. İçi yanar elbet gidenin, sonra da oraları bırakıp geri dönmek zorunda kalanın.

\n

Tuna Nehri hep sınırıdır Osmanlının. Onu korumaya çalışır, geri çekilirken de. Plevne Türküsüyine zorunlu bir terk ediş acısıdır: Tuna Nehri akmam diyor / Etrafımı yıkmam diyor / Ünü büyük Osman Paşa / Plevneden çıkmam diyor.

\n

Tunanın güneyi, Ege kıyılarına kadar, Vardar, Arda ve Tunca ırmakları boyu ve Rodop Dağlarının etekleri onlarca, yüzlerce türküyle halkın tarihidir aynı zamanda.

\n

Son yüzyılda, Tuna boylarından Vardar Ovasına, Rumelide kurulan on kadar ulusal devlet olmadık serüvenler yaşadı. Yunanistan dışındakilerdeki sosyalizm uygulamaları sermaye düzeninin rekabetçiliğine dayanamayarak doksanlı yılların başında peş peşe pes etti. Son yirmi yıldır geleceklerini yeniden kapitalizmde arıyorlar.

\n

***

\n

Bugün yolları bu ülkelere düşenlerin üstünkörü bir bakışla bile tanık oldukları şey, şizofrenik (gerçekle ilişkinin kaybolduğu) bir yaşam biçiminin egemenliğidir.

\n

Eğitim, sağlık, konut, ulaşım vb. temel gereksinimlerin bedava ya da çok ucuz olduğu bir toplumsal düzenden, her şeyin parayla alınıp satıldığı yeni bir düzene geçilmiş olmasıdır bu çöküşü yaratan.

\n

Özgürlüğün görünen yüzünde en başta, aç kalma özgürlüğü gelmektedir. Bu ülkeler arasında belki de en gelişmişi sayılabilecek Avrupa Birliği üyesi Macaristanın sokakları evsiz ve aç insanlarla doludur. Komşumuz, güller ülkesi Bulgaristan, yıllardır soygun hikâyeleriyle ünlenmiştir.

\n

Üstelik yirmi yıldır bu ülkelerin altyapılarında yeni pek bir şey olmamıştır. Yapılar, caddeler, metrolar, tramvaylar ya eski imparatorlukların ya da sosyalist dönemin ürünüdür. İnsanlar onlara baktıkça, yarın endişesinden uzak yaşadıkları o günleri anmaktadırlar ister istemez. Öte yandan önlerine konulan yeni düzende bilinmez bir gelecektir karşılarında olan.

\n

Tuna boylarından Ege kıyılarına, dilden dile geçip birbirine karışmış içli türküler, günümüzde de halkların bitmeyen barış ve refah özlemini söylemeyi sürdürüyorlar.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yüz Yıl Önce Balkanlar 26 Aralık 2012
Edebiyat ve Başka Alanlar 12 Aralık 2012