Veysel Ulusoy

Kimin parası?

02 Ağustos 2020 Pazar

Vergi oranlarında indirime gittik...

Doğru mu doğru... Hatta geç bile kaldık her şeyde olduğu gibi. Yerine göre çarpan etkisiyle halka dağıttığımız para 600 milyar lirayı, zamana göre de 25- 30 milyarı buldu. Tam ve kesin bir veri setimiz de yok bu konuda. Sadece karar vericilerin günün koşullarına ve siyasi söylemlerine göre şekillenen rakamlar bütünü olarak sunulanlar bunlar.

Gariptir, kimse de sormuyor kimin parası bu diye!

Hem sormuş hem de yanıtlamış olalım.

Milletin parası tabii...

Milletin alın teriyle kazanıp verdiği vergiler, kaynağından kesilen stopajlar, yine cebimizden çıkan gümrük vergi gelirleri ve cezalardır bunlar.

Hatta çalışırken kazançlardan kesilen ve devletin kasasında epey bir yekûn teşkil eden ve işsizlik fonu diye bilinen bir birikmiş para da var ayrıca...

Karar vericilerin dağıttık dediği (ve aslında kredi genişlemesiyle borçların artırıldığı) milletin parası, diğer anlamıyla.

Özellikle yatırımların son beş çeyrekte iki haneli küçülmesi, kredi genişlemesiyle artması beklenen tüketimin kıpırdamamasına bir de gelirsizliğin eklendiği şu pandemi döneminde, dağıtıldığı söylenen 3-5 milyar liranın nelere derman olacağı da başka bir konu.

Vergi bilinci

Yükseltilen gümrük vergileri ile sadece ithal ürünlerin fiyatının artacağını, yurtiçinde muadili ürünlerde ise korumacılıktan kaynaklanan fiyat indirimi olacağını beklemek, KDV oranlarındaki düşüşle ürün fiyatının azalacağını düşünmek aynıdır.

Ekonomik araştırmalar, ülkemizde uygulandığı gibi verginin fiyatların içinde olduğu, gelir vergisinin çalışan tarafından ödenmesine rağmen işveren tarafından muhasebeleştirildiği bir süreçte, vergi oranlarındaki indirimlerin fiyatlara yansımadığını vurguluyor. Özellikle de enflasyonist baskının yoğun olduğu, kayıt dışılığın yüksek olduğu durumlarda vergi avantajının üretici üzerinde kaldığı sonucu öne çıkıyor.

Hal böyleyken, vergi indirimlerinin tüketiciye yansımadığı ve vergi bilincinin tabanlarda olduğu bir ekonomide karar vericilerin uygulanan maliye politikasının (vergi indiriminin) meyvesini nerede toplamak istiyor sorusunu sormak gerekir. Esas itibarıyla yanıt da sorunun içindedir çünkü vergi bilincinin olmadığı yerde vergi indiriminin de fiyatlara yansıyıp yansımadığını merak etmez tüketici.

Dolayısıyla olgunlaşan meyve yine üretici tarafında görülmektedir...

Siyasetin/iktidarların vergi politikası kanalıyla kendine avantaj yaratma çabası her zaman gündemde olmuştur ve olacaktır da. Bunun kalkınma düzeyi ile de çoklu bir bağlantısı yok gibi. Çoğu ülke politika yapıcıları ekonomik daralma, buhran ve/veya seçim dönemlerinde vergi politikalarını etkin bir şekilde kullanır. Trump’ın bu yılın kasım ayında yapılacak seçimlere de kurumlar vergisi oranlarının düşürülmesi yaklaşımıyla gittiğini de belirtelim...

Söz konusu politikaların kimin lehine/ aleyhine sonuç doğuracağının ise “vergi bilinci” ile doğrudan bağlantılı olduğunu görmek gerekir.

Belki de 41 yaşında girdiği ilk seçimlerde tek başına iktidar olan Süleyman Demirel’in Konya’nın bir ilçesinde yaptığı mitingde yaşananlar buna en güzel örnektir.

Gazeteci Sayın Yavuz Donat anlatıyor...

İlçeye gittik, orada başbakan kürsüde konuşuyor: Buraya elektriği getirmedik mi, şu köprüyü, barajı, yolu yapmadık mı?

Derken ön sıralardan birisi bağırdı: Bubayın parası ile mi yaptın?

Hemen jandarmalar adamın üzerine atladı... Demirel “dokunmayın herife, herif doğruyu söylüyor” dedi.

Adama döndü “ulen bana bağırıyor, bubayın parasıyla mı yaptın (diye soruyorsun), benim bubamın parası bu eserleri yapmaya yeter mi, senin bubayın parası yeter mi, ben milletin hazinesinden yaptım, devletin bütçesinden yaptım, SİZLERİN ALIN TERİNDEN yaptım” dedi.

İşte Cumhuriyetin sermaye birikiminin eserleri olan demir-çelik fabrikaları, köprüler, barajlar, uzmanlaşmış bankalar (Ziraat, Şeker, Pamuk, Tekstil, Halk, Vakıf gibi), rafineriler, bakır işletmeleri, TMO, Tekel, Çaykur, Şeker şirketi milletin alın teriyle yapılanlar listesinde sadece birkaçı...

Geçmişte, hem de 55 yıl önce fakir bir köylünün bubayın parası ile mi yaptın diye bağırarak sorduğu soru tam da vergi bilincinin yansımasıdır. Bunu sormaya, sorgulamaya devam edersek daha nice fabrikalar kurar ve nice eserler ortaya çıkarırız.


Yazarın Son Yazıları

Kimin parası? 2 Ağustos 2020
Covid-19’un faydaları 26 Nisan 2020
Büyüdük mü yoksa? 16 Şubat 2020
Mikrop ekonomisi 2 Şubat 2020