Yaş Günü!

28 Ekim 2013 Pazartesi
Yaş günleri geçmişten geleceğe bir
değerlendirme yapılmasına olanak
verir.
Yarın Cumhuriyetin 90. yaş günüdür.
Bu yaş gününde, Cumhuriyetin, kendi
varlık nedeni olan ilke ve değerlerden
uzaklaşıp uzaklaşmadığı; niteliğinin
değişip değişmediği sorgulanmalıdır.
***
İç ve dış gelişmelerin ürünü olan
Cumhuriyet, iki ayak üzerinde durmuş
ve yükselmiştir: Egemenliğin kaynağı ve
bilimin yol göstericiliği.
Cumhuriyet; öncelikle, halkın kendi
kendini yönetmesi anlamına gelir.
İnsan topluluklarının günümüzdeki
anlayışla kendi kendilerini yönetme
bilincini kazanmaları; bu bilinç düzeyine
çıkmaları, insanlık tarihinin son 200-
250 yılının ürünüdür. Halkın kendi
kendini yönetmesi kavramı özünde ve
kaçınılmaz olarak özgürlüğü, eşitliği,
hukukun üstünlüğünü ve siyasal
örgütün, yani devletin, toplumsal sınıf,
din, mezhep, topluluk ve kesimlere eşit
uzaklıkta olmasını da içerir. Çünkü
gelişkin toplumsal akıl, doğal olarak
kulluğu ve köleliği kesinkes reddeder.
Türkiye; egemenliğin, yani ülkeyi
yönetme yetkisinin, yalnızca halka
ait olduğunu kavrayacak gelişmişlik
düzeyine ancak 1920’lerin başında
Cumhuriyet ile ulaşmıştır. İzleyen
yıllarda bu anlayışa dayalı açılımlar
sağlanmıştır.
Bu yaş gününde ise, ülkenin yönetimi
tümüyle; siyaseti ve toplumsal yapısı
ise çok büyük ölçüde ve giderek artan
oranda siyasal İslam anlayışıyla
sarılıp sarmalanmaktadır. Ancak siyasal
İslamda egemenliğin kaynağı ve buna
dayalı egemenlik anlayışı, kendi içinde
çok tartışmalıdır. Bu konuyu irdelemek
bile bir sorundur. Siyasal İslamın
egemenlik anlayışının, halkın egemenliği
kavramıyla ne ölçüde barışık ya da
uyumlu olduğu sorusu sorulmamakta;
giderek sorulamamaktadır. Özellikle de
ülke yönetiminin halkın etkin katılımıyla
oluşması; düşünce ve anlatım özgürlüğü
ve kadın-erkek eşitliği konusundaki
kuram ve uygulamalarının niteliği,
bu toplum için tam bir bilmecedir.
Bu durumda Cumhuriyet, siyasal
İslamın derinliği bilinmeyen sularına mı
savrulmaktadır sorusu haklılık kazanıyor.
***
Cumhuriyetin ikinci, ancak
birincisi kadar önemli olan dayanağı
bilimselliktir. Cumhuriyetin 90 yıl
önce kuruluş düşüncesinin temeli,
sürekli yenilenme ve gelişmeyi içeren
bilimsel bilimin yol göstericiliğidir.
İnsanın yaratıcı yeteneklerini ortaya
çıkarmayı ve eğitimle geliştirmeyi artı
evrende her şeyin bilinebileceğini ve her
konuya eleştirel bakılmasını da içeren
bu anlayışta bilgilerimizin kaynağı,
nesneler, deneyler, usa vurmalar, akıl
yürütmeler olarak alınır.
Cumhuriyetin temel taşı olan
bilimsel bilginin yol göstericiliği
ilkesi de bir tarafa bırakılmaktadır.
Eğitim, çocuğun ve gencin yaratıcı
yeteneklerinin önündeki tüm parasal
ve diğer engellerin kaldırılması ve
çağdaş bilgileri edinerek gelişmesini
ilke edinen Cumhuriyetin kuruluşundaki
özelliğini çok büyük ölçüde yitirmiş
bulunmaktadır. Üniversitelerde ve diğer
ilgili birimlerde bilgi üretimi baskıcı
yönetim yapıların değirmeninde un
ufak edilmektedir. Ülkenin kültür
ortamı dinsel ögelerle bezenirken,
sanatsal atılımı sağlayan bireysel
yaratıcılığın toplumdan doğan ana
damarları kurutulmaktadır.
***
90. yaş gününde açıkça görülmektedir
ki, Cumhuriyet, kendisine hayat veren
ve kimliğini oluşturan bu iki ana
dayanaktan hızla uzaklaştırılmaktadır.
Bu durumda bu iki temel taş çekilirse
Cumhuriyetten geriye ne kalır sorusu
ısrarla sorulmalıdır.

Yazarın Son Yazıları

Yerelde yeşermeli 25 Mart 2019
Yıkımı durdurmak! 18 Mart 2019
‘Komünist’! 4 Mart 2019
Başkan- sermaye-emek 18 Şubat 2019
ODTÜ ile ‘uçurmak’! 11 Şubat 2019
İzmir zamanıdır! 4 Şubat 2019
‘Normalleşiyor’! 28 Ocak 2019
‘Parlamento’ 21 Ocak 2019
Bilgisizliğin gülmecesi 31 Aralık 2018