Çocuğunun yaşamından vazgeçer misin???

03 Eylül 2020 Perşembe

Farkındasınız değil mi! Kin, nefret, öfke nasıl da tırmandırılıyor... Şovenist söylemler... Savaş tamtamları, hep bir ağızdan... 

Ama bu kez biz haklıyız, Yunanlar haksız” deyiverdi bir arkadaşım!

A canım kardeşim, a benim güzel kardeşim! Sen de ben de hepimiz biliyoruz ki dünya konjonktürü içinde kim haklı kim haksız, hiç ama hiç önemi yok. Her millet kendi çıkarları uğruna elindeki kartları öne sürüyor. Dönen çarkların dişlileri arasında ezilip un ufak olan yine halklar, yine garibanın çocukları... Politikacıların asla savaşa yollanmayacak olan çocukları değil... 

Dün bilgisayar başında, Yunanistan, Kuzey ve Güney Kıbrıs’tan ve Türkiye’den bir avuç kadın oturup bir çağrı hazırladık ve tüm basına, sosyal medyaya, STK’lere dağıttık. Bakalım kim yer verecek? 

Buyrun önce onu okuyun:

Savaşın eşiğinde

“Biz, WINPEACE (Barış İçin Kadın Girişimi) üyeleri, Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk kesimleri kadınları olarak Doğu Akdeniz’de son dönemdeki gelişmelerden derin bir endişe duyuyoruz. Tüm ilgili hükümetlerin gözü kara açıklamaları ve girişimleri ülkelerimizi savaşın eşiğine getirmiş bulunuyor.

Son yirmi üç yıldır kadınlarımız ve gençlerimiz arasında anlayış ve yakınlaşmayı geliştirmek için çalışıyoruz. Ortak yaşam alanlarımızın herhangi bir kıyısında Akdeniz’deki hidrokarbon gazının bir zerresi için çocuğunun yaşamını fedaya hazır tek bir kadın bile var mıdır? Hiç sanmıyoruz.

Diyaloğa çağrı

 Bu nedenle ülkelerimiz hükümetlerine, günlük düşmanca açıklamalarına son vermeleri ve Akdeniz’in altında gizli tüm zenginlikleri paylaşmak amacıyla derhal bir diyalog başlatmaları çağrısında bulunuyoruz. Ancak bu yolla Akdeniz’in mavi sularını kan kırmızısına boyamaktan kaçınabiliriz. Ülkelerimiz dayanışma ve güven içinde işbirliği yapmalı. Ancak o zaman toplumlarımızın da yararlanacağı, yaratıcı bir çözüme, “kazan-kazan” durumuna ulaşabiliriz. 

Ayrıca dünya çapında bir ekonomik kriz döneminde, savaş girişimlerinde kullanılacak kaynaklara, halklarımızın temel ihtiyaçlarını karşılamak için büyük gereksinim olduğunu vurgulamak isteriz. COVID-19 salgını hem kadınlarla erkekler arasında mevcut eşitsizliği hem de toplumsal eşitsizliği daha da derinleştirmiştir. Hükümetlerin tüm çabalarını pandemiyle ve bu toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadeleye yoğunlaştırmaları gerektiğine inanıyoruz.

Bu arada, tüm gezegeni tehdit eden iklim değişikliğinin ana sebebi olduğu bilim insanlarınca kanıtlanan fosil yakıtlar için bu kavgayı ironik bulduğumuzu belirtmeliyiz. Hükümetlerimizi, enerjilerini bu tür yakıtların tüketimini azaltarak yenilenebilir enerji kaynaklarını artırmaya yönlendirmeye çağırıyoruz.”

‘Biz’ kim miyiz?

Biz”, WINPEACE kadınlarıyız. (İngilizce “Barış İçin Kadın Girişimi” sözcüklerinin ilk harflerinden oluşmakta ve “Barışı Kazan” anlamına gelmektedir.) Yani Barış için Kadın Girişimi hareketinin kadınlarıyız. Aramızda çeşitli milliyetlerden, farklı düşüncelerden, yaşlardan, mesleklerden kadınlar var. Ortak yanımız, sorunlara, çatışmalara şiddet dışı çözüm yolları bulabileceğimize duyduğumuz inanç. 

Kardak çatışmaları sırasında Türkiye ve Yunanistan’da kadın ve barış konularında çalışan sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri tarafından oluşturduk bu hareketi. Derken aramıza Kıbrıs’ın iki kesiminden de kadınlar katıldı. Dernek değiliz, vakıf değiliz, sadece bir iletişim ağıyız. Ama yıllar boyu sayısız etkinlik gerçekleştirerek kamuoyunu etkileyebildiğimize inanıyorum. Okullarda, üniversitelerde barış eğitimleri verdik, barış el kitapları hazırladık... Sanatsal dayanışmayla, edebiyat değiş dokuşuyla, “ötekinin” tanınmasına çalıştık... “Kadın kooperatifleri” kurup iki ülkede kırsal alandaki kadınları işbirliğine yönelttik... Her yaz gençlik seminerleriyle, gençler arasındaki “düşmanlığı”, “dayanışmaya” dönüştürebildik... 

Şimdi hükümetlere sesleniyoruz: ŞİDDETSİZ ÇÖZÜM ÇAĞRIMIZA KULAK VERİN !


Yazarın Son Yazıları

Şizofreni! 10 Eylül 2020
Yaz bitti 6 Eylül 2020
30 Ağustos 30 Ağustos 2020
Beyrut acısı 13 Ağustos 2020
İnsan sorumluluktur 9 Ağustos 2020
‘Zat’ hastalığı 2 Ağustos 2020