Kuşaktan kuşağa birikim aktarımı

12 Ekim 2012 Cuma
\n

ANTALYA ALTIN PORTAKAL FİLM FESTİVALİ:

\n\n\n

\n

\n\n\n

Bu akşam Antalya Altın Portakal Film Festivali sona eriyor. Bu akşam ulusal film yarışması, kısa film yarışması, belgesel yarışma, uluslararası yarışma, tümü sonuçlanacak. Seçimleri yine beğenenler ve karşı çıkanlar ya da lanetleyenler; jüriyi yerden yere vuranlar olacak. Bu akşam sevinenler ve üzülenler yine olacak. Tıpkı her yıl olduğu gibi Törenin keyifli bir izlenceye mi yoksa işkenceye mi dönüşeceği şimdilik bilinmiyor Bakalım bekleyip görelim. \n

\n

Şükran borcu\n

\n

Yarından başlayarak, ödül kazanan filmler ve sanatçılar üzerine yoğunlaşılacak ister istemez. Ben bugünü fırsat bilip bu yılın onur ödülü alanlarını selamlamak istiyorum... Asıl şükran borçlu olduklarımız onlar:\n

\n

İşte birkaç kuşağın Duygu HocasıDuygu Sağıroğlu. Sahne ve kostüm tasarımcılığı, sanat yönetmenliği, senaristlik, tiyatro ve sinema yönetmeliği ve öğretim üyeliği Bütün bunları, mimari, edebiyat, tarih ve sanatların her alanından biriktirdikleriyle gerçekleştirdiGüler Ökten, benim için sinema kadar tiyatronun da karınca çalışkanlığında, alçakgönüllü, divalığını fark etmeyen, ettirmeyen divası! Türk sinemasında bir dönemler yürekleri titretmiş Meral Zeren ve Salih Güney Sinemamızın son 50 yılının tanığı; makinist, ses mühendisi, müzik direktörü, stüdyo ve sinema arşivcisi, fotoğraf, tespih sanatçısı, her parmağında bir başka marifet, yılların sinema emekçisi Ve yaşamı, politik kimliği, temsil ettiği değerler ve düşünceleriyle benzersiz İlyas Salman…\n

\n

Bu yılın özel ödülleri ise şöyleydi: Tiyatro ve sinemamızın narin, çetin divası; duygu yoğunluğunu, derinliğini, ışığını biz ölümlü seyircileri yansıtan Işık Yenersu (Yıldırım Önal Anı Ödülü) Sinema Emek Ödülünü alan sinemamızın üç kuşak ışıkçısı Erol Batıbeki Ve Sanatta Sosyal Sorumluluk Ödülü sinemanın ve gönüllerin sultanı Türkan Şoraya…\n

\n

Birikimler ve sergiler \n

\n

Bu yukarıdaki isimleri özellikle yeniden vurguluyorum. Onlar dünden bugüne, bugünden geleceğe köprü kuran isimler. Bilgileri, birikimleri, deneyimleri genç kuşak sinemacılarımız işin eşsiz birer kaynak. Yazılmamış bir tarihin, yazılmakta olan bir tarihin satırbaşları Zaten bence Altın Portakalın en önemli yanı kuşaklar arası kurduğu köprü; sadece filmlerle değil, toplantılarla tartışmalarla kuşaktan kuşağa aktardığı bilgi ve birikim Düşünsenize bu yıl yarışmaya katılan filmlerin çoğu 70-80 doğumlular tarafından yapılmış ve çoğunun ilk filmi! \n

\n

Bu birikimin yansıtıldığı sergilere gelince: \n

\n

Atilla Dorsayın Türkan Sultana Armağan sergisi bunlardan biri. Sadece sinema eleştirmeni değil, aynı zamanda usta bir yazar ve fotoğraf sanatçısı Atilla Dorsay. Türkan Şoray fotoğraflarından oluşan sergisi için Yeşilçam yıldızının gerçek yüzünü, parlak görüntünün gerisindeki korkuları, çekingenlikleri, hiç bitmeyen alçakgönüllülüğü ve utangaçlığı, yine bitmeyen heyecanını ve onu simgeleyen titreyen ellerini. Ve insancıllığını, sinema aşkını, seyircisine görkemli saygısını gördüğünüsöylüyorduİnanır mısınız fotoğraflara bakarken onun gördüklerini biz de görür oluyoruz… \n

\n

Yine AKMde yer alan Necip Sarıcının hazırladığı, sinemacı, gazeteci, karikatürist Sedat Simavi Sergisi, (Muhsin Ertuğrulun eleştirmenliğine bile yer veren belgeler) ve Necip Sarıcının koleksiyonundan oluşturduğu Altın Portakalın Doğuşu başlıklı fotoğraf sergisi, değil sinema profesyonellerini, amatörleri de büyüleyecek nitelikte…\n

\n

Filmler \tfilmler... \n

\n

Sadece yarışma filmlerini izlemiyorum elbet. Ali Özgentürkün Görünmeyen filmi doğru dürüst vizyona çıkmamıştı. Antalya’da izleme olanağım oldu. Roman tadında bir film. Ünlü besteci müzik adamı Bella Bartokun 1936da Anadolu’ya gelip türkü toplama araştırmaları yapmasını, bir aşk serüveni çerçevesinde, günümüzle geçmiş arasında gide gele konu ediniyor. Kurgusuyla, görüntüsüyle, Bartok rolünde muhteşem oyuncu Udo Kierin performansıyla görünen kadar görünmeyeni de öne çıkaran, incelikleri olan (Nazım-Bartok çizgisi; Sabahatin Aliye gönderme; değişmeyen baskılar; vb.) Ah kimi fazlalıklardan da arınabilseymiş dediğim; ama mutlak yeniden vizyona girmesi gerektiğine inandığım bir usta işi çalışma!\n

\n

Bu yazıyı yazdığım günün sabahına (düne) yine jürideki çatlakla uyandık Gün boyunca çatlak onarılmaya çalışıldı Haberlerde okursunuz Bir genellemeyle bitireyim: İzlediğim tüm yarışma filmleri belli bir niteliğin üstünde. Bu da çok sevindirici. \n

\n

NOT- Sevgili Okurlar, yarın (Cumartesi) Uluslararası Antalya Konyaaltı Kitap Fuarı’nda saat 14.00’te Mine Kırıkkanat ve ben kitaplarımızı imzalıyoruz. Yolu düşenleri kucaklaşmaya ve sohbete bekleriz!

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Adın yaşamak olsun! 1 Ekim 2020
Utanç duymak 27 Eylül 2020
Şizofreni! 10 Eylül 2020
Yaz bitti 6 Eylül 2020