Ülkemin aydınlık yüzleri

20 Aralık 2013 Cuma

Mehmet Aksoy’dan Nâzım Hikmet Anıtı... BİFO’dan Beethoven Festivali...
Gümbür gümbür operasyonların yapıldığı, tüm pisliklerin ortaya saçıldığı, kavganın şiddetinin tavana vurduğu ama iktidarın sanki ortada yolsuzluk hiç ama hiç yokmuş, hiç ama hiç olmamış gibi davrandığı bir dönemden geçiyoruz... Böyle zamanlarda dinginlik iyidir, güzeldir.
Geçen haftamı aydınlatan iki olay yaşadım.

Mehmet Aksoy’dan ışık cümbüşü
Akatlar’dan içeri doğru girdin mi, “Sanatçılar Parkı ”... Zaten çok sevdiğim, içi sanatçıların izdüşümüyle yüklü parkın girişinde “o” karşıladı beni! Kaşla göz arasında ne zaman yerleştirildi oraya?! O dediğim, Nâzım Hikmet... İçinden ışık geçen, İstanbul geçen, Boğaz’ın suları ve Marmara Denizi geçen bir Nâzım Hikmet... Doğu ile Batı’yı birleştiren, uygarlıklar arasında adeta bir köprü oluşturan bir Nâzım Hikmet...
Mehmet Aksoy, Başbakan’ın “ucube” lafı üzerine yıkılan “İnsanlık Anıtı”na inat, her zamankinden daha azimli çalışmaya devam ediyor. Vandalizme karşın aşkla çalışıyor. O aşk nedeniyle de olacak, ışık içinde bir anıt gerçekleştirmiş. Zaten sanatçı hep der ya “Biz heykeltıraşlar ışıkla oynaşıyoruz. Heykel, damarlarında kan yerine ışık taşır” diye... İşte bir örneği daha...
Günün her saatinde farklı ışığa bürünen anıtın bir yanında “Bulut mu olsam” şiirinin dizeleri; öte yanda “Dörtnala gelip Uzak Asya’dan / Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.” Yer seçimi de bence çok iyi. Teşekkürler Mehmet Aksoy, Teşekkürler İsmail Ünal.

BİFO’nun ustalık dönemi
Borusan Kültür Sanat (BKS), Ahmet Kocabıyık’ın bir düşü, bir vizyonuydu. “Yaşamsal önem” taşıdığına inandığı eğitim, kültür ve sanat etkinlikleriyle topluma katkı yapmak üzere geliştirilmiş bir düş... Gürer Aykal yönetiminde konserlere başlayan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) Borusan Kültür Sanat’ın belkemiği oldu. Ahmet Kocabıyık için klasik müziğin değeri çok büyüktü. “Klasik müziği bireysel gelişim aracı olmanın ötesinde, toplumsal gelişmişlik göstergesi ve kültürleri birbiriyle kaynaştırma gücüne sahip yüksek bir sanat türü olarak kabul ediyorum” diyordu. Haklıydı. BİFO, 15. yılını kutluyor. Muhteşem bir orkestra haline geldi. Önceki akşam Beethoven Festivali’nin ilk konserinde onları dinlerken şu son 15 yılda bize armağan ettikleri nitelikli, çağdaş, evrensel değerleri düşünmeden edemedim.
BİFO artık ustalık dönemini yaşıyor. 2009’da Gürer Aykal, onursal şef olarak göreve devam ederken, “batonunu” orkestranın sanat yönetmeni ve sürekli şef olarak Avusturyalı Sascha Goetzel’e devretti.
Bugüne dek dünyanın en büyük yıldızlarıyla da bizleri buluşturan orkestranın bundan sonraki hedefi Avrupa sahnelerini de fethetmek! Hem yönetim kurulu başkanı Zeynep Hamedi, hem genel müdür Ahmet Erenli’nin bu hedefe ulaşacaklarından kuşkuları yok, orkestraya inançları sonsuz.
İki yılda bir BİFO&Fazıl Say Festivali ile dönüşümlü olarak gerçekleştirilen “Beethoven Festivali”nin ilk konserinde olağanüstü bir Alman kemancı, Christian Tetzlaff ve BİFO’dan dinlediğimiz Beethoven’in Re Majör Keman Konçertosu yıl sonunda kavuşabileceğim en büyük armağandı.
Beethoven Festivali doludizgin devam ediyor. Bu akşam, bestecinin koro, 4 solo ses, orkestra ve org için bestelediği baş eseri “Missa Solemnis”i Salzburg Bach Korosu’yla birlikte yorumlayacak BİFO. Yarın ise koreograf Zeynep Tanbay’ın bu festival için gerçekleştirdiği “Symbiosis” var. Kaçırmayın. Not: Bir süre önce Ruhat Mengi Vatan’dan çıkarılmıştı. Şimdi de Nazlı Ilıcak Sabah’tan çıkarıldı. Dilerim her ikisi de düşündüklerini özgürce yazabilecekleri bir yayın organı bulabilirler. “İleri demokrasilerde” olur böyle şeyler...  


Yazarın Son Yazıları

Amadeus 25 Ekim 2020
Adın yaşamak olsun! 1 Ekim 2020
Utanç duymak 27 Eylül 2020
Şizofreni! 10 Eylül 2020
Yaz bitti 6 Eylül 2020