İBB Başkanvekili Nuri Aslan: 'Ekrem Başkanımız vizyonu İstanbul'un dört bir yanında güçlenerek devam ediyor'

İBB Başkanvekili Nuri Aslan: 'Ekrem Başkanımız vizyonu İstanbul'un dört bir yanında güçlenerek devam ediyor'

31.03.2026 14:01:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
İBB Başkanvekili Nuri Aslan: 'Ekrem Başkanımız vizyonu İstanbul'un dört bir yanında güçlenerek devam ediyor'

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan soruları yanıtladı. Aslan, "Ekrem Başkanımız Silivri’de olabilir ama onun vizyonu, onun projeleri ve onun 'tam yol ileri' düsturu İstanbul’un dört bir yanında güçlenerek devam ediyor" dedi.

31 Mart 2024 seçimlerinin üzerinden iki yıl geçti. Bu sürede görevi devralan isim oldunuz. Bu süreçte hem hukuki hem de siyasi gelişmeler yaşandı. Öte yandan, yönetimde aksama olduğu yönünde eleştiriler de kamuoyuna yansıdı. Siz bu iki yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle şunu ifade edeyim; 19 Mart süreci, Ekrem İmamoğlu şahsında, İBB’nin kurumsal kapasitesini ve yönetme kabiliyetini hedefliyordu. 19 Mart’ta 16 milyon İstanbullunun iradesi çiğnendi ve İstanbul’a hizmet etsin diye göreve gelmiş başkanlarımız, yol arkadaşlarımız haksız hukuksuz bir şekilde tutuklandı.

Biz daha ilk gün şunu dedik; pes etmeyeceğiz. Pes edemezdik; çünkü önce 16 milyon İstanbulluya, sonra da ailelerinden, bizlerden ve İstanbul’dan koparılan yol arkadaşlarımıza sözümüz vardı.

Zaten pes etmek bizim fıtratımızda yok, ahde vefa ne demek biz çok iyi biliriz.

O ilk günlerde bile meclis üyelerimizle, bürokratlarımızla bir araya geldiğimizde şunu söyledik: “Ekrem Başkanımız Silivri’de olabilir ama onun vizyonu, onun projeleri ve onun 'tam yol ileri' düsturu İstanbul’un dört bir yanında güçlenerek devam ediyor.”

Bu yola çıkarken, kadim şehrimize hizmet ederken, bizi dikensiz gül bahçelerin beklemediğini çok iyi biliyorduk. Halen de biliyor ve buna göre hizmete devam ediyoruz.

İşte bu sayede yönetimde aksama olması bir tarafa, 20 Mart sabahında bile şantiyelerimiz çalışmaya, sosyal yardımlarımız hanelere ulaşmaya devam etti. Biz sadece omuzlarımızdaki sorumluluğun arttığını hissettik. Ekrem Başkanımızın kurduğu model, liyakatli bürokratlarımızla birlikte tıkır tıkır işledi. Çok şükür, bir yılın sonunda görüyoruz ki İBB durmaksızın çalışmaya devam ediyor. Dünya belediyecilik tarihinde eşi benzeri olmayan bir örnek sergiledik. Düşünün dünyanın en büyük ve en görkemli şehri İstanbul gibi bir metropolün belediye başkanı ve onlarca bürokratı tutuklu ama belediye hizmetleri devam ediyor, yatırımlar hız kesmiyor, yıllar öncesinden birikmiş borçlar ödeniyor… Eğer yönetimde aksama olsaydı bunların hiçbirisi yapılamazdı. Hiç şüphe yok ki eksiklikler varsa giderilecek ve her şey zamanla çok daha güzel olacak.

***

Sayın İmamoğlu’nun raylı sistemler, 'İstanbul Yenileniyor' projesiyle kentsel dönüşüm hamleleri, yurtlar ve kreşler gibi sosyal içerikli projeleri en büyük vaatlerindendi. Peki, bazı projelerde yavaşlama olduğu yönünde eleştiriler var. Siz bu eleştirilere nasıl yanıt vermek istersiniz?

“İstanbul’da hizmetler duracak” diyen de oldu, “Şantiyeler duracak, İstanbul kaosa teslim olacak” diyen de oldu. Ama unuttukları bir şey vardı: Ekrem Başkanımızın kurduğu liyakatli kadrolar…

Öncelikle herkes şunu bilsin; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde 2019’dan bu yana halkçı belediyecilik var. Halkçı belediyecilik, rant değil hizmet üretir. Yıllardır İstanbul’a yapılan tüm hizmetler de bunun kanıtıdır.

Bugüne kadar Ekrem Başkanımızın başlattığı hiçbir proje ne durdu ne de yavaşladı. “İmamoğlu projeleri sekteye uğrar mı?” diyenlere en güzel cevabımız, şu an yerin on metrelerce altında çalışan binlerce ekip arkadaşımızdır. Sefaköy-Beylikdüzü-Tüyap hattımızda ise o meşhur 'imza' bekleyişindeyiz. İmza süreci tamamlanabilirse bu projede de hızla yol alabileceğiz. Hatta bu yıl içinde 17,4 km metro hattı daha açacağız.

Kentsel dönüşümde ise ‘İstanbul Yenileniyor' platformu üzerinden aldığımız taleplerle; depreme dayanıksız binaların yıkımını ve yapımını, mülkiyet sorunlarını çözerek sürdürüyoruz.

Normalde popülist yönetim anlayışının önemsemediği, altyapıda ise dev yatırımlarımız sürüyor; İstanbullular musluklarından temiz su içebilsin diye çok yakın zamanda 4 milyar liralık dev İSKİ yatırımını hizmete aldık mesela.

Biz “engelleniyoruz” diye şikayet etmiyoruz, bahane de üretmiyoruz. Ancak süreçlerin uzamasıyla İstanbullunun hizmete erişimi engelleniyor. Bu durumu, şeffaf bir şekilde 16 milyon İstanbulluyla paylaşmakla mükellefiz.

Biz cevabımızı sözle değil, icraatlarımızla veriyoruz. İstanbullunun hakkına gözümüz gibi bakmaya devam ediyoruz.

Bahanelere sığınmıyoruz, engeller neyse aşmak için gerekli hukuki ve finansal yolları buluyoruz, çözümlerimizi üretiyoruz. Çok şükür İstanbul’un bütçesi, İstanbul’un bereketi buna yetiyor. Bugün 7 metro inşaatımızda binlerce işçi kardeşimiz ter döküyor. Biz cevabımızı sözle değil, icraatlarımızla veriyoruz. İstanbullunun hakkına gözümüz gibi bakmaya devam ediyoruz.

***

Ülke genelindeki ekonomik zorluklar malum. İBB, Kent Lokantalarından Anne Kart’a kadar geniş bir sosyal destek ağı kurdu. Siyasi tartışmaların gürültüsü içinde bu 'insana dokunan' hizmetlerin bütçesini ve sürdürülebilirliğini korumak sizin için ne kadar öncelikli?

Biz, ağır ekonomik kriz koşullarında belediyecilik yapıyoruz. Halkımızın sorunlarını biliyoruz. Bunun için diyoruz ki; hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli. Hiçbir anne "bugün çocuğumun beslenme çantasına ne koyacağım?" diye kaygılanmamalı, hiçbir gencimiz yarınından endişe duymamalı, emeklilerimiz hak ettikleri emekliliği yaşayabilmeli, emekçilerimiz İstanbul’un kaynaklarına erişebilmeli.

Gıda enflasyonu, artık sağlıklı ve ucuz gıdaya erişimi imkansız kılar hale geldi. Biz işte bunun için Kent Lokantalarına öncelik verdik. Çünkü bu ertelenemez bir ihtiyaçtı. Ekrem İmamoğlu, ihtiyacı gördü. Emekçinin, emeklinin, gençlerin… herkesin, kaliteli, sağlıklı ve ucuz şekilde karnını doyurabileceği Kent Lokantaları projesini hayata geçirdi. Önce kimileri küçümsedi, dalga geçmeye çalıştı, ancak şu anda taklit eder hale geldiler. Etsinler ne güzel; örnek olabildiysek ne mutlu bize. Biz bundan memnunuz, biz hizmette yarışmak istiyoruz. Halkımızın faydasına olan tüm hizmetler için yarışalım. Halkçı belediyecilik bizim için esastır. Bizim bütçe önceliğimiz her zaman bellidir: Önce insan, önce sosyal adalet.

Bunu da lafla değil, icraatla gösteririz. İşte Anne Kart’lar Ekrem İmamoğlu belediyecililiğinin kanıtıdır, Yuvam İstanbul çocuk etkinlik merkezleri bir başka kanıttır, Kent Lokantaları başka bir kanıttır. Biz bu kanıtları çoğaltmaya, halkçı belediyecilik anlayışıyla durmadan çalışmaya devam edeceğiz. Bütçemizi de en verimli şekilde, israfa geçit vermeden 16 milyon İstanbullu için kullanacağız.

***

İBB Meclisi uzun yıllar sert tartışmaların ve kilitlenen kararların merkezi olarak anıldı. Geçtiğimiz dönem meclis aritmetiği sizlerin aleyhineydi. 2024 sonrası oluşan yeni meclis aritmetiğiyle birlikte ne değişti?

Bakınız, ben meclis üyeliğinden geliyorum; yani tabiri caizse o sıraların tozunu yutmuş birisiyim. Hangi dosyanın neden bekletildiğini, hangi tartışmanın şehre ne kaybettirdiğini yaşayarak gördüm. 2019’da "topal ördek" dediler, "iş yapamaz, proje üretemez" dediler. Ama ne oldu? Ekrem Başkanımızın kurduğu model öyle bir çalıştı ki, tüm engelleme çabalarına rağmen, İstanbul’un her köşesine hizmetler ulaştı.

2024 Mart seçimlerinde İstanbullular, tarihi bir oy farkıyla Ekrem İmamoğlu’nu seçmekle kalmadılar, meclis çoğunluğunu da bize verdiler. Sadece İBB meclis çoğunluğunu da değil; İstanbul’un 39 ilçe belediyesinden 25’ini bize emanet ettiler. Neden? Çünkü Ekrem İmamoğlu’yla beraber İstanbullular vizyonumuzu ve neler yapabileceğimizi gördü. Meclis çoğunluğunu bize vererek, engellemeler olmadan çalışmamızı istedi. Ama biz bunu bir 'rövanş' veya 'tahakküm' aracı olarak görmedik; çünkü demokrasiye ve meclise büyük önem veriyoruz. Biz her zaman İstanbul’a hizmet ederken ortak aklı ve İstanbulluların hayrına olacak işleri önemsiyoruz. Çünkü hizmetin siyaseti, partisi olmaz. Eğer bir proje İstanbul’un hayrınaysa, biz gidip muhalefet gruplarına da bunu açıkça anlatıyoruz. Saraçhane’deki İBB Meclisi, TBMM’den sonra, ülkemizin en büyük ikinci meclisi. Orada demokratik bir sürecin işlemesi, ülkemizin genel demokrasi kalitesi açısından ciddi bir göstergedir.

Meclis çoğunluğunun bize geçmesiyle, engelleme çabaları büyük oranda aşıldı. Ancak bu kez de yargı ve siyaset yoluyla engelleme süreci başladı. Özellikle son bir yıldır, demokratik hukuk devleti ilkelerine aykırı bir süreç yaşıyoruz maalesef. Bu süreç, İBB’yi hizmet üretemez hale getirmeyi hedefliyordu ancak başarılı olamadı.

Biz bu bir yıl içinde, tüm olumsuzluklara rağmen, şeffaflıktan ödün vermedik. Tüm meclis oturumlarımızı canlı yayınlamaya, Sayıştay denetimlerine kapımızı sonuna kadar açmaya devam ettik. Çünkü şundan eminiz; 16 milyon için gece gündüz çalışan şantiyelerimizde, tesislerimizde, Yuvamız İstanbul merkezlerimizle, sadece alınteri ve dürüstlük var.

Hukuki süreçle ilgili şunu söyleyeyim; milletin vicdanı en büyük mahkemedir. İstanbul halkı 31 Mart’ta bir karar verdi, geçtiğimiz yıl yaşananlara karşı da Saraçhane’de, sokakta, her mecrada o kararının arkasında durduğunu gösterdi. Halkımız biliyor ki bu dava siyasi bir davadır.

Ancak halkımız bu tarz siyasi mühendislik çabalarına öteden beri prim vermez. Halkımız öncelikle hizmete ve dürüstlüğe bakar. Ekrem İmamoğlu bugün fiziken aramızda olmayabilir ancak halkımız, onun hizmetinden ve dürüstlüğünden razı. Adalet elbet tecelli edecektir, bizim o konuda da gönlümüz ferah.

19 Mart 2025’te başlayan hukuki süreç ve ardından gelen görev değişimleri, İBB gibi devasa bir kurumda ciddi bir ‘yönetim krizi riski’ doğurdu. Ama görünen o ki üstesinden gelindi. Siz göreve geldiğinizde, kamuoyunda oluşan ‘belediye işleyemez hale gelecek’ algısını kırmak için somut olarak hangi idari mekanizmaları devreye aldınız? Bu bir yıllık süreçte, siyasi tartışmaların gölgesinde kalan, aksayan veya ertelenmek zorunda kalınan projeler oldu mu?

19 Mart süreci sadece siyasi bir sarsıntı değil, 16 milyon İstanbulluya hizmet veren devasa bir hizmet çarkının ‘durma riskiyle’ karşı karşıya bırakılmasıdır. Kaldı ki 19 Mart’a gelene kadar Ekrem İmamoğlu yönetimi çeşitli ithamlarla, kamu eliyle gerçekleştirilen engelleme girişimleriyle yıpratılmaya çalışıldı. Ancak bunlar İstanbullulara hizmet sunulmasına engel olamadı.

Ben 2025 yılı Nisan ayında görevi devraldım. İstanbul’un seçilmiş başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu ve değerli İBB bürokratlarımız bir yıldır tutuklu, onların eksikliği elbette çok hissediliyor ancak Sayın İmamoğlu’nun kurduğu liyakatli kadrolarla İstanbul’un hizmet maratonu hiç durmadı. Biz de hem Ekrem Başkanımızın hem de İstanbulluların emaneti olan İstanbul’a sahip çıktık, iki misli çalışmaya devam ettik. 19 Mart sonrası bir ‘duraklama’ beklentisi oluşturuldu, ancak tam tersine bir konsolidasyon yaşadık.

Siyasetin getirdiği hukuki incelemeler nedeniyle bazı ihale süreçlerinde bürokratik yavaşlamalar yaşandı, dosya inceleme süreleri uzadı. İstanbul’un çarkları dönmeye devam etti çünkü belediye, 16 milyona hizmet alanıdır.

***

Sayın Genel Sekreter, çizdiğiniz bu mali tablo vurgunuz oldukça dikkat çekici. Ancak kamuoyunda merak edilen çok temel bir nokta var: İBB’nin ‘borçlanmayı yatırıma dönüştürme’ stratejisi, İstanbul halkının üzerine binen toplam borç yükünü uzun vadede nasıl etkileyecek? Eurobond ihraçları ve yeşil finansman gibi modellerin, belediyenin öz kaynaklarını diğer sosyal projelerden mahrum bırakmadan sürdürebilmesi için nasıl bir denge mekanizması işletiyorsunuz?

Daha önce de kamuoyuyla paylaşmıştık, yine aynı verilerle yanıtlamaya çalışayım izninizle. Kurumumuzun finansal borcu 2014’te 2,6 milyar dolardı, 2018’de ise 3,8 milyar dolara yükseldi. 2025 sonu itibarıyla ise kurumumuzun borcu 3,3 milyar dolar. 2014-2025 yılları arasındaki kur farkını da göz ardı etmeden bu tabloya bakmakta yarar var. Bu tablo aslında bütün açıklamaların ötesindedir, bir mali disiplindir bu. Arada Covid-19 pandemisi, dünyayı kuşatan gergin siyasi atmosfer, savaşlar; Türkiye özelinde ise adaletsizliğin, güvensizliğin zemin oluşturduğu kötü bir ekonomik tablo. Olumsuz seyreden koşullara rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi hem yatırımlarını sürdürdü, hem vatandaşlarına sosyal destek verdi hem de borç ödedi. Ekrem Başkanımız başlattı, biz de devam ettiriyoruz.

İstanbul dünyanın en büyük metropollerinden biri ve her geçen gün büyüyor, nüfusu artıyor. Titiz, planlı bir yönetim olmazsa hiçbir adım atamazsınız. Biz İstanbul’da önce bunu sağladık. Şehrimizin her alanda uzun vadeli plan ve programları var masamızda. Ama İstanbul’un geleceğini inşa ederken en büyük önceliğimiz, uluslararası finans piyasalarında sarsılmaz bir güven inşa etmektir. İstanbul’un yönetimine geldiğimizde, geçmişten devralınan borç stokunu yönetirken aynı zamanda öz kaynaklarımızı verimli kullanarak finansal sürdürülebilirliği sağladık. İBB bugün düşük maliyetli dış krediye en hızlı erişebilen yerel yönetimlerden biri konumundadır.

Özellikle raylı sistem yatırımlarımız için temin ettiğimiz dış krediler, İstanbul’un küresel piyasalardaki yüksek kredisinin tescilidir. Eurobond ihraçlarımız ve yeşil finansman kaynaklarına yönelimimiz, mali disiplinden taviz vermeden dev projeleri nasıl yürütebildiğimizin en somut kanıtıdır. Borç ödemelerimizi takvimine uygun, şeffaf ve bütçe dengesini koruyarak gerçekleştiriyoruz. Sadece biz değil uluslararası derecelendirme kuruluşlarının raporları da bunu söylüyor: İBB’nin yatırım kapasitesi, doğru finansal mühendislik ve şeffaf yönetim anlayışıyla günden güne güçleniyor. Yatırımlarımızı borçlanarak değil, borçlanmayı yatırıma dönüştürerek yönetiyoruz.

Ekonomi alanında çalışan muhasebe ve finansman profesörü ve denetim uzmanı olarak, özellikle 19 Mart süreci sonrası uluslararası piyasalarda İBB’nin kredi notu veya borçlanma kabiliyeti üzerine nasıl bir ‘hasar tespit çalışması’ yaptınız? Yatırımcı güvenini sağlamak için hangi şeffaflık adımlarını attınız?

Ekonomi, rakamlardan ziyade bir ‘güven’ yönetimidir. Göreve başladığımda karşılaştığım en büyük risk, 19 Mart sürecinin yarattığı siyasi belirsizliğin İstanbul’un devasa yatırım bütçesini finanse eden dış kaynaklar nezdinde bir ‘duraklama’ sinyali olarak algılanmasıydı. Ancak biz bu algıyı, akademik disiplin ve şeffaf bir veri setiyle hızla tersine çevirdik.

Çalışmalarımız neticesinde kredi notumuzda herhangi bir olumsuz not değişikliğine gidilmedi. Bilindiği üzere belediyelerin kredi notu ülke notunun üstüne çıkamaz. Bu nedenle notumuz ülke notu ile aynı notlandırmaya sahip olmaya devam etmektedir. 19 Mart sonrası ilk işimiz, uluslararası kredi kuruluşları ve yatırımcılarla ‘açık kart’ usulü bir veri paylaşımı başlatmak oldu.

Yatırımcının en çok korktuğu şey belirsizliktir. Biz, devam eden raylı sistem projelerimizin finansman modellerini koruma altına aldığımızı beyan ettik. 2019'dan beri açtığımız 6 metro hattı, bizim en büyük referansımızdı. Bu referans sayesinde, kredi notumuzu ve borçlanma kabiliyetimizi koruduk. İç ve dış finansal piyasalarda borçlanma kabiliyetimizi etkileyecek bir olumsuzluk yaşamadık. Meclis onayından geçen ve merkezi yönetim tarafından izinleri verilen projeler kapsamında planladığımız yatırımlar için finansman ihtiyacımızı karşılayabilecek hareket kabiliyetine sahibiz.

Yönetimin olmazsa olmazı şeffaflıktır, özellikle bir kamu kurumuysanız. Sayın İmamoğlu’nun şehrin yönetimindeki önemli adımlarından biri de şeffaflığı sağlamaktı. Şeffaflığı sadece ihalelerde değil, kaynak dağılımında da uyguladık. Bakın, sadece bu yıl üniversite öğrencilerine verdiğimiz toplam 2 milyar TL’lik desteğin, 2019’dan bugüne 350 bin çocuğa ulaştırdığımız 50 milyon litre sütün bütçe içindeki payını ve bu kaynağın nereden sağlandığını kalem kalem kamuoyuna sunduk. Bir denetim uzmanı olarak şunun altını çizeyim: Bizim dönemimizde ‘israf’ değil ‘insan’ odaklı bir bütçe yönetimi var. 5.593 kişiye ödenmeye başlanan ve riskli binaların tahliyesini hızlandıran yaklaşık 375 milyon TL'lik kira desteği, belediyenin mali gücünün yalnız betona değil, can güvenliğine de aktarıldığının ispatıdır. Özetle, 19 Mart sonrasında İstanbul’un mali itibarında bir kırılma yaşanmasına izin vermedik. Aksine, ‘hesap verebilir’ yönetim modeliyle bu süreci bir güven tazeleme fırsatına çevirdik. Hizmet bir öncelik meselesidir. Biz hem yatırımlarımızı hem de vatandaşlarımıza desteğimizi sürdürüyoruz.

***

‘Hizmetler aksamadan devam ediyor’ vurgusu sıkça yapılıyor. Ancak muhalefetin, bazı projelerin 19 Mart sonrası yavaşladığına dair eleştirileri var. Elinizdeki veriler ışığında, son bir yıllık ‘gerçekleşme oranları’ önceki dönemlerle kıyaslandığında ne durumda? Sayılarla bir ‘hizmet dökümü’ yapabilir misiniz?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi evrensel yönetim ilkelerine göre yönetilen bir kurumdur. Şeffaf, adil, kapsayıcı olmak en temel ilkelerimizdir. Bununla da iftihar ediyoruz. Eleştiri demokrasinin gereğidir, gelen her eleştiriye açığız. Her türlü denetim, inceleme kabulümüzdür. 19 Mart’tan bu yana geçen süreçte bir adım geriye gitmedik, tam aksine İstanbul’un kronik sorunlarına neşter vurmaya devam ettik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak yapımı devam eden hizmet binalarımızı, tesislerimizi, altyapı çalışmalarımızı, metro şantiyelerimizi, spor salonlarımızı, yaşam vadilerimizi bizzat ziyaret edip kontrol ediyorum. Rakamlar yalan söylemez. Kesintisiz süren hizmet ve yatırımlarımız, 'yavaşlama' iddialarına en doğru cevaptır. Tamamladığımız yatırımları, hayata geçirdiğimiz hizmetleri kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. 19 Mart 2025’ten sonra da önemli hizmet ve yatırımlar yapmaya devam ettik.

2019’dan bu yana İstanbul’da 65,1 km uzunluğunda 6 metro hattı açıldı. 19 Mart sürecinin tüm siyasi gürültüsüne rağmen, 44,1 km toplam uzunluğa sahip 7 metro şantiyemizdeki çalışmalar yüksek fiziki gerçekleşme oranıyla devam ediyor. Şayet bahsettiğiniz gibi bir yavaşlama olsaydı bugün bu şantiyelerin ışıkları sönmüş olurdu; oysa biz hedeflerimize her gün biraz daha yaklaşıyoruz. Sizin aracılığınızla İstanbullulara güzel haberimizi verelim: Bu yıl içerisinde 17,4 km metro hattını daha açmış olacağız. Üsküdar-Samandıra Metro Hattı’nın yapımı devam eden Samandıra Merkez-Sultanbeyli etabını 19 Mayıs’ta İstanbulluların hizmetinde. Ümraniye-Ataşehir-Göztepe Metro Hattımız da yıl sonunda hizmette olacak.

Dün olduğu gibi bugün de İstanbul’da devasa altyapı yatırımları yapılıyor, dere yatakları korunup yaşam vadisine dönüştürülüyor. İçme suyu, yağmur suyu ve atık su altyapılarımıza çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. Ekrem İmamoğlu yönetiminin başarıları örneklerinden biri de şüphesiz himaye altına alınan, İstanbullulara açılan Müze Gazhane, Bulgur Palas, Botter Apartmanı, Beyoğlu Sineması gibi onlarca kültür varlığıdır. Açtığımız kamusal alanlara İstanbulluların gösterdiği ilgi bizi çok sevindiriyor, çalışma azmimizi yükseltiyor. İBB Miras’ın koruyucu elleriyle İstanbul’umuzun kültür varlıklarına sahip çıkmaya devam ediyoruz.

İstanbulluların yaralayan bir konu da şüphesiz kent estetiğidir. Biz, kentin estetiğini koruma konusunda tavizsiziz. İstanbul’un siluetini, tarihini ve kamusal alanlarını korumak bizim temel sorumluluklarımızdan. Bu nedenle parsel bazlı imar artışlarına izin vermedik, vermeyeceğiz. İstanbul’un daha yaşanabilir bir kent olabilmesi için tüm kamu kurumları ve sivil toplumla iş birliğine açığız. Ancak aynı kararlılıkla, kente zarar verecek her türlü yaklaşımın da karşısındayız.

100 bin üniversite öğrencimize verdiğimiz, toplamda 2 milyar TL tutarındaki desteği hiçbir aksama olmadan hesaplarına yatırdık. Az önce bahsettiğiniz gibi ben ekonomi alanında çalışan muhasebe ve finansman profesörüyüm; yakın zamana kadar üniversitede akademisyendim. Gençlerimizin ders çalışacak alanlara, barınacak yurtlara, desteklenmeye ne kadar ihtiyaçları vardır çok iyi bilirim. Bu ülkenin pırıl pırıl evlatlarına destek olmak, onlara yurtlar açmak, ders çalışabilecekleri kütüphaneler sunmak gibi bir borcumuz var. 2019’dan beri İstanbul’a 16 öğrenci yurdu, 57 yeni kütüphane kazandırdık. 19 Mart sonrası hizmetlerimizin en güzel örneği Şişli’nin göbeğinde açtığımız Zübeyde Hanım Kız Öğrenci Yurdumuzdur. Piyasa değeri 6,5 milyar TL olan arsaya öğrenci yurdu açtık.

Şehrimizin en öncelikli meselelerinden biri sosyal adalet kadar güvenli yaşam hakkıdır. Bu alan bizim en önemli gündemlerimizden biridir. Bu nedenle en riskli konutları ve bölgeleri tespit ediyor, somut ve uygulanabilir çözümler geliştirmek için yoğun çaba sarf ediyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, finansman sorunlarını aşmış bir şekilde odağımızı daha da netleştirdik: güvenli konut üretmek ve hemşerilerimize yeni yaşam alanları sunmak. Sadece konut üretmekle de kalmıyoruz. Sağlıklı, yaşanabilir, dayanıklı ve insan onuruna yakışır yaşam alanları oluşturacak yeni modeller geliştiriyoruz. Bu modelleri çok yakında hemşerilerimizle paylaşacağız. Özetle, İstanbul’da hizmetlerimiz büyüyerek devam ediyor.

***

Önümüzdeki bir yıl için İstanbullulara vereceğiniz en güçlü taahhüt ne olurdu? İstanbul’un ‘hizmet maratonu’nda yeni durak neresi?

Ben bir temenniyle başlayayım: İstanbul’da hayata geçen hizmetlerde çok büyük emeği olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve birbirinden kıymetli İBB bürokratlarımızı tekrar aramızda görmek, İstanbullulara birlikte hizmet üretmek en büyük arzumuzdur. Adalet tecelli edene kadar da durmayacağız; daha çok çalışarak Sayın İmamoğlu’nun ve aziz vatandaşlarımızın emanetini korumaya devam edeceğiz. İlk taahhüdümüz bu olsun. Yeni açacağımız metrolardan az önce bahsetmiştim. Yeni kent lokantalarımız, Yuvamız İstanbul merkezlerimiz, spor tesislerimiz, yurtlarımız, restorasyonu devam eden yeni kamusal alanlarımız, yaşam vadilerimiz 2026 yılında İstanbulluların hizmetinde olacak.

İstanbullulara önümüzdeki bir yıl için en güçlü mali taahhüdümüz ise ‘mali disiplinle kesintisiz hizmet’ sözüdür. Bizim için istikrar, sadece borç ödemek değil, İstanbul’un her bir kuruşunu en yüksek katma değerle yatırıma dönüştürebilme kabiliyetidir. Önümüzdeki bir yıl boyunca İstanbullular şunu görecek: ‘Kaynak yetersizliği’ nedeniyle duran tek bir projemiz kalmadığı gibi, uluslararası finans çevrelerinden aldığımız yüksek güven sayesinde metro projelerimizde kapasite artışlarını ve teknolojik yenilemeleri tamamlayacağız.

Tüm bu çalışmalarımızı özetleyen bir hikâye ile son sözü söylemek isterim. Anadolu’nun kadim irfan geleneğinde, şehre hayat verecek bir su kemeri inşa eden yaşlı bir taş ustasının hikâyesi anlatılır. Usta, kemerin temeline yerleştirilecek, toprağın altında kalıp bir daha hiç gün yüzü görmeyecek bir taşı günlerce ince ince yontar, pürüzsüz hale getirmek için kan ter içinde kalır. Çıraklarından biri dayanamayıp sorar: ‘Ustacığım, bu taş kemerin en altında, çamurun ve suyun gizlediği karanlık bir yerde kalacak. Kimsenin görmeyeceği, takdir etmeyeceği bu taşa neden bu kadar göz nuru dökersin?’ İhtiyar usta alnındaki teri siler, elindeki çekici yavaşça kenara bırakır ve şefkatle cevap verir: ‘Evlat, bu taşı fani gözler görmese de üzerinden akacak suyun serinliği, o suyu kana kana içecek olan çocuğun tebessümü bilecektir.’

İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi olarak bizim derdimiz adımızın görünmesi değil, susamış şehre can suyu olmak, bizden sonrakilere yıkılmayacak bir köprü bırakmaktır. Özveri ve görünmez bir emekle atılmayan hiçbir temel, yarına miras kalamaz. Bizim emek anlayışımız bu. Sadece bugünü yaşamıyoruz, biz geçmişten geleceğe bir köprünün taşlarıyız aslında. Bunu hiç unutmadan çalışıyoruz. Kadim şehrimiz İstanbul’a, hemşehrilerimize en iyi hizmeti sunmak için çalışıyoruz.

Bu amaçla da seçilmiş belediye başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun 2019’dan beri hayata geçirdiği hizmet ve yatırımları aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bir grup imtiyazlı azınlığa değil 16 milyon insanına hizmet eden İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticileri olarak; ‘adil, yeşil ve yaratıcı bir İstanbul’ için çalışmaya devam edeceğiz.

İlgili Konular: #Nuri Aslan