15 Mayıs 1919 İzmir’in işgali

Yunan işgal güçleri İzmir’i işgal ederlerken yalnız değillerdi.. Limanda İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerikan savaş gemileri...
Yayınlanma tarihi: 15 Mayıs 2019 Çarşamba, 09:30

GİRİŞ

19 Mayıs 2019, Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. yıldönümü.

Türk halkının Ulusal Bağımsızlık Savaşı ve Milli Mücadele’nin 100. yıldönümü.

Bu tarihi günün dönüm noktasında destansı günleri kapsayacak ve beş gün sürecek olan bir diziye başlıyoruz. 15 Mayıs 1919’da Yunan işgal güçleri İzmir Limanı’ndan karaya çıktılar. 100 yıl sonra 15 Mayıs 2019’da o günün tarihini ana hatlarıyla yazacağız.

Dizimizin ikinci günü Milli Mücadele ne zaman başladı sorusuna yanıt arayacağız. Genel olarak Milli Mücadele Atatürk’ün Samsun’a çıktığı gün ile başlatılır. Ancak Milli Mücadele’yi Kuvayı Milliye kongreleri ile başlatanlar olduğu gibi, Filistin Savaşı sırasında Atatürk’ün çizdiği hattın Misakımilli sınırı olarak kabul edilmesi nedeniyle o tarihten başlatanlar da vardır. Bu konu üzerinde belgelere dayalı olarak durulacaktır.

Atatürk, İstanbul’a gelmeden önce yedi gün kadar Yıldırım Orduları Komutanlığı yaptı. Bu dönemde Mondros Ateşkes Antlaşması’na karşı çıktı. İskenderun’a asker çıkarmak isteyen İngiliz birliklerine ateş emri verdi. Bu tavır, aslında Mondros Ateşkes Antlaşması’na fiilen ilk karşı çıkıştı. Pek bilinmeyen bu konu üzerinde durulacaktır.

Atatürk Samsun’a gitmeden önce İstanbul’da 6 ay kaldı. Bu sürede neler yaptı, kimlerle temas kurdu? Atatürk’e verilen yetkiler nasıl oluştu? Kimileri bu yetkileri Padişah Vahdettin verdi derler, ama bu yazı dizimizle bu yetki kararnamesini Atatürk’ün kendisinin yazdığını belgelere dayanarak ortaya koyacağız.

Ve 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkışı.

100 yıl önceki bu destansı günlerin öyküsüne geçebiliriz.

[Haber görseli]

İZMİR'DE YUNAN VAHŞETİ!....
İşgalin ilk günü yaşanan vahşet ve şiddeti tasvir eden ve Avrupa gazetelerinde yayınlanan temsili bir resim. (The Graphic, 21 Haziran 1919, s.83-Atilla Oral, Kazım Özalp)

ADIM ADIM 19 MAYIS

30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan tam 6.5 ay sonra,15 Mayıs 1919’da Yunan askerlerini taşıyan gemiler İzmir Limanı’na girdiler, askeri birlikler işgal için karaya çıktılar.
Onlara limanda demirli olan İngiliz, Fransız ve Amerikan savaş gemileri destek veriyorlardı.
Arka plan

Şimdi işgalin arka planına bakalım.

İzmir’in işgaline 12 Mayıs 1919 Pazartesi günü, Paris’te karar verildi. İzmir’e çıkacak Yunan Birinci Tümeni Selanik Limanı’nda gemilere bindirildi. İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe da Yunan işgalini arkadan desteklemek üzere “Iron Duke” adlı amiral gemisiyle İzmir’e hareket etti.

13 Mayıs 1919 Salı

İstanbul’dan gelen Amiral Calthorpe, öğleden sonra İzmir Limanı’na girdi. Aynı gün öğleden sonra amiral gemisi Iron Duke’de, İzmir’in işgaliyle ilgili olarak hazırlanmış plan üzerinde bir durum değerlendirmesi toplantısı yapıldı.

Bu toplantıya İngiliz Komodor Fitzmurice, Fransız Tümamiral Duvauroux ve İtalyan Albay Maglino, Amerikan US Arizona gemisinin komutanı Albay J.H Dayton, Yunan Averof gemisi komutanı Albay Mavroudis katıldı. Toplantıda işgal öncesi ve sonrası yapılacak işler görüşüldü. Bu önemli toplantıda aşağıdaki kararlar alındı:

1. Fransızlar Foça’daki bataryaları,

2. İtalyanlar Karaburun’u,

3. İngilizler Kösten Adası’nı (Uzun Ada),

4. Yunanlar Sancakkale’yi, askeri birliklerle ve ivedi olarak 14 Mayıs günü) işgal edeceklerdi.

Bunun anlamı İngiliz, Fransız, İtalyan birlikleri Yunan işgalini kolaylaştıran destekleri veriyorlardı.
Konu Yunan birliklerinin İzmir’e çıkıp kenti işgal etmesine ilişkin planların incelenmesine gelince Amiral Calthorpe’un başkanlığında durum değerlendirmesi yapan komutanlar arasında ilginç öneriler ortaya atıldı.

Amerikalı Albay’ın önerisi

Amerikan “ US-Arizona” gemisi komutanı Deniz Albay Dayton, daha da ileri giderek İzmir’in Amerikan, İngiliz, Fransız ve İtalyan kıtalarının ortak hareketiyle 14 Mayıs 1919 günü işgal edilmesini ve 15 Mayıs günü Yunan birliklerine teslim edilmesini önerdi. Bu öneri ciddiyetle tartışıldı, kabul edilmedi ama Yunan işgaline kolaylık sağlamak amacıyla işgal devletleri donanmalarına bağlı birçok gemi İzmir Limanı’na çağrıldı.

13 Mayıs Salı günü gemilere bindirilmiş Yunan Birinci Tümeni 18 gemiyle Selanik’ten hareket etmiş, İzmir’e doğru yol alıyordu. Gemilere, 13 bin er, 4 bin hayvan ve 750 adet tekerlekli top yüklenmişti. Tümen Komutanı Albay Zafiriu, “Esaret altında yaşayan kardeşlerimizi kurtarmaya gidiyoruz” diye başlayan bir emirname yayımlamıştı.

İzmir’de yaşayan Rumlar İzmir’in Yunan birlikleri tarafından işgal edileceği haberini öğrenmişlerdi. Aya Fotini Kilisesi’nde düzenlenen bir toplantıda Yunan konsolosluğunda görevli Mavredi, Venizelos’un bir mesajını okudu. Venizelos mesajında, “Yunanistan İzmir’i işgal etmek üzere Paris Barış Konferansı tarafından memur edildi. Asırlarca beklenen emelimiz gerçekleşmiştir” diyordu.

14 Mayıs 1919 Çarşamba

İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’un emriyle İngiltere’nin İzmir Başkonsolosu James Morgan sabah saat 9.00’da Vali İzzet Bey’e, Yarbay Smith ise Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’ya bir gün önce alınan kararları bir nota ile resmen bildirdi. Buna göre Foça, Karaburun, Urla ve Sancakkale istihkâmları İngiliz, Fransız ve Yunan birlikleri tarafından Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesine dayanılarak işgal edilecekti.

[Haber görseli]İzmir’deki Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa, durumu hemen bir telgrafla Harbiye Nazırı (Savaş Bakanı) Şakir Paşa’ya bildirerek ne yapması gerektiğini sordu. Bakan'ın Nadir Paşa’ya verdiği cevap, aymazlığın anıtlaşmış örneği olarak tarihe geçmiştir. Savaş Bakanı, aynen şu cevabı veriyordu:

“Babıâli’nin işgal hakkında bilgisi yoktur. Amiral'in notasının mütareke gereği sayılıp karşı gelinmemesi lazımdır. Halk arasındaki söylentilere önem vermeyiniz.”

Tam bir Osmanlı paşası olan İzmir’deki kolordu komutanı işbirlikçi Ali Nadir Paşa, birliklere yayımladığı emirde, “Bugün istihkâmları işgal edecek işgal kuvvetlerine karşı konulmamasını, gereken kolaylığın gösterilmesini” emrediyordu.

Emperyalizmin koruması altında

Öğleden sonra 16.00’da Üsteğmen Perraud komutasında bir Amerikan silahlı birliği Arizona zırhlısından karaya çıktı.

Böylece, ertesi gün gerçekleşecek olan Yunan çıkartması güvence altına alınıyordu. Gece saat 20.00 civarında, Amiral Calthorpe, Kolordu Komutanı Ali Nadir Paşa’ya ikinci notasını gönderdi. Bu notada, ertesi gün (15 Mayıs 1919) saat sabah 07.00’de, İzmir’in Yunanlar tarafından işgal edilmesine karar verildiği, üzücü olaylara neden olunmaması için Türk askerlerinin kışlalarından dışarıya çıkmamaları isteniyordu. Notada ayrıca, telgrafhanenin bir İngiliz piyade birliği tarafından işgal edileceği de belirtiliyordu.

Aynı gün Rum Metropoliti Hristosmos, Rum cemaati ileri gelenlerini, saat 16.00’da Aya Fotini Kilisesi’nde toplantıya davet etti ve gelenlere Venizolos’un bildirisini okudu. İzmir’de olup bitenler yıldırım hızıyla halk arasında duyuldu. Vali Konağı’nın etrafında toplanan gençler, valiye nota veren İngiliz yetkililerin gidiş gelişlerini gözlemliyordu. Günlerdir tedirgin olan halkta gerilim ve öfke son kerteye varmıştı.

Kuvayı Milliyeciler toplanıyor

Konak Meydanı ne yapacağını bilemeden sağa sola koşuşan insanlarla doluydu. Bu sırada, genç bir öğretmen olan Mustafa Necati’nin çağrısı üzerine gençler Sultani Mektebi’nde (lise) toplanmaya başladılar. Kentin tanınmış kişileri, aydınlar, Müdafaa-i Hukuku Osmaniye Cemiyeti ile Türk Ocağı üyeleri son bir çare olarak toplantıya koşmuşlardı. İlk konuşmayı yapan Mustafa Necati Bey, Yunanlara karşı koymak için bir direnme örgütü kurulması gerektiğini ileriye sürdü. Toplantıda bulunanlar kendi içlerinden seçtikleri bir heyeti Vali İzzet Bey’e gönderdiler. Bir “Reddi İlhak Heyeti Milliyesi” komitesi oluşturdular.

Komitenin hazırladığı bildiri halka dağıtıldı. Tarihsel değeri olan bildiri şöyledir:

“Ey Bedbaht Türk!

Wilson İlkeleri adı altında hakkın zorla elinden alınıyor ve namusun parçalanıyor. Buralarda Rumların çok olduğu ve Türklerin Yunan katılmasını memnuniyetle kabul edeceği söylendi. Bunun sonucunda güzel memleketin Yunan’a verildi.

Şimdi sana soruyoruz:

Rum senden daha mı çoktur?

Yunan egemenliğini kabul ediyor musun?

Artık kendini göster. Tüm kardeşlerin Maşatlıkladır. Oraya yüzbinlerle toplan ve ezici çoğunluğunu bütün dünyaya orada göster. Burada zengin, fakir, âlim, cahil yok:

Yunan egemenliğini istemeyen ezici bir kitle vardır. Bu sana düşen en büyük görevdir. Geri kalma, düşyıkımı ve kötü kaderine yanmak yarar getirmez. Binlerle, yüz binlerle Maşatlık’a koş ve milli heyetin enirine uy.
Reddi İlhak
Heyeti Milliyesi”

Maşatlık’taki miting

Halk Maşatlık adıyla anılan yerde toplandı.

Miting çok heyecanlı geçti. Genç, yaşlı, her kesimden binlerce İzmirli miting meydanına koşmuştu. Sabaha kadar ateşler yakılarak limandaki işgal güçlerine Yunan işgalinin protesto edildiği gösteriliyordu.

Amiral Calthorpe ise olan bitenleri gemisinden izliyordu. O gece Maşatlık’ta protesto mitingi sürerken başka bir yerde, Amalthia Matbaası’nda ise Yunan işgal ordusu komutanı Zafiriu’nun ertesi sabah işgal sırasında dağıtılacak bildirisi basılıyordu.

İzmir’deki yerli Rumlar, ertesi sabah başlayacak olan tarihin dönüm noktasının gerçekleşmesini bekliyorlardı. Yunan çıkartmasını karşılamak amacıyla evlerde temizlik yapılıyor, balkonlar beyaz-mavi Yunan bayraklarıyla süsleniyordu.

Herhangi bir önlem almak için kendisini sorumlu görmeyen İzmir Valisi İzzet Bey, olaylara karışmamaya çalışıyor, temel görevini, işgal kuvvetlerine yardım etmek olarak algılıyordu.
İzmir telgrafçıları sabaha kadar çalışarak İzmir’in işgal edileceği haberini tüm Anadolu’ya duyurmayı başardılar. Gece yarısı Türk Ocağı’nda hazırlanan telgraf çok sade ve anlamlıydı:

“İzmir Yunanlara veriliyor. Bütün ümitlerimiz sizdedir. Vatan ordusuna katılmaya hazırlanınız.”
Bu haber "kudurmuş bir alev" gibi bir anda tüm Anadolu’ya yayıldı. Kurulan “Reddi İlhak Komitesi”, yapılan miting, halka dağıtılan bildiri ve çekilen telgraflar emperyalistlerin işgal hareketlerine karşı Kuvayı Milliye ruh ve heyecanının doğmasında ilk kıvılcımı oluşturmuştur. Mustafa Kemal, Nutuk’ta İzmirli genç yurtseverlerin bu hareketini “reddi ilhak” ilkesinin ilk kez ortaya atılışı olarak değerlendirir.

15 Mayıs 1919 Perşembe

15 Mayıs sabah, saat 7.30’dan itibaren 1. Yunan Kolordusu’na bağlı 1. Tümen (Larissa Tümeni) İzmir’e çıkmaya başladı. Emperyalist devletlerin savaş gemileri de işgale bekçilik yapmak üzere İzmir Limanı’nda topların ağızlarını kente çevirmiş olarak bekliyorlardı.

Değerlendirme

Görüldüğü gibi, Yunan işgal güçleri İzmir’i işgal ederlerken yalnız değillerdi.

İzmir Limanı İngiliz, Fransız ve İtalyan savaş gemileriyle dolmuştu ve işgale destek veriyorlardı. Bunların başında da İngiliz Amiralı Calthorpe vardı.

Çok az bilinen bir gerçeği bu yazıda belirttiğimiz gibi, Amerikan US Arizona savaş gemisi de İzmir Limanı’nda işgale destek veriyordu. Gemi komutanı Albay Dayton, İzmir’in önce İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerikan askerleri tarafından işgal edilmesini, güvenlik sağlandıktan sonra Yunan askerlerinin karaya çıkmasını isteyecek kadar ileriye gitmişti.

İzmir Valisi İzzet Bey ve Kolordu Komutanı Nadi Paşa acizdi ve işgalcilere yardım ediyordu.
Bugünkü yazıda belirtilen olayları belgeleriyle izlemek için yeni yayımlanan Kuvayi Milliye’nin Kuruluşu kitabımıza bakınız.

HASAN TAHSİN

[Haber görseli]15 Mayıs 1919 günü İzmir’e çıkan Yunan birliklerinin en önünde Yunan bayrağını taşıyan sancaklar ilerliyordu. Olayı gözlemleyen gazeteci Hasan Tahsin, tabancasını ateşleyerek bayrağı taşıyan Yunan Efzon Alayı’nın merasim kıtası önündeki sancaktarı öldürdü. Hasan Tahsin’in bu cesur hareketi İzmir’de İlkkurşun Anıtı ile tarihe geçmiştir. O gün İzmir’de şehit olanların listesini hatıraları önündesaygı ile eğilerek veriyoruz: Gazeteci Hasan Tahsin Bey, Miralay Süleyman Fethi Bey, Kaymakam Dr. Şükrü Bey, Kolağası Hüseyin Necati Bey, Yüzbaşı Nazım Bey, Yüzbaşı Ahmet Bey, Dr. Fehmi Bey, Mülazım Faik Bey, Mümeyyiz Nadir Bey, Mümeyyiz Ahmet Hamdi Bey.

Sen Başla Bitiren Bulunur...

İzmir on beş mayıs bin dokuz yüz on
dokuz

İskele önünde durdum,

Ben Hasan Tahsin, namı diğer Nevres,
Yanımdaki zata vakti sordum,

Saat dokuz

Düşünüyordum.

Ne laflar edilmiş hukuku beşer üstüne,
ne laflar etmişim.

Ne laflar etmişim de son sözümü
bu güne bırakmışım.

Hak, özgürlük, kardeşlik,

Bir güce dayanmayan tüm savların
içine tükürmüşüm,

Bir ses var kulaklarımda, tok bir ses
Sen başla, bitiren bulunur.

Ben Hasan Tahsin, namı diğer Nevres,
Hukuku Beşer gazetesi başyazarı.
Benim bugün, burada bu halka
bir özel sözüm var.

Kalabalık, kalabalık, kalabalık...
Bayraklar mavili aklı,

palikarya şamataları, alkışlar, ıslıklar...
dudakları öpücüklü Rum kızları...

Düşünüyordum: Paris’te, Londra’da,
New York’ta

en büyük başkentlerinde dünyanın,
yayıyor şu anda gazeteler
tarihin en iğrenç yalanını,

“Yunanlılar bir kurtarıcı gibi
alkışlar içinde çıktılar İzmir’e.”
İzmir; hey benim gözüyaşlı anam.

Ve o ses: o kulaklarımdaki
“Sen başla, bitiren bulunur.”
....
Sonra bir patlama, sonra o kırık ses.
“Sen başla, bitiren bulunur.”

Orhan Asena

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Hasan Tahsin