Köşe Yazısı

A+ A-

Diktatör?

Paylaş
instela'da paylaş
21 Ocak 2016 Perşembe

23 Ekim 1997’de Nijer’de insan hakları savunucusu El Hadji Bagnou Bonkoukou, devlet başkanı Mainassara’yı diktatör olmakla itham ettiği gerekçesiyle tutuklandı. Şanslıydı 3 ay sonra serbest bırakıldı.

Kasım 2004’te Zimbabwe’de bir otobüs yolcusu, devlet başkanı için “Mugabe diktatördür” dediği için tutuklandı.

1999’da Angola’da gazeteci Raphael Margues, devlet başkanı Eduardo dos Santos hakkında “diktatör” diye yazdığı için 30.000 kwanza para cezası aldı.

Fransa’da yayımlanan bir kitapta Çad devlet başkanına “seçilmiş diktatör” deniyordu. Çad devlet başkanı, Fransa’da dava açtı. Yazar, ifade özgürlüğü sebebiyle derhal beraat etti.

Avrupa Yeşiller Partisi’nden Yannick Jadot, Gabon devlet başkanı Ali Bongo’ya diktatör dedi. Bongo’nun Fransa’da açtığı dava aynı şekilde sonuçlandı.

2012’de Ekvador’da köşe yazarı Emilio Palacio, devlet başkanı Rafael Correa’yı diktatör olarak değerlendiren bir yazı kaleme aldı. Palacio, üç sene hapis cezası aldı. Ancak yufka yürekli başkan Correa tarafından affedildi.

1996 senesinde Hırvatistan devlet başkanı Tudjman’ı diktatör Franco’ya benzettiler diye iki gazeteci hakkında hakaret davası açıldı. İşin ucunda üç sene hapis cezası vardı. Uluslararası kamuoyunun baskısıyla dava uzatıldıkça uzatıldı. Karar verilmeden Tudjman’ın vefat etmesiyle dava düştü.

Beyaz Rusyalı gazeteci Andrzej Poczobut, Beyaz Rusya devlet başkanı Alexander Lukashenko’ya hakaret ettiği gerekçesiyle hapse atıldı. Sebep? Bazı yazılarında devlet başkanından “diktatör” olarak bahsetmesiydi.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Sadece bir devlet başkanına “diktatör” dediği için mahkûm edilen ya da hakkında dava açılan kişilerden bahsettim. Oysa yolsuzluk iddialarını, devlet yetkililerinin işlediği savaş suçlarını dile getirdiği için içeri atılan da çok.

Görüldüğü üzere, öyle birisine diktatör dedikten sonra paçayı sıyırmak yok. Memleketimizde ifade özgürlüğü ve demokrasi kılıfıyla Sayın Cumhurbaşkanımıza hakaret etmek isteyen şer odakları ibret alsın diye yazıyorum.

Şimdi, Kılıçdaroğlu’nun hakkında, Sayın Erdoğan’a “diktatör” dedi diye soruşturma açılmasını yadırgayanlar var. Neymiş, gelişmiş demokrasilerde böyle davalara yer yokmuş, ifade özgürlüğü varmış vs. vs.

Bir defa o gelişmiş olduğunu ileri süren demokrasilerde böyle davalar açılmıyorsa o devletleri idare edenlerin şahsi genişliğinden. Sen yüzüne tükürene ya Rabbi şükür diyecek kadar izzetinefis sahibi olmayabilirsin. O senin meselen.

Fakat herhalde Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanının Nijer, Zimbabwe, Angola, Gabon, Çad, Ekvador, Beyaz Rusya başkanlarından aşağı kalır yanı olması gerektiğini kimse savunamaz.

Sayın Erdoğan da en az bu devletlerin başkanları kadar hukuki koruma hak etmektedir.

Hem bu saydığım ülkelerin hepsinin başkanlık sistemiyle yönetilmesi de herhalde bir tesadüf değildir. Aralarından sadece Hırvatistan yoldan çıkmış, diktatör diyene dava açan Tudjman’dan sonra parlamenter sisteme geçmiştir. O zavallı ülkenin “diktatör” suçlamalarına pabuç bırakmayan diğer onurlu devlet başkanlarına sahip ülkelere kıyasla ne kadar istikrarsız olduğu da ortadadır.

Herkes ayağını denk alsın. Herkes yeni Türkiye’nin kendini hangi ülkelerle aynı ligde gördüğünü bir güzel ezber etsin ve ona göre davransın.

Hem zamanında Şili’nin kutlu lideri Pinochet’nin de dediği gibi “Ben diktatör değilim, sadece yüzüm biraz asık”.

Reisin de üslubu biraz sert. Hepsi bu.

Şimdi herkes işine baksın.