Yeni geline gel biraz oyna demişler. Yanıtı “Yerim dar oynayamam” olmuş. Yerini genişletmişler, bu kez de “Yenim (giysinin kolu) dar oynayamam” demiş.
Oynamaya niyeti yok. Bahane üretiyor.
Kılıçdaroğlu ve ekibi de aynı hesap. Kurultay çağrılarına önceleri “Uygun zamanda yapacağız” yanıtını veriyordu. Özgür Özel ve arkadaşları sıkıştırdıkça, “tedbirli mutlak butlan var, kurultay toplayamayız, yoksa toplamayı biz istemez miyiz” demeye başladı.
Peki neye, hangi yasaya veya mahkeme kararına dayanarak bunu söylüyorlar sorusuna verdikleri bir yanıt yok.
Bir samimiyet testi olarak mesela deneyebilirler, kurultayı 45 gün içinde ilan ederler, bakalım mutlak butlan kararı veren mahkemeden bir itiraz gelir mi?...
Ama kurultay niyetleri olmadığı için “Yerim yok, yenim dar” gibi bahanelerin arkasına saklanıyorlar.
KÖRDÜĞÜMÜ NE ÇÖZER?
Bir kördüğüm oluşmuş durumda. Tarafların tutumlarını değiştirmeleri zor gözüküyor. Seçilmiş CHP yönetimi, atanmışları sıkıştırıyor, kuşatma politikası izliyor. Partiyi kolay terk etme ve atanmışlara bırakma niyetleri yok.
111 milletvekili kurultay için imza verdi. 900 kurultay delegesinin kurultayın toplanması için başvurusu hazır. Tümüne yakın CHP il ve ilçe örgütleri kurultay çağrısı yapıyor.
Esas gücünün sokak ve meydanlarda olduğunun bilinciyle alanları doldurmaya devem edecek.
ÖFKE KATLANDI
En önemlisi, CHP seçmeni ve CHP’ye oy vermeye ve iktidarı değiştirmeye hazır milyonlar, seçilmiş yönetimin peşinde ve izinde. Seçilmiş parti liderliği on binleri harekete geçiriyor.
Mutlak butlan, bu kitleyi daha öfkelendirdi, bilinçlendirdi. Öfke katlandı.
Atanmış yönetimin seçmen tabanı yok gibi.
Atanmışlar şimdi harekete geçerek seçilmiş CHP ile bir diyalog heyeti oluşturuyor. Başlangıç tutumlarında bir değişiklik olmazsa sonuç çıkmaz ama atanmışlar biz de elimizden geleni yapıyoruz görüntüsü verme ihtiyacında.
YARGITAY NE DİYECEK?
Kördüğümü ne çözer, diye sorduk. Eğer Yargıtay kısa sürece karar verir ve tedbirli mutlak butlana devam derse bu kördüğümü çözebilecek bir sonuç üretebilir. Atanmışların eli rahatlar, Özgür Özel ve arkadaşlarına CHP içinde politika zora girebilir.
Yargıtay bu tedbiri kaldırırsa (veya yürütmeyi durdurursa), Özel ve ekibi derhal genel başkanlık ve parti yönetimini geri alır. Parti tüzel kişiliği, banka hesapları, sosyal medya hesapları, genel merkez yönetimi, YSK nezdindeki temsil gibi konularda Özel yönetiminin yeniden tam yetkili hale gelir. Ama Yargıtay davayı esastan incelemeyi sürdürür. Uzun vadede nihai karar Yargıtay’ın esas incelemesine bağlı kalır. Süreç hâlâ dinamik; Yargıtay’dan ilk ara karar (tedbirle ilgili) çıkarsa durum netleşir.
ATANMIŞLARIN MEŞRUİYETE İHTİYACI VAR
Seçilmiş yönetim, seçmeni yurttaşı seferber ederek atanmışları kitlesiz bir kukla partiye dönüştürecek gibi.
O zaman, daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, atanmış parti bir güç olmaktan çıkar ve Reis’in kullanabileceği bir parti olmaktan çıkabilir. Gerçi iktidar üç beş seçmenli DSP’ye bile bir koltuk verip Cumhur İttifakı’na dahil etmedi mi?
Yüzde 1-2 seçmenli bir CHP’yi de ittifaka dahil eder.
Bu ittifakı “Türkiye ittifakını gerçekleştiriyoruz, sağı solu birleştiriyoruz, hepimiz Türkiye’yiz” propagandasıyla sahalarda boy gösterir.
Yapar mı, valla yapar.