Silivri’de hasta olmak!
Mustafa Balbay
Son Köşe Yazıları

Silivri’de hasta olmak!

04.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dün Silivri’de İBB davasının 44. duruşmasını izledik. Bir gün içinde bu tür davalarda yaşanabilecek pek çok duruma tanıklık ettik.

CHP’nin önseçimle belirlenmiş cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun doğum günüydü. 54’ten sonra 55. doğum gününü de demir parmaklıların arkasında kutladı.

Kutlama için en büyük hazırlığı duruşma salonundan sorumlu kamu görevlileri yapmış! Bir gün önceden eşi Dilek Hanım’ın pasta getirme olasılığına karşı önlem alınmış. Dün sabah saatlerinden itibaren bu konuda ayrıca hassas davranılmış. Önceden aldıkları istihbarat doğru çıkmış. Dilek Hanım pasta ile duruşma salonu bölgesine gelmiş. Zamanında alınan önlemlerle pastanın girişi başarılı biçimde engellenmiş.

İzleyici bölümündeki sembolik kutlamaya biz de katıldık. Bu kutlama da herkesin eline bir harf alıp “İyi ki doğdun” yazısı oluşturmasıydı.

Hapiste “güzel günler hüznü” diye bir kavram vardır. Doğum günleri, evlilik yıldönümleri, bayramlar bunlar arasındadır.

***

44. duruşmada ilk dinlenecek sanık tutuklu yargılanan Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Çolak idi. Saat 10.45 sıralarında kürsüye çıktı. İki saati geçmeyecek bir savunma hazırladığını söyledi. Bunun için 403 gündür “beton tabut” olarak nitelediği hücrede tutuklu beklediğini anlattı. Kendisini ifade etmeye hazırlanırken fenalaştı.

Şeker ve kalp hastası olan Çolak’ın kalbinde 7 stent varmış. Günde 16 ilaç alıyormuş. 9 günlük bayram tatili sırasında ilaçlarını alamamış. Duruşma salonundaki yakınları bayramın son günü, kullandığı ilaçlardan biri için, “O yok, muadili şu var” demişler, o ilacı vermişler.

Sonuç; duruşma salonunda yere yığılma!

Girişte hapiste güzel günler hüznünden söz ettik. Mahpuslukta sağlıkla ilgili söz de şudur:

- Hastalanmamaya bak!

En iyi tedavi şekli hastalanmamaktır!

Eğer hasta olursanız bunun mahpusluktaki adı şudur:

Hapis içinde hapis!

Dün sordum, yöntem fazla değişmemiş. Silivri’de tam teşekküllü bir hastaneye gitmeniz için en az üç kez dilekçe verip üç aşamadan geçmeniz gerekli! Önce bulunduğunuz cezaevi revirine, sonra kampüs revirine, daha sonra Silivri Devlet Hastanesi’ne, oradan İstanbul’un Adalet Bakanlığı’nca belirlenmiş büyük bir hastanesine!

Tutuklu yargılama peşin infaz demek.

***

Sözümüz arınma diyenlere!

Güzel bir söz elbette!

Ama sormak gerekir; arıtacak kim, arınma sorunu yaşayan kim?

Bunu yaparken adil davranılacakmış; ayrı bir yapı oluşturup gerçekten masum olanlara sahip çıkılacakmış. Ötekiler cezasını çeksinmiş.

Sizin ayrı bir mahkemeniz mi olacak?

Bu mahkemeniz delilleri inceleyip hüküm mü verecek?

Adına mahkeme demesek bile bu özel kurum Silivri mahkemesiyle koordineli mi olacak?

Neresinden tursanız tutar yanı yok!

Dünkü duruşmanın öteki bölümlerinde de iş insanları savunma yaptı. Defalarca ihale usullerinden söz edip tutarsızlıkları dile getirdiler.

Çerçevesini henüz kamuoyuna açıklamadıkları bu “arınma”, yaşanan hukuksuzlukla işbirliği yapmak anlamına gelir.

Toplum katında buna ortak olmanın cezası çok ağırdır!

Rabbim kimseyi işbirlikçi durumuna düşürmesin!