Köşe Yazısı

A+ A-

Aaaa, hukuk varmış!..

Paylaş
instela'da paylaş
26 Şubat 2016 Cuma

Dün, akşam alacasında geldi.
Gelmez, uğramaz, hatta belki yaşamıyordur artık diye iyiden iyiye umutsuzduk.
Sonra...
Sonra birden geliverdi. Sürekli kalacak mı, hep birlikte mi olacağız?
Bilmiyorum.
Görmeliydiniz, bir sarıldık, bir sarıldık. Hani gözler bazan sevinçten de dolar ya, işte öyle olduk...
Nasıl da özlemişiz...
Tabii, “Nerelerdeydin kuzum, çok özlettin kendini” diye soracak kadar da saçmalamadık. Nerede olduğunu biliyorduk. Adeta tutsak edildiğini biliyorduk. Üstelik ağır yaralı olduğunu da. Zaten oldum bittim, ben kendimi bildim bileli hep yaralı bereliydi. Bazen bedensel yaralı; çoğu kez yüreği, ruhu ağır yaralıydı.
Son dönem, son yıllar onun için daha farklıydı. Onu hayatımızdan neredeyse tümüyle çekip çıkarmak ister gibi bir saldırı başlatıldı. Üstelik bu saldırıya alkış tutan geniş bir kitle de harekete geçirildi.
Oysa çağdaş devlette “yurttaş”ın, hele hele “gazeteci yurttaş”ın sığınabileceği son ve tek liman oydu. Zorbalardan ve zorbalaşan devletten korunabileceği, güvende olabileceği son ve tek liman...

*** 

Dün... Akşam alacasında çıktı geldi.
Özlemiştik. Bizim meslekte o hep özlenir zaten.
Sıkıyönetim dönemlerinde daha çok özlenir.
Bir de son dönemde, farklı düşünmenin suç, farklı düşüncesini açıklayanın hain sayıldığı son dönemde...
Askeri vesayet” büyük ölçüde geriletildiği için sevinmeye fırsat bulamadan “çoğunluk vesayeti”nin tepemize çöktüğü, her türlü vesayetten bizi koruyabilecek olan “O”nun neredeyse tutsak edildiği şu dönemde...
Onu devlet yönetiminde ayağa dolanan, keyif kaçıran, ülkeyi keyfince yönetmenin engeli olarak gören, bunu “Sivil bürokrasinin demokrasi üstündeki vesayeti” gibi yürekler acısı ve yürekler acıtan hukuk yorumuyla savunanlarca çok, ama çok ağır yaralandı.
Yine de, dün, akşam alacasında çıktı geldi işte.
Adı hukuk’tur.
İnsanlığın varolduğundan beri ulaşmak için çabaladığı adaleti ete kemiğe büründürecek olan hukuk...
Şöyle bir uğradı mı, yoksa hep kalacak mı? Bilmiyorum. Kalamaz gibi geliyor bana. Yine de birbirimize bir sarıldık, bir sarıldık...

*** 

İşe bakın siz? Hukukla buluşup sarılıştık diye iki arkadaşımdan, Can Dündar ile Erdem Gül’den söz etmeyi unuttum...
Onların zorunlu tatili bitti. Bugün akşama doğru aramızda olacaklar...
“Keşke biraz daha kalsaydık” demelerinden korkuyorum.
O kadar çok işimiz var, öylesine zorlu ve zorunlu ödevlerimiz var ki...
Demokrasiyi zenginleştirmek ve özgürlüğünü savunmak ödevinden söz ediyorum.
İşimiz bu.

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Can Dündar