Etçil (etobur) olarak adlandırılan bitkiler, temelde zorlu koşullara uyum sağlamak adına böcekleri ya da küçük eklembacaklıları tüketir. Enerji ihtiyaçlarını fotosentez yaparak karşılayan bu bitkiler, azot ve mineral gibi temel besinlerce fakir, genellikle asidik ve bataklık/turbalık alanlarda hayatta kalmak için bu yolu tercih etmek zorunda kalırlar.
Türkiye'de doğal florasında etçil olan bitkiler arasında; Doğu Karadeniz'in turbalık ve sulak alanlarında yetişen ve yapraklarının üzerindeki yapışkan salgıyla böcekleri yakalayan Güneşgülü, başta olmak üzere Bursa, Uludağ ve Toros Dağları taraflarında sulak alanlarda bulunan Yağ çanağı, güneydeki dağların kireç mağaralarının çevresinde karşımıza çıkar. Yine Türkiye'de göl ve göletlerin su altlarında bulunan böcekleri yakalayan çeşitli ökse otu türleri, etçil bitkiler arasında yer alır.

En çok bildiğimiz ve filmler ya da ormanlarda geçen animasyonlarda gördüğümüz venüs sinakkapan bitkisi, Amerika Birleşik Devletleri'nin yalnızca Kuzey ve Güney Karolina bölgelerindeki kıyı bataklıklarına özgü bir türdür. Sulak alanlarda ve çam savanalarına özgü olan bu tür menteşeli kapan yapraklara sahiptir. Avlanma mekanizması ise oldukça basittir; yapraklarının içindeki hassas tüylere böcekler ya da diğer küçük canlılar dokunduğunda kapan birkaç saniyede kapanır; salgıladığı sindirim enzimleri ile yakaladığı avı yaklaşık 5 ila 20 gün içinde eritmeye başlar. Her bir kapan 5-6 kez kapandıktan sonra işlevini yitirmeye ve kurumaya başlar.
Et yiyen bitkiler Antarktika dışında her kıtada bulunabilir ve son derece fakir, asidik ve besin maddesinden yoksun topraklarda, güneş ışığı alan yerlerde yetişmeye başlarlar.
Popular Science'ın aktardığına göre bu bitkilerin insan yediğine dair bazı düşünceleri besleyen korku filmleri olsa da bu bitkinin herhangi bir türü insanı yiyemez. Kuzey Karolina'da Piedmont Triad bölgesinde bilinen bir fidanlığın sahibi olan Kenny Coogan, 'neyse ki insan yiyen bitkiler kurgusaldır' diyor.
Coogan, "Etçillik, bitkilerin besin maddesi bakımından fakir ortamlarda besin elde etme konusunda önceliklendirdiği bir adaptasyondur" diyor. Etçil bitkiler, hayatta kalmak için ihtiyaç duydukları ancak topraktan ememedikleri azot, fosfor ve diğer organik besinleri elde etmek için böceklere başvururlar.
ETÇİL BİTKİLER NASIL EVRİMLEŞTİ?
Dünya genelinde 860'a yakın türde etçil bitki bulunduğu tahmin ediliyor ve sürekli olarak yeni türler keşfediliyor. Aslında, çiçekli bitkilerin var olduğu 140 milyon yılı aşkın sürede, etçil bitkiler kendilerine çok daha az yer bulmuştur.
Bu bitkilerin yaprak yapıları, büyük oranda sekiz ila 72 milyon yıl önce olmak üzere daha yakın bir zamanda evrimleşip, çeşitlenmiş. Etçil bitkiler, yakınsak evrimin klasik bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Bu, birbiriyle akraba olmayan soyların, güneşli, sulak ve besin bakımından fakir ortamlara uyum sağlamak için birbirinden ayrı benzer özellikler geliştirdiği anlamına geliyor.
BÜYÜK YAŞAM FORMLARI İÇİN ZARARLI MIDIR?

Kısa cevap hayır. Hemen hemen tüm etçil bitkiler yalnızca sinek, sivrisinek ve örümcek gibi küçük böceklerle besleniyor. Dev İbrik Otu dünyadaki en büyük kapan yapan tuzaklara sahip etçil bir bitkidir ve daha çeşitli ve büyük canlıları yiyebilir. Bazı fare türleri bu bitkinin akşam yemeği haline dönüşebilir. İbrik bitkisi, diğer bir adıyla maymun kupası, avlarını koyu kıvamlı nektar benzeri bir madde salgılayarak kendisine çeker. Ardından, yenen fare ya da benzer türdeki daha büyükçe canlılar, bitkinin içine dışkılar ve bu bitki de besin açısından zengin azot ve fosforu dışkıdan alabilir. Bu her iki taraf için de kazançlı bir durum olarak görülüyor.
Dünyanın en büyük etçil bitkisi, dev dağ sürahi bitkisi olarak biliniyor. Bu bitki, tuzak hacmi bakımından en büyük tür olarak kayıtlara geçmiş.
