Mahkemenin iptal ettiği Latmos Dağlarını kapsayan RES projesi 2009/7’yle döndü: Arka kapı taktiği

Mahkemenin iptal ettiği Latmos Dağlarını kapsayan RES projesi 2009/7’yle döndü: Arka kapı taktiği

10.02.2026 04:00:00
Güncellenme:
Şeyda Öztürk
Takip Et:
Mahkemenin iptal ettiği Latmos Dağlarını kapsayan RES projesi 2009/7’yle döndü: Arka kapı taktiği

Mahkemenin iptal ettiği Latmos Dağları’nı kapsayan RES projesi, 2009/7 sayılı genelgeye dayandırılarak yeniden gündeme getirildi. Endemik türler ve yaban hayatı açısından kritik olan bölgede proje, halkın katılımı süreci işletilmeden İDK’ye sunuldu.

Madenlerin ardından Türkiye’nin doğal ve tarihi varlıklarının üzerinde enerji baskısı devam ediyor. Uzmanlar rüzgâr enerji santrallarının (RES) “temiz enerji” sınıfında yer almasına karşın yapıldığı yerin de önemini vurguluyor. Ancak şirketler, kâr odaklı çalışmalarını sürdürüyor.

Sabancı Holding bünyesindeki Enerjisa’nın Muğla ve Aydın sınırları içerisinde Latmos Dağı’nı da kapsayan alanda kurmak istediği RES’le döndü. Daha önce Muğla 1. İdare Mahkemesi’nin iptal ettiği projede değişiklikler yapıldı. 2009/7 sayılı genelgeyle birlikte yeniden hazırlanan çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın inceleme değerlendirme komisyonu (İDK) 5 Mart’ta toplanacak. Şirket proje için 189 milyon TL harcayacak.

ANADOLU PARSI ÇELİŞKİSİ 

Image

Proje kapsamında bölgeye 18 rüzgâr türbini dikilecek. Çevre düzeni planına göre orman alanı içerisinde kalan türbinler için bölgede ağaç kesimi de yapılacak. Türbinlerin dikileceği alan dışında TIR’ların geçebilmesi için açılacak yollar ve temel çalışmalarıyla birlikte kesilecek ağaç sayısı 4 bin 55 olarak açıklandı. ÇED raporunun şekillenmesiyle birlikte bu sayı da değişebilecek.

Şirketin hazırlayarak bakanlığa sunduğu 2 bin 785 sayfalık ÇED raporuna göre, saha çalışmalarında bölgede 40 farklı familyaya ait 164 tür ve tür altı flora tespit edildi. Bunların içerisindeki 10 tanesinin ise endemik olduğu belirtildi. Endemik taksonlardan üçü bölgesel, yedisi ise geniş yayılışlı olarak sınıflandırıldı. Şirket ÇED dosyasında memeli türlerine ilişkin de bilgi aktardı.

Popülasyonu tehlike altında olan Anadolu parsının bölgede yerleşik veya düzenli olarak yaşayamayacağının belirtildiği raporun bir sonraki sayfasında ise proje sahası ve yakın çevresinde bu türün görülebileceği aktarıldı. Anadolu parsının yanı sıra bölgede yaban kedisi, tilki, çakal ve yaban domuzu gibi türler de görülebiliyor.

Öte yandan kaya sansarı ve yabani tavşan gibi türlerin de popülasyonunda azalış olduğu biliniyor. Daha önce 30 türbin isteyen şirkete karşı dava açılmıştı. Mahkeme hazırlanan bilirkişi raporuna dayandırdığı kararında bölgede yapılacak kesimin florayı nasıl etkileyeceğinin değerlendirilmediği, kuşlar üzerindeki etkisinin belirtilmediği gibi önemli eksiklere dikkat çekmişti.

Projeler mahkeme kararlarıyla iptal edebiliyor. Ancak Çevre ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı 2009/7 sayılı genelgeyle projenin ÇED raporu yeniden düzenlenerek yurttaşın sürece dahil olduğu aşamalar atlanarak direkt İDK’ye gidiyor.