Türkiye’nin yüzde 1,2’lik kısmını kaplayan milli parklar tehlikede: ‘Ya bilinçsizler ya da art niyetliler’

Türkiye’nin yüzde 1,2’lik kısmını kaplayan milli parklar tehlikede: ‘Ya bilinçsizler ya da art niyetliler’

26.02.2026 04:00:00
Güncellenme:
Emirhan Çoban
Takip Et:
Türkiye’nin yüzde 1,2’lik kısmını kaplayan milli parklar tehlikede: ‘Ya bilinçsizler ya da art niyetliler’

İktidar, tüm Türkiye’yi ranta kurban etti. Şimdi de gözünü milli parklara dikti. Türkiye’nin yüzölçümünün yalnızca yüzde 1,2’lik kısmını oluşturan milli parklar, TBMM’de görüşülen yasa teklifiyle ranta açılmak üzere. Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, “Bu yasa teklifi, korunan alanların ölüm fermanıdır. Ya bu işin bilincinde değiller ya da gerçekten art niyetliler” dedi.

İktidar, tüm Türkiye’yi ranta kurban etti. Şimdi de gözünü milli parklara dikti. TBMM’de görüşmeleri süren Milli Parklar Yasası’nda değişiklik yapılarak parklar içerisinde özelleştirme imkanı sağlanmasını öngören kanun teklifi, yurttaşlarca sık sık eleştiriliyor. Siyasilerin de yoğun tepkisini çeken yasa teklifine demokratik kitle örgütleri direniş gösteriyor. Önceki gün partisinin grup toplantısında konuşan CHP lideri Özgür Özel de “Giderayak Abant’ı, Uludağ’ı, Yerebatan Sarnıcı’nı, Galata Kulesi’ni verecek yandaşa. Bil ki bu iktidar köprü satıyor, giderayak satıyor. Yedigöller’i satıyor, Sipil’i satıyor, Uludağ’ı satıyor. Bil ki gittiğindendir” diyerek teklife tepki gösterdi. 

‘KALAN YÜZDE 98.8’LİK KISIMDA İSTEDİĞİNİZİ YAPIYORSUNUZ’

Türkiye Ormancılar Derneği Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, teklifi Cumhuriyet’e değerlendirdi. Türkiye’de 50 milli park, 274 tabiat parkı, 32 tabiat koruma alanı, 111 tabiat anıtı olduğuna dikkat çeken Özkara, “İlan edilen saha toplamı, 985 bin hektar. Yani Türkiye yüzölçümünün yalnızca yüzde 1,2’si. Tüm Türkiye’de korunan alan olarak ilan edilen sahanın toplamı bu. Bu işin yüzde 98,8’in dışında ayırdığımız bu sahalara kadar inmesine, bu sahaların da koruma kullanma dengesinin bozulmasına anlam veremiyorum. Zaten yüzde 98,8’lik kısımda istediğiniz her şeyi yapabiliyorsunuz. Neden buralarla uğraşıyorsunuz” tepkisini gösterdi. 

‘ZATEN KORUYAMIYORDUNUZ’

Milli parklarda yasa teklifi öncesi de sorunlar yaşandığını belirten Özkara, “Bu sahaların yarısından fazlası elden çıkmış. Muğla’da Usuluk koyu var. 14 hektarlık bir saha. 2011 yılındaki durumda yapılaşma çok azdı. Şu anda tabiat parkı ilan edildikten sonra orman diye bir şey kalmadı. Bunun adı tabiat parkı değil, yapılaşma parkı. Daha bu yasa yokken içini boşalttınız bu parkların” ifadelerini kullandı. “Normal bir koşulda böyle bir yasanın çıktığını duysak, ‘Bölgelerde korumayı hakim kılmak istiyorlar’ çabası içinde olduklarını düşünürdük. Ama yasal düzenlemeye bakıldığında maalesef durum içler acısı” diyen Özkara, teklifin maddelerini değerlendirdi. 

‘YASA TEKLİFİ, İŞİN TUZU BİBERİ OLDU’

Özkara, düzenlemenin 5’inci maddesine yönelik yaptığı değerlendirmede, “Açık açık ‘her türlü izne konudur’ deniliyor. Burası korunan alan. Nereden çıkardınız bunu? İstediğiniz her şeyi burada kurabilirsiniz bu yasayla. Önceden zaruret hali aranırdı. Üstün kamu yararı aranırdı. Bütün bu olumsuzluklar sürerken, işin tuz biberi oldu bu yasa teklifi” dedi. Bu alanlara herhangi bir yapı inşa edilmeden önce “gelişme planları” yapılması gerektiğine vurgu yapan Özkara, “Oranın özellikleri nedir, korunan şey nedir diye bir analitik etüt yapılır. Bu yaklaşık 2-3 yıl sürer. Adından bütün meslek disiplinlerinin çıkardığı kırmızı çizgileri bir araya getirerek sentez yapıyorsunuz. En son bu alanda zonlar oluşturuluyor. Mutlak koruma zonu gibi mesela... Mutlak koruma zonu, orada hiçbir şey yapamazsınız anlamına geliyor. Bu tür çalışmalar gelişme planlarını devre dışı bırakır. Plan olmadan izin verdiğin durumda orada koruman gereken sahanın hiçbir anlamı kalmıyor” diye konuştu.

Özkara, bu durumun daha önce dava konusu olduğunu, Danıştay tarafından reddedildiğini de belirtti. 

‘ÖZEL SEKTÖRÜ İŞİN İÇİNE SOKARAK RANT DEVŞİRECEKLER’

6’ncı maddeyi değerlendiren Özkara, “6. madde, işletir-işlettirir diyor. Korunan alanlar rant alanı değildir. Burası belediye parkı değil. Burası bir korunan alan. Buraya yok yatacak yer yapayım, park yapayım, yeme içme alanları, yollar yapayım diyemezsiniz. Buranın kendi haline bırakılması gerek. ‘İşlettirir’ diyerek özel sektörü işin içine sokarak rant devşirmeye çalışacaklar gibi görünüyor” dedi. Özkara, 7’nci maddeye yönelik yaptığı değerlendirmede ise “7’nci madde, ‘korunan alan içerisinde kalan her türlü kaçak yapının mahkeme kararına gerek olmadan kaldırılması’ olarak geçiyor. Bu, yaklaşım olarak doğru. Ancak virgülden sonraki ifade tehlikeli. ‘Bu kaçak yapıyı kurum değerlendirebilir’ diyor. Diyelim biri kaçak bir otel dikti. Kurum da değerlendirip kamulaştırdı. Yanlış orada duruyor. Arkasından bir şirkete orayı kiralıyor. Yapılan şey yanlışsa, devletin böyle bir olaya devam etmesi de yanlış” diye konuştu.

Özkara, “Korunan alanların ölüm fermanı bu yasa teklifi. Ya bunu yapan insanlar işin bilincinde değil, ya da gerçekten art niyetliler. Bu yasada ısrar edilirse yeni devasa sorunlar ortaya çıkacaktır. Hani diyorlar ya ‘iklim değişikliği krizinin farkındayız’ diye, herhalde tam aksi yönde iklim krizi hızlansın diye çabalıyorlar” dedi. 

‘İSİMDE MİLLİ PARK, MANTIKTA TİCARİ İŞLETME’

CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu ise, milli parkların içerisinde özelleştirilmiş ticari işletmelerin yer alabilmesinin önünü açan yasa teklifine ilişkin Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede “Teklif, doğa koruma anlayışında köklü bir yön değişikliğine işaret ediyor. Teklif, milli parklar ve benzeri korunan alanlarda koruma önceliğini geri plana iterek bu alanları uzun süreli izinlerle turizm, altyapı ve çeşitli ekonomik faaliyetlere daha açık hale getiriyor; planlama ve denetim mekanizmalarını esnetiyor. Böylece önce koruma değil, önce kullanım anlayışı getiriliyor ve ekolojik bütünlüğü korunması gereken alanlar yatırım baskısına açılıyor; korunan alanlar parçalanmış ve işletilen alanlara dönüşme riskiyle karşı karşıya kalıyor” dedi. 

Milli parkların adına ters olarak ‘ticari işletme mantığına’ dönüştürüleceğinin altını çizen Rızvanoğlu, teklifin anayasanın ilgili maddelerine aykırılık bulundurabileceğine işaret etti. Rızvanoğlu, “Bu düzenleme, milli parklar ve tabiatı koruma alanlarının ekolojik güvenlik alanı olma niteliğini zayıflatarak ticarileştirilmesine ve özel kullanım baskısına açılmasına yol açıyor. Oysa milli parklar kısa vadeli kâr hesaplarına teslim edilemez; bu alanlar gelecek kuşaklara bırakmamız gereken ortak yaşam güvencemizdir” diye konuştu.