Yorgun Bir Sözcük: Aşk

Bizim Türkçede aşk ve sevgi olarak iki ayrı kelimeyle karşıladığımız durum için İngilizce, Almanca ve Fransızcada tek bir kelime vardır. Oysa Platon’un düşüncelerini ifade ettiği dil olan eski Yunancada aşkı anlatmak için üç temel sözcük kullanılır. Bu sayıyı dörde, hatta altıya çıkaranlar da vardır.

18 Ekim 2021 Pazartesi, 12:26
Yorgun Bir Sözcük: Aşk
Abone Ol google-news

Amerikalı filozof Whitehead, bütün felsefe tarihini Platon’a düşülen kenar notları olarak tanımlarken, aklında eros değil philia vardı elbette. Ama bilgeliğe duyulan sevgi anlamına gelen ‘philosophia’nın Platon’a uğramadan hakkıyla yaşanabilecek bir sevgi olmadığı nasıl tartışmasız bir gerçekse, bizim bugün aşk dediğimiz kavrama yüklenen anlamlar yüzünden yaşadığımız kafa karışıklığının baş sorumlusu da Platon’muş gibi duruyor.

Platon güzel bir beden için duyulan erotik arzuyu en yüksek erdeme ulaşma yolunda başlangıç noktası olarak alır. En yüksek idea olan iyiye ulaşmanın yolunu da cinsel çekimle başlatır. Platon, “bir şeyin bilgisini elde etmek isteyenler için bilinmesi zorunlu olan üç şey vardır,” diye yazar bir mektubunda. “Birincisi ad, ikincisi kavram, üçüncüsü imge.” Bizim Türkçede aşk ve sevgi olarak iki ayrı kelimeyle karşıladığımız durum için İngilizce, Almanca ve Fransızcada tek bir kelime vardır. Oysa Platon’un düşüncelerini ifade ettiği dil olan eski Yunancada aşkı anlatmak için üç temel sözcük kullanılır. Bu sayıyı dörde, hatta altıya çıkaranlar da vardır – bu arada Arapçada aşka altmışa yakın isim verildiği söylenir, ben başkalarının yalancısıyım.

Bu üç sözcük philia, agape ve erostur. Philia geniş bir içeriğe sahiptir ve daha çok arkadaşlar, dostlar arasındaki sevgiyi anlatır. Bunun yanında eşe, çocuklara ve kardeşlere duyulan sevgiyi anlatmak için de kullanılır. Agape, Tanrının çocuklarını sevmesi, insanın Tanrıyı sevmesi ve örneğin insanın komşularını sevmesi için kullanılır – Eski Ahit’in Yunancaya ilk çevrildiği MÖ 270 yıllarında, Tevrat’taki, “komşunu kendini sevdiğin gibi sev!” emrindeki sevme kelimesi agape ile karşılanmıştır. Eros ise, erkekle kadın, erkekle erkek veya kadınla kadın arasındaki duygusal yakınlığı ve seksüel sevgiyi ifade eder. Tutkulu, arzulu yoğun cinsel arzudur erotik aşk. Kimi araştırmacılar bu üç kelimenin yanına storge’yi de eklerler. Storge aile bireylerinin birbirine duydukları sevgiyi ya da merhamet ve şefkati ifade etmek için kullanılır.

Yani eski Yunancada, sevginin yöneldiği nesneleri dikkate alarak ince ayrımlara gidilmiş ve günümüzde aşk dendiğinde yaşanan ve aslında farkında bile olunmayan kafa karışıklığının bir miktar önüne geçilmiştir. Sevginin, aşkın psikolojik kökeni hakkında eserleri olan A.M. Pines ‘love’ kelimesinin, yukarıdaki bütün sevgi çeşitlerinin karşılığı olarak kullanıldığı için, “İngilizcedeki en yorgun kelime,” olduğunu söyler.

Yukarıda Eski Ahit’teki komşuyu sevme emrinden bahsetmiştik. Aynı emir Tanrıyı sevme konusunda da vardır. Ama sevgi – burada agape – yalnızca Tanrı ya da komşu için beslenen bir duygu değildir Tevrat’ta. Neşideler Neşidesinde genç kadın şöyle söyler:

Beni kendi ağızlarının öpüşleriyle öpsün;

Çünkü okşamaların şaraptan daha iyidir.

Kokuca ıtrın ne güzel;

Senin adın kabından dökülen ıtır gibidir;

Bundan ötürü seni kızlar seviyor.”

Sevgilisi ona cevap verir:

Zevkler içinde, ey sevgilim,

Sen ne güzelsin ve ne şirinsin.

Bu senin boyun hurma ağacına,

Memelerin de salkımlara benziyor.

Hurma ağacına çıkayım,

Dallarını tutayım, dedim;

Memelerin üzüm salkımları gibi olsun,

Soluğunun kokusu da elma gibi,

Ve ağzın en iyi şarap gibi…”

Gördüğünüz gibi, bu dizelerin eski Yunanca çevirisinde kullanılan agape kelimesiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Söz konusu olan doğrudan cinsel arzu ve tutkuyu anlatan bir Eros masalı… Eski Ahit’in, eski Yunan üzerinden Hristiyan kültürüne dahil olması, aşk kelimesinin erotik tutkunun yanında Tanrı ve komşu sevgisinin karşılığı olarak kullanılan agape ile karşılanması dolayısıyla, birbirinden oldukça farklı duyguların birbiriyle karıştırılmasına neden olur.

Buna ek olarak Hristiyanlığın, platonik etkiler dolayısıyla da bedensel hazları yadsıması ve bundan dolayı bastırmasıyla aşkın uzun süre yalnızca Tanrıya duyulan aşkla”, onunla bir olma isteği / ihtiyacı ile özdeşleşmesine neden oldu. Ahlaklı olmak, erdem, en yüksek idea olarak iyi, Aristoteles’in dostluk anlayışının sonraki bin yıllara etkisi vb. nedenlerle dünyasal zevklerden uzak durma, kendini Tanrısal aşka adamanın yüceltilmesi, cinsel arzu ve tutkunun bastırılmasına ve yaşandığı zaman da günah olarak damgalanmasına neden olarak insanı en temel bedensel ihtiyaçlarını doyuramayan ve bu nedenle ruhsal olarak da aç bir canlıya dönüştürdü.

İstisnasız bütün dinlerin cinselliği insan yaşamının normal bir parçası olmaktan çıkarmasının etkisi günümüzde de ataerkinin her türlü şiddeti, yaşanamayan cinselliğin bir telafisi olarak kullanması şeklinde kendini göstermektedir.