Ata’ya mektup

Ata’ya mektup

19.05.2026 16:25:00
Güncellenme:
Ata’ya mektup

KONUK YAZAR | Suavi Yardımoğlu, Cumhuriyet Ege için yazdı...

Malum, geçtiğimiz günlerde Atatürk düşmanlığına yeni bir halka eklenerek, okullarımızda gençliğin Ata’sına mektup yazma geleneğine yasak konuldu. Daha sonra da adeta nazire yaparcasına, sanki ikisi de bizim atamız değilmiş gibi “Fatih Sultan Mehmet’e mektuplar” uygulaması bir kentimizde okullarda başlatıldı.

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ölmez eseri “Nutuk” u 3 aylık bir süre zarfında tamamlamıştı. Nutuk 19 Mayıs 1919 -20 Ekim 1927 arası dönemi kapsar.  Yüce önderimizin ”1919 senesi Mayısının 19. günü Samsun’a çıktım” cümlesiyle başlayan Nutuk, “Gençliğe Hitabe” ile bitmektedir. Atatürk bu 9 yıllık süreci ve özellikle Milli Mücadele’yi bizzat birinciağızdan anlattığı eserinde, gelecek nesillere çok önemli tarihi bir kaynağı ve zor durumlarda başvurulacak bir rehberi paha biçilemeyecek bir miras olarak bırakmıştı. 

Nutuk, 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde Ulus'taki Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurul Salonunda gerçekleşen ve yerli ve yabancı basın mensuplarının da katıldığı Cumhuriyet Halk Fırkası'nın İkinci Büyük Kurultayı'nda, altı gün boyunca ve toplamda 36 saat 33 dakikada okunmuştu. Hatta Time bu olaya “Gazi’nin Rekoru” olarak sayfalarında yer vermişti. Yüce önderimiz 20 Ekim 1927’de saat 21.00’de sonlandırdığı “Nutuk”un "Türk Gençliğine Bıraktığım Emanet" adlı son bölümünde “Ey Türk gençliği!” ile başlayıp “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!” diye biten “Gençliğe Hitabe”sini okurken, çok duygulanmış ve gözyaşlarını zaptedememişti.

Mustafa Kemal, bu hitabıyla geçmişte yaşanılan sıkıntıların bir daha tekrar etmemesi için Türk milletinin geleceği olan gençlere siyasi bir vasiyetname bırakmıştı.

Atatürk'ün Nutuk'u, özellikle de Gençliğe Hitabe kısmını okurken çok duygulanması ve gözyaşlarını tutamaması,kamuoyu ve özellikle gençler üzerinde büyük bir heyecan yaratmış ve Türk Milleti atasıyla aynı duygusallığa boğulmuştu. Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı) bu duruma seyirci kalamadı ve 26 Ekim 1927'de aldığı bir karar ile "Gençliğe Hitabe"'nin okullardaki bütün sınıflara asılmasına karar verdi. 

Gençliğin Ata’ya Cevabı, 13 Ocak 1928 tarihinde alınan bir kararla da Türkiye'de sınıflara, okutulan kitaplara ve önemli eğitim kurumlarına konuldu.. O günden, bugünlere Atatürk’ün“Gençliğe Hitabe” sine Türk Gençliğinden Ata’ya yanıt olarak yıldan yıla kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.

Şimdiiii… Gençliğin okullarda “ATA’YA MEKTUP”yazmasını hazmedemeyenler boşuna zahmet etmesin. Türk Gençliği, Ekim 1927’de “Nutuk” un son bölümünde kendilerine siyasi bir vasiyetname bırakan Atası’na, Cumhuriyet’in 10. Yıl kutlamalarında cevabını içeren mektubunu postaya vermiş, sonsuzluk uykusunda ise onun manevi huzurundaki ebedi posta kutusuna, her 19 Mayıs’ta yeniden açılıp okunmak üzere teslim etmişti:

"Ey Büyük Ata,

Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımızı olacaktır.

Ey Türk'ün büyük Ata'sı!

İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız."