Cemil Tugay: İzmir tarımın tarihsel merkezlerinden biri

Cemil Tugay: İzmir tarımın tarihsel merkezlerinden biri

30.04.2026 13:31:00
Güncellenme:
Ece İçmez
Takip Et:
Cemil Tugay: İzmir tarımın tarihsel merkezlerinden biri

İzmir Büyükşehir Belediyesi himayesinde ve İZFAŞ organizatörlüğünde 2 Mayıs'a kadar düzenlenecek olan Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı kapılarını açtı. Fuara İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP Tarım ve Orman Politika Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ve sektör temsilcileri katıldı. Açılış konuşmasını yapan Başkan Cemil Tugay, " İzmir tarımın tarihsel merkezlerinden biridir." dedi.

İzmir’de düzenlenen 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarının açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, kentin tarımsal potansiyeline ve üretim gücüne dikkat çekerek, İzmir’in hem Türkiye hem de dünya tarımı açısından stratejik bir konumda bulunduğunu söyledi. Tarımın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda tarihsel ve kültürel bir değer olduğuna dikkat çeken Tugay, “İzmir ve Anadolu coğrafyası, tarımın başladığı ve geliştiği topraklardır. Tarımın tarihsel merkezlerinden biri. Bu nedenle sahip olduğumuz değeri iyi anlamak, onu emeğe ve ürüne dönüştürmek zorundayız” diye konuştu.

“DÜNYANIN EN GÜZEL ZEYTİNYAĞI BU BÖLGEDE”

Yurt dışında katıldığı bir toplantıda İzmir’i anlattığını belirten Tugay, zeytinyağına ilişkin iddialı ifadeler kullandı. Tugay, “Dünyanın en güzel zeytinyağının bizim bölgemizde üretildiğini söyledim ve bunu ispat etmeye hazır olduğumu ifade ettim. Bu bizim en önemli değerlerimizden biri” dedi. Türkiye’nin zeytin üretimindeki yerine değinen Tugay, “Ülkemizde 200 milyondan fazla zeytin ağacı var. Yıllık 3 milyon 750 bin ton zeytin üretimi yapıyoruz. Ortalama 300 bin ton zeytinyağı ve 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiyoruz. 400 bin aile geçimini doğrudan zeytincilikten sağlıyor. Türkiye, sofralık zeytinde üretim ve ihracatta ilk üçte, zeytinyağında ise ilk beş içinde yer alıyor” ifadelerini kullandı.

“İZMİR YAĞLIK ZEYTİN ÜRETİMİNDE BİRİNCİ”

İzmir’in üretimdeki payına dikkat çeken Tugay, “İzmir, yağlık zeytin üretiminde Türkiye’nin birinci kentidir. Türkiye genel üretiminin yaklaşık yüzde 14’ünü, yağlık zeytinin ise yüzde 18’ini tek başımıza karşılıyoruz. Kentimizde 20 milyonun üzerinde zeytin ağacı bulunuyor ve yaklaşık 520 bin ton üretim yapılıyor” dedi.

SÜT VE BAĞCILIKTA DA GÜÇLÜ POTANSİYEL

Kentin diğer tarımsal alanlardaki gücüne de değinen Tugay, “Büyükbaş hayvan sütü üretiminde Türkiye’nin ikinci kentiyiz. Üreticilerimize çeşitli destekler sağlıyoruz. Bağcılık ve şarap üretiminde de Urla, Seferihisar ve Menderes’te gelişen butik üretimlerle önemli bir potansiyele sahibiz” diye konuştu.

“TARIM ARTIK ÇOK BOYUTLU BİR ALAN”

Tarımın yalnızca üretimle sınırlı olmadığını belirten Tugay, sürecin bütüncül ele alınması gerektiğini ifade etti. Tugay, “Tarım artık sadece üretim değil. Ürettiğimizi işlemek, markalaştırmak, doğru tanıtmak ve katma değer yaratmak gerekiyor. Teknoloji ve işleme kapasitesiyle birlikte üretim anlam kazanıyor” dedi.

Küresel ekonomik zorluklara rağmen fuara katılımın arttığını vurgulayan Tugay, “Dünya ticaretindeki zorluklara ve yaşanan krizlere rağmen bu fuarı büyüterek sürdürüyoruz. Katılımın artması doğru yolda olduğumuzu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

“KATILIMCI YÖNETİM ANLAYIŞIYLA ÇALIŞIYORUZ”

Konuşmasının sonunda yerel yönetim anlayışlarına değinen Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerden akademisyenlere, sivil toplum kuruluşlarından kamu kurumlarına kadar tüm paydaşları bir araya getirerek katılımcı bir yönetim anlayışıyla çalışıyoruz” dedi.

İZMİR KATILIMCI YEREL YÖNETİMDE ÖRNEK OLUYOR

Cemil Tugay, kentin katılımcı yerel yönetim anlayışıyla dünyada öne çıktığını söyledi. Tugay, “Şu anda İzmir’de bizim yürüdüğümüz yol kadar etkili ve hızlı yürüyen başka bir şehir yok. İzmir, katılımcı yerel yönetim anlamında dünyada fark yaratmakta olan bir şehir” dedi.

“YURTTAŞLAR KARARLARA DAHİL OLMALI”

Toplumsal katılımın önemine vurgu yapan Tugay, yalnızca seçimlerde oy vermenin yeterli olmadığını belirtti. Tugay, “Bu sadece sandığa gidip oy vermekle olmaz. Yaşamımızda alınan kararlara etkin bir şekilde dahil olmanız gerekiyor. Bundan sakın erinmeyin, bu sizin en doğal hakkınız” diye konuştu.

GENÇLERE ÇAĞRI: “DAHA CESUR VE GİRİŞKEN OLUN”

Gençlere özel bir mesaj da veren Tugay, Türkiye’nin geleceğinin onların elinde olduğunu ifade etti. Tugay, “Daha cesur, daha girişken, ülkesine sahip çıkan insanlar olmanız lazım. Çalışmadan hiçbir şeyin olmadığı bir gerçek ama çalışmanızın önünde engel varsa o engeli de kaldırmanız gerekir” ifadelerini kullandı.

“KONSEYLER HERKESE AÇIK”

İzmir’de farklı alanlarda kurulan konseylerin önemine değinen Tugay, bu yapıların katılıma açık olduğunu söyledi. Tugay, “Tarım konseyimiz var, gıda konseyimiz var. İzmir’de bir zeytin konseyi de var ve bu konsey ilgi duyan herkese açık. Bu toplantılarda üretimi, verimliliği ve iş birliklerini konuşuyoruz” dedi.

“MARKALAŞMA SAĞLANMAZSA EMEK KARŞILIĞINI BULMAZ”

Üretimde katma değerin artırılması gerektiğini vurgulayan Tugay, markalaşmanın önemine dikkat çekti. Tugay, “Ürettiğimiz ürünü markasız ihraç ediyoruz, başka ülkeler markalayıp daha yüksek fiyatla satıyor. Eğer biz markalaşmayı ve pazarlamayı başaramazsak emeğimizin karşılığını alamayız” diye konuştu.

KOOPERATİFLERE 694 MİLYON LİRALIK DESTEK

Kooperatiflerin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara da değinen Tugay, önemli destekler sağlandığını belirtti. Tugay, “Sadece geçen yıl kooperatiflerimize 694 milyon liralık destek sağladık. Bunu daha da ileriye taşıyacağız” dedi.

“TÜRKİYE KENDİ ÇOCUKLARIYLA ŞİFA BULACAK”

Konuşmasının sonunda Tugay, Türkiye’nin sorunlarının yine kendi insanı tarafından çözüleceğini ifade etti. Tugay, “Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak. Bunu her yerde söyleyeceğim ve üzerine basa basa tekrar edeceğim” ifadelerini kullandı.

SOLAKOĞLU: MARKALAŞMADAN KAZANÇ OLMAZ

Tarım ve gıda politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sencer Solakoğlu, Türkiye’nin üretimde güçlü olmasına rağmen markalaşma eksikliği nedeniyle katma değer yaratamadığını söyledi. Solakoğlu, “Tanınan, bilinen bir tane markamız yok. Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz” dedi.

“FASON ÜRETİMLE HAMMALLIK YAPIYORUZ”

Türkiye’nin makarna üretiminde dünyada üst sıralarda yer aldığını ancak bunun ekonomik karşılığının alınamadığını vurgulayan Solakoğlu, “Dünya lideri İtalya’nın arkasından en çok makarnayı üreten Türkiye genellikle private label veya fason çalışıyor. Aslında hammallık yapıyoruz” diye konuştu.

“YANLIŞ DESTEK POLİTİKALARI UYGULANIYOR”

Üreticiye verilen desteklerin yanlış kurgulandığını ifade eden Solakoğlu, “İnsanlar üretimin desteklenmesini sadece fiyat artışıyla ilişkilendiriyor. Süt artarsa üretim artar sanılıyor ama bu yanlış. Doğru olan, üretimin para kazandığı ve markalaşmanın desteklendiği bir sistemdir” ifadelerini kullandı.

PARMEZAN ÖRNEĞİYLE MARKALAŞMA VURGUSU

İtalya’nın peynirde markalaşmayı başardığını belirten Solakoğlu, “Parmesan tek başına tüketilmesi zor bir peynir ama doğru kooperatifleşme ve devlet desteğiyle dünyaya tanıtıldı. Bizim daha kaliteli peynirlerimiz var ama markalaştıramıyoruz” dedi.

“STANDART YOKSA MARKA OLMAZ”

Türkiye’de ürün standardizasyonunun eksik olduğuna dikkat çeken Solakoğlu, “Ezine peynirinde bile iki farklı yerde aynı kaliteyi bulamıyorsunuz. Çünkü standart yok. Oysa parmezanda standartlar sıkı şekilde denetleniyor” diye konuştu.

“MARKA HİKAYE SATAR, SADECE KALİTE YETMEZ”

Dünya markalarının kaliteyi değil hikâyeyi sattığını belirten Solakoğlu, “Nike ya da Adidas ‘en iyi malzemeyi kullanıyoruz’ demiyor, ‘sen de yapabilirsin’ diyor. Biz ise sadece kaliteyi anlatıyoruz” dedi.

“TÜRKİYE DEĞERİNİ PAZARLAYAMIYOR”

Türkiye’nin sahip olduğu tarımsal zenginlikleri markalaştıramadığını ifade eden Solakoğlu, “Giresun fındığı dünyanın en iyisi ama Amerikalılar Oregon fındığını markalaştırdı. Idaho patatesi gibi örneklerle katma değer yaratıyorlar” dedi.

“MERDİVEN ALTI TEŞVİK EDİLİYOR”

Kaliteli üretim yapanların zorlandığını belirten Solakoğlu, “Merdiven altı üretim teşvik ediliyor. Doğru ve kaliteli üretim yapanlar ise daha fazla denetime tabi tutuluyor” ifadelerini kullandı.

“TÜRK MUTFAĞI DÜNYAYA TANITILMALI”

Gastronominin Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu söyleyen Solakoğlu, “Turizmi pazarladık ama mutfağımızı tanıtamadık. Sadece dönerle anılıyoruz. Oysa zeytinyağlılarımız, Ege ve Antep mutfağımız dünyaya açılmalı” dedi.

“GASTRONOMİ GELİRİ TURİZMİ GEÇEBİLİR”

Doğru vizyon ve destekle gıda sektörünün turizmi geçebileceğini savunan Solakoğlu, “Türkiye gastronomiyle turizmden daha fazla gelir elde edebilir” diye konuştu.

“AMAÇ DAHA FAZLA DEĞİL, DAHA KÂRLI ÜRETİM”

Tarım politikalarında üretim miktarından çok katma değerin önemli olduğunu belirten Solakoğlu, “Daha fazla üretmek değil, daha kârlı üretmek ve katma değerli satmak gerekiyor” dedi.

“PLANLAMA YOK, KRİZ VAR”

Hayvancılıkta yaşanan sorunlara değinen Solakoğlu, “2015’te hayvan satamıyorduk, bugün hayvan bulamıyoruz. İthalat gemilerini takip ediyoruz. Bu plansızlığın sonucudur” ifadelerini kullandı.

“SÜT BİLE PROBLEM OLARAK GÖRÜLÜYOR”

Tarım yönetimini eleştiren Solakoğlu, “Sütü çözüyoruz et problem oluyor, eti çözüyoruz süt problem oluyor anlayışıyla ilerleme sağlanamaz” dedi.

“DENETİM VE EĞİTİM ŞART”

Başarının temelinde denetim ve eğitim olduğunu vurgulayan Solakoğlu, “Standartlar sağlanır, üretici eğitilir ve kalite korunursa Türkiye hem kendine yeter hem de güçlü bir ihracatçı olur” diye konuştu.

“İHRACAT KARARLARI BİR GECEDİ YOK EDİLİYOR”

İhracat politikalarındaki ani kararları eleştiren Solakoğlu, “Bir gecede ihracat kapatılıyor. Sanayicinin, çiftçinin emeği yok ediliyor” dedi.

“FİYATI BASKILAYARAK DEĞİL, ARZI ARTIRARAK BAŞARI SAĞLANIR”

Fiyat kontrol politikalarına karşı çıkan Solakoğlu, “Fiyatları baskılayarak değil arzı artırarak başarıya ulaşırız” ifadelerini kullandı.

LABORATUVAR ÇALIŞMALARI STANDARTLAŞMA İÇİN ÖNEMLİ”

Muğla’da yürütülen çalışmaları örnek gösteren Solakoğlu, “Ahmet Başkanımızın Muğla Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurduğu laboratuvarda polifenol oranları, tağşiş ve kalite ölçümleri yapılıyor. Bu, standartlaşma açısından iyi bir başlangıç” dedi.

Bu tür uygulamaların yaygınlaşması gerektiğini belirten Solakoğlu, tarım ve gıda sektöründe kaliteyi artırmanın yolunun bilimsel ölçüm ve denetimden geçtiğini ifade etti.

“ARZ DÜŞERSE FİYATIN DÜŞMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

Gıda fiyatlarındaki artışın temel nedeninin arz daralması olduğunu vurgulayan Solakoğlu, uygulanan politikaların üretimi olumsuz etkilediğini söyledi. Solakoğlu, “Fiyat baskısıyla üretimi kısıtlarsanız arz düşer. Arzı düşen bir ürünün fiyatının düşmesi mümkün değil” diye konuştu.

Tavuk sektöründen örnek veren Solakoğlu, bazı büyük üretim tesislerinin kapasite düşürdüğünü belirterek bunun doğrudan fiyat artışına yol açtığını dile getirdi.

“SADECE PARA POLİTİKASIYLA ÇÖZÜLMEZ”

Ekonomi yönetiminin gıda enflasyonunu yalnızca para politikasıyla çözmeye çalıştığını ifade eden Solakoğlu, bu yaklaşımı eleştirdi. Solakoğlu, “Türkiye’nin gıda enflasyonu sadece para politikasıyla çözülemez. Üretimi artırmak zorundayız” dedi.

“HAMALLIK DEĞİL, KATMA DEĞERLİ ÜRETİM”

Türkiye’nin üretim gücüne rağmen yeterince kazanç elde edemediğini belirten Solakoğlu, markalaşma eksikliğine dikkat çekti. Solakoğlu, “Unumuz var, şekerimiz var, yağımız var ama bunu helvaya çevirecek doğru yönetime ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. Katma değerli üretim ve markalaşmanın önemine vurgu yapan Solakoğlu, Türkiye’nin fason üretimden çıkması gerektiğini söyledi.

“PARTİ ÇIKARLARI ÜLKE ÇIKARLARININ ÖNÜNE GEÇTİ”

Ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerini sürdüren Solakoğlu, “Mevcut iktidarda parti çıkarlarının ülke çıkarlarının önüne geçtiğini görüyoruz” dedi. Farklı kesimlerin bir araya gelerek ortak akılla çözüm üretmesi gerektiğini belirten Solakoğlu, daha kapsayıcı bir yönetim anlayışı çağrısında bulundu. Konuşmasının sonunda birlik ve dayanışma mesajı veren Solakoğlu, “Farklı görüşlerin bir araya geldiği, hoşgörünün hâkim olduğu ve bu farklılıktan zenginlik doğuran bir Türkiye mümkün” ifadelerini kullandı.